Emek Partisinin çağrısıyla bir araya gelen işçi ve emekçiler: Sefalet ücretini kabul etmiyoruz

Emek Partisinin çağrısıyla bir araya gelen işçi ve emekçiler: Sefalet ücretini kabul etmiyoruz

Emek Partisinin çağrısıyla bir araya gelen işçi ve emekçiler: Sefalet ücretini kabul etmiyoruz

Emek Partisinin çağrısıyla meydanlarda bir araya gelen işçi ve emekçiler, “Açlık sınırının altında asgari ücreti, sefalet dayatmasını kabul etmiyoruz” diyerek asgari ücret zammına tepki gösterdi.

Asgari ücrete yönelik tepkiler meydanlarda da dile getirildi. Emek Partisinin çağrısıyla yapılan açıklamalara katılan işçi ve emekçiler “Açlık sınırının altında asgari ücreti, sefalet dayatmasını kabul etmiyoruz” dedi.

İşçiler yoksulluk sınırında ücret isterken, yeni ücretin açlık sınırının dahi altına çekildiğine dikkat çekilen açıklamalarda, sermaye iktidarına ve programına karşı, insan onuruna yaraşır bir ücret için birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

“Cumhuriyet tarihinde ilk kez açlık sınırı altında belirlendi”

Emek partisi İstanbul İl Örgütünün çağrısıyla Bakırköy Özgürlük Meydanında bir araya gelen işçi ve emekçiler, “insanca ücret, vergide adalet” ve “Genel grev genel direniş” sloganları attı.  Eylemde, 28 bin 75 TL olarak belirlenen asgari ücrete karşı insan onuruna yakışır düzeyde yaşanacak bir ücret için ortak mücadele çağrısı yapıldı.

Basın açıklamasında konuşan Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, “Asgari ücret Cumhuriyet tarihinde ilk kez açlık sınırının altında belirlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü açıklamasında ‘86 milyonun yanındayız’ dedi. 91 çocuğun fabrikalarda atölyelerde öldüğünü bilmiyorlar mı” İfadeleriyle tepki gösterdi.

Emek Partisinin çağrısıyla bir araya gelen işçi ve emekçiler: Sefalet ücretini kabul etmiyoruz
Andaç Aydın Arıduru / Evrensel

“Fabrika fabrika örgütlenelim”

“Sarayın ışıkları yansın diye milyonlarca işçi ve emekçinin ocağı sönüyor” diyen Aslan, saray rejiminin lüks ve şatafattan asla tasarruf etmediğine, 2026 bütçesinde harcamalara devam edilirken patronlara verilen teşviklere son hız devam edildiğine vurgu yaptı.

Asgari ücret komisyonunda yer almayan konfederasyonlara, “Günaydın. Komisyon demokratik değil. Peki örgütlü olduğunuz iş yerlerinde, genel ücret haline gelen asgari ücret için örgütlendiniz mi” sorusunu yönelten Aslan tüm işçi ve emekçilere insanca yaşanacak bir asgari ücret için birleşik mücadele yapma çağrısı yaptı.

Aslan, “Tüm sanayi sitelerinde fabrika fabrika örgütlenelim. Bu asgari ücreti kabul etmiyoruz. Şalter inmedikçe üretimden gelen güç kullanmadıkça bileceğiz ki her gün bu saldırıların devamı gelecek” ifadelerini kullandı.

Katılımcılar açıklamanın ardından “Genel grev genel direniş” sloganları ile tüm işçi ve emekçilere çağrıda bulundu.

Emek Partisinin çağrısıyla bir araya gelen işçi ve emekçiler: Sefalet ücretini kabul etmiyoruz

“İşçiye sefalet, patronlara sınırsız sömürü”

Kayseri’de de Emek Partisi Kayseri İl Örgütünün çağrısıyla işçiler, Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi. Açıklamaya, Kayseri Emek ve Demokrasi güçleri de katıldı. Açıklamada, “Kayseri’de fabrikalarda, atölyelerde çalışan yüzbinlerce işçi açlık ile boğuşuyor. Ev kirasını, faturalarını ödemekte zorlanıyor emekçiler. Evine her gün ne götüreceğini düşünüyor” dedi.

Açıklamayı okuyan Emek Partisi Kayseri İl Başkanı Ahmet Akarsu, “İşçiler bir yıl boyunca 28 bin 75 TL ücretle çalışmak zorunda bırakılacak. Buna karşın sarayın bir günlük harcaması 58 milyon TL. Asgari ücretli, günlük kazancıyla bir kilo et bile alamazken saray milyonları harcıyor” ifadelerini kullandı.

“28 bin 75 TL ile bir ay geçinebilir misiniz”

AKP bürokratlarına seslenen Akarsu, “Erdoğan’a, AKP’nin vekillerine, bakanlarına, il başkanlarına, belediye başkanlarına aklınıza kim geliyorsa onlara bir soru soruyoruz, 28 bin 75 TL belirlediğiniz asgari ücret ile bir ay geçinebilir misiniz?” diye sordu.

Asgari ücret belirleme sürecinde sendikaların, komisyonda yer almamasına da değinen Akarsu, “Sanki komisyonun yapısını yeni keşfetmişler gibi davrandılar. Yapılması gereken, milyonlarca işçiyi talepler etrafında birleştirmek ve işçi sınıfını örgütlemek iken; adeta sorumluluklarını üzerlerinden atıp kenara çekildiler. Belirlenen sefalet ücretinde sendikal bürokrasinin sorumluluğu az değildir” diye konuştu.

“Kayseri’de işçiler açlıkla boğuşuyor”

Açlık sınırının 30 bin TL’ye dayandığını belirten Akarsu, “Belirlenen ücret açlık sınırının altındadır. Yoksulluk sınırının ise ancak dörtte birine denk gelmektedir. Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan tamamen çıkarıldığını açıkça göstermektedir. Kayseri’de fabrikalarda, atölyelerde çalışan yüzbinlerce işçi açlık ile boğuşuyor. Ev kirasını, faturalarını ödemekte zorlanıyor emekçiler. Evine her gün ne götüreceğini düşünüyor. Sendikalaşmak isteyen, zam isteyen işçiler kapı önüne konuyor! Çarşı-pazar, market fiyatları el yakıyor. Ama asgari ücret 28 bin 75 TL. Çünkü neden? Sermayedarlar ve saray istediği için” dedi.

Emek Partisi Kayseri İl Örgütü adına seslenen İl Başkanı Ahmet Akarsu, “Bu sefalet ücretini tanımıyoruz. İşçilerin açlığa mahkûm edilmesini, emeğin ucuzlatılmasını, sermayenin kârı için halkın yoksullaştırılmasını kabul etmiyoruz.  Asgari ücret, insanca yaşamı güvence altına alacak düzeyde olmalı.İşçi sınıfının ve emekçilerin kurtuluşu, bu düzenin dayattığı açlık politikalarına boyun eğmekte değil; birlikte, örgütlü ve kararlı bir mücadeleyi büyütmekte yatmaktadır. Tüm işçi ve emekçileri, sefalet düzenine karşı omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz” diye konuştu.

    

İzmir eylemi
Emirhan Durmaz / Evrensel

Emek Partisi İzmir İl Örgütü: “İnsanca yaşayacak ücret için mücadeleye”

İzmir’de de Çiğli’de yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Çiğli Kasaplar Meydanı’nda Emek Partisi İzmir Örgütünün çağrısıyla bir araya gelinen eylemde, “Asgari değil insanca yaşam”, “Sefalet ücreti istemiyoruz”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” ve “İş, ekmek, özgürlük” sloganları eşliğinde Çiğli Belediyesi önüne yüründü. Burada gerçekleştirilen açıklamada basın metnini EMEP İzmir İl yöneticisi Emre Gökmen okudu.

“Saray rejimi milyonlarca işçiyi açlığa mahkûm etti”

Asgari ücretin, Türk-İş’in açıkladığı 29 bin 828 TL’nin altında kaldığını hatırlatan Gökmen, “Bu ücret, milyonlarca işçiyi açlığa mahkûm etti. Saray rejimi uluslararası sermaye kuruluşlarının, yerli ve yabancı tekellerin daha fazla kâr ve daha düşük ücret taleplerini esas almış; işçilerin yaşam koşulları bilinçli biçimde görmezden gelinmiştir” ifadelerini kullandı.

Asgari ücret görüşmelerinde işçilerin taleplerinin masada olmadığına dikkat çeken Gökmen, “Patron ve hükümet temsilcileri sermayenin çıkarlarını gözetmiş, patrona kâr, işçiye açlık demiştir” dedi.

“Sendika konfederasyonları da sorumludur”

Açıklanan sefalet ücretinden sendika konfederasyonlarının da sorumlu olduğunu kaydeden Gökmen, “Komisyona sözde tepki göstererek görüşmelere dahil olmayan sendika konfederasyonları milyonlarca işçinin sorumluluğunu üstünden atmıştır. Sermayenin karşısına dikilmek yerine kenardan izlemeyi seçmişlerdir” diye konuştu.

“Sarayın bir günlük harcaması 58 milyon TL”

Asgari ücret ile saray harcamalarını karşılaştıran Gökmen, “Saray rejimi bir yıl boyunca işçileri 28 bin 75 TL’ye mahkûm ederken sarayın sadece bir günlük harcaması 58 milyon TL’dir. Patronlar servetlerini katlarken işçilerin sofrasına bir ekmek dahi fazladan giremeyecektir” ifadelerini kullandı.

“MESS dayatması olarak karşımıza çıkacak”

2026 bütçesiyle kaynakların teşvik ve vergi indirimleriyle patronlara aktarıldığını söyleyen Gökmen, “Asgari ücrete yapılan yüzde 27,53’lük zam oranı şimdi toplu iş sözleşmesi olan onlarca işyerinde patronlar tarafından işçilere dayatılacaktır” dedi.

MESS grup toplu sözleşmesi süren metal işçilerine seslenen Gökmen, “Bugün bu sefalet zammı yarın MESS dayatması olarak karşımıza çıkacak. Bu nedenle hem sefalet ücretine hem de MESS dayatmasına karşı mücadeleyi büyütmek büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

“Ücretler açlık sınırının yüzde 18 altında”

Türkiye’de çalışanların yarıdan fazlasının asgari ücret ve civarında çalıştığını belirten Gökmen, “11 milyondan fazla işçi, asgari ücretin yüzde 20 fazlası ve altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor. 2025 yılında asgari ücretin yıllık alım gücü kaybı 50 bin TL’yi aşmış, ücretler açlık sınırının yüzde 18, yoksulluk sınırının ise yüzde 76 altında kalmıştır” dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na seslenen Gökmen, “Bekâr bir işçinin aylık yaşam maliyeti 35 bin liranın üzerine çıkmışken, bir ailenin kira, fatura, beslenme, ulaşım ve okul masrafı gibi en temel giderlerinin 28 bin 75 TL ile nasıl karşılanacağını çıkıp açıklayın” ifadelerini kullandı.

MESEM uygulamasıyla çocuk işçiliğin yaygınlaştırıldığını belirten Gökmen, “Geçen yıl 71 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu yıl henüz tamamlanmadan ölen çocuk işçi sayısı 90’a ulaştı. Her iki günde bir çocuk çalışırken ölüyor” dedi.

“Bu sefalet ücretini tanımıyoruz”

Açıklamanın sonunda Emek Partisi adına çağrıda bulunan Gökmen, “Milyonlarca işçiyi açlığa mahkûm edecek bu sefalet ücretini tanımıyoruz. Asgari ücret insanca bir yaşam sürebilmeyi güvence altına alacak düzeyde olmalı; yalnızca bir işçinin değil bir ailenin geçimini sağlaması esas alınmalıdır. Senede bir kez değil en az dört kez güncellenmeli, enflasyona ezdirilmemelidir. Asgari ücreti hükümet ve patronların değil işçilerin belirleyeceği komisyonlar saptamalıdır” ifadelerini kullandı.

Son olarak Gökmen, insanca yaşanacak ücret ve çalışma koşulları için, İzmir’deki tüm işçi ve emekçilere birleşik, örgütlü ve kararlı mücadeleyi yükseltme çağrısı yaptı.

    

Bir grup insan şehir meydanında toplanmış, bazıları kırmızı EMEP bayrakları taşıyor, diğerleri
Evrensel

“Sermayenin ihtiyaçları ess alınıraken işçilerin yaşam koşulları hiçe sayıldı”

Emek Partisi Eskişehir İl Örgütü çağrısıyla bir araya gelen işçi ve emekçiler, Kanatlı AVM önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada sermayeye bütçe ayrılması söz konusu olduğunda sarayın devasa kaynaklar ile seferber olduğu, işçi ve emekçilerin payına düşenin ise sefalet koşullarına itildiği vurgulandı.

Emek Partisi adına basın açıklamasını okuyan Eskişehir İl Örgütü Başkanı Ceren Kökoğlu işçilere reva görülen koşulları, “Asgari ücretli, günlük kazancıyla bir kilo et bile alamazken saray milyonları harcıyor. Bir tarafta işçinin emeği, alın teri üzerinden ortaya çıkan yüksek kârlar, kazanılan milyarlar; diğer tarafta açlık ve yoksulluk. İşte saray düzeninin işçi ve emekçilere reva gördüğü yaşam koşulu budur. Bir tarafta saraylar, bir tarafta yoksul kulübeleri” dedi.

İşçi tarafını temsilen görüşmelere katılmama kararı alan Türk-İş’in üzerindeki yükümlülüğü göz ardı ederek sefalet ücretinin belirlenmesinde sorumlu olduğunu vurgulayan Kökoğlu, “Asgari ücret belirleme sürecinde sendikalar, komisyonun yapısının antidemokratik olduğunu söyleyerek toplantılara katılmadılar. Yapılması gereken, milyonlarca işçiyi talepler etrafında birleştirmek ve işçi sınıfını örgütlemek iken; adeta sorumluluklarını üzerlerinden atıp kenara çekildiler. Belirlenen sefalet ücretinde sendikal bürokrasinin sorumluluğu az değildir. Sadece konuşmak, sadece eleştirmek yetmez. Sorumluluk almak, sarayın ve sermayenin karşısına dikilmek, milyonları mücadeleye çekmek gerekirken adeta top taca atılmış, sorumluluktan kaçılmıştır” sözlerini kullandı.

“Kurtuluşumuz açlık politikalarına karşı örgütlü mücadele ile mümkün”

Açıklamanın sonunda Kökoğlu asgari değil insanca yaşanacak bir ücret için işçi ve emekçilere mücadele çağrısında bulundu:

“Bu sefalet ücretini tanımıyoruz. İşçilerin açlığa mahkûm edilmesini, emeğin ucuzlatılmasını, sermayenin kârı için halkın yoksullaştırılmasını kabul etmiyoruz. Asgari ücret, insanca yaşamı güvence altına alacak düzeyde olmalı; insanca yaşama koşullarında bir geçimi esas almalı, yılda en az dört kez güncellenmeli ve toplu pazarlık mekanizmaları güçlendirilmelidir. Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş yasa tasarısı Meclis Genel Kurulu’na getirilerek yasallaştırılmalıdır. İşçi sınıfının ve emekçilerin kurtuluşu, bu düzenin dayattığı açlık politikalarına boyun eğmekte değil; birlikte, örgütlü ve kararlı bir mücadeleyi büyütmekte yatmaktadır. Tüm işçi ve emekçileri, sefalet düzenine karşı omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz.”

    

Gece vakti meydanda toplanmış, çeşitli yaş ve cinsiyetten insanlar
Bursa/Evrensel

Bursa’da asgari ücret eylemi: Sefalet dayatmasını kabul etmiyoruz

İşçi ve emekçiler Bursa’da da bir araya geldi. Yapılan eylemde “açlık sınırının altında asgari ücreti, sefalet dayatmasını kabul etmiyoruz” denildi. Fomara Meydanı’nda yapılan açıklamayı Ülkü Işık okudu.

Saray rejiminin bir kez daha asgari ücreti tırpanlayarak, açlık sınırının altında bir ücret belirlemesine tepki gösteren Işık, “İşçiler bir yıl boyunca 28 bin 75 TL ücretle çalışmak zorunda bırakılacak. Buna karşın sarayın bir günlük harcaması 58 milyon TL. Asgari ücretli, günlük kazancıyla bir kilo et bile alamazken saray milyonları harcıyor. Asgari ücret belirleme sürecinde sendikalar, komisyonun yapısının antidemokratik olduğunu söyleyerek toplantılara katılmadılar. Sanki komisyonun yapısını yeni keşfetmişler gibi. Belirlenen sefalet ücretinde sendikal bürokrasinin sorumluluğu az değildir. Sadece konuşmak, sadece eleştirmek yetmez. Sorumluluk almak, sarayın ve sermayenin karşısına dikilmek, milyonları mücadeleye çekmek gerekirken adeta top taca atılmış, sorumluluktan kaçılmıştır” ifadelerini kullandı

“Türkiye, Avrupa’da asgari ücretin en düşük olduğu ülkeler arasına”

Asgari ücretin belirlenme sürecinin, işçilerin taleplerini yok sayan, demokratik olmaktan uzak ve tamamen sermaye lehine işletilen bir sürece dönüştüğünü vurgulayan Işık, “Türkiye, Avrupa’da asgari ücretin en düşük olduğu ülkeler arasına itilmiştir. 2015 yılında Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip 14 AB ülkesi varken, bugün bu sayı yalnızca ikiye düşmüştür. Bu durum, iktidarın övündüğü ‘büyüme’nin emekçiler için hiçbir anlam ifade etmediğinin somut göstergesidir. Asgari ücret, insanca yaşamı güvence altına alacak düzeyde olmalı; insanca yaşama koşullarında bir geçimi esas almalı, yılda en az dört kez güncellenmeli ve toplu pazarlık mekanizmaları güçlendirilmelidir. Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş yasa tasarısı Meclis Genel Kurulu’na getirilerek yasallaştırılmalıdır. Şehrimiz Bursa, metalden gıdaya, tekstilden petrokimyaya kadar neredeyse tüm iş kollarında en büyük tekellerin fabrikalarının olduğu bir şehirdir. Buna karşılık yüzbinlerce Bursalı işçi ise açlığa ve sefalete mahkum edilmektedir. Üreten bizken neden giderek yoksullaşan da biziz? Ürettiğimizden payımızı istiyoruz. Bursa’da toplamda yüz bin civarı işçi sendikalı. Başta Bursa olmakta üzere tüm işçi sendikalarını, tüm işçileri birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    

Gece saatlerinde şehir meydanında toplanmış bir grup insan, ellerinde kırmızı, sarı ve mavi siyasi parti bayrakları ile iki büyük pankart tutuyor, bir erkek pankart okuyor, pankartlarda asgari ücret talepleri ve Adana Emek ve Demokrasi Platformu mesajları yer alıyor.
Evrensel

Adana Emek ve Demokrasi Platformu: Çalışanların yüzde 53’ü asgari ücretli

Adana Emek ve Demokrasi Platformu çağrısıyla Atatürk Parkı’nda bir araya gelen emekçiler, açlık sınırının altında belirlenen ücrete tepki göstererek İnönü Parkı’na yürüdü. Burada yapılan basın açıklamasını platform adına Tugay Bek okudu.

Resmi açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığını, açıklanan asgari ücretin ise bunun yaklaşık 2 bin TL altında kaldığını vurgulayan Bek, “Tarihimizde ilk kez asgari ücret açlık sınırının altında kaldı. Türkiye’de çalışanların yüzde 53’ü asgari ücretle çalışıyor. Bu karar, çalışanların yarısını açlık sınırının altındaki bir yaşama mahkum etmek demektir” dedi.

“Açlık sınırının altındaki asgari ücret tüm ücretleri aşağı çekiyor”

Asgari ücrete yapılan zammın yalnızca asgari ücretlileri değil, tüm ücretleri etkilediğine dikkat çeken Bek, elektrikten doğalgaza, temel tüketim ürünlerinden hizmetlere kadar art arda gelen zamların yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığını ifade etti. Asgari ücretin Şubat ayından itibaren geçerli olacağına işaret eden Bek, “Daha yıl başlamadan açıklanan ücret açlık sınırının altında kaldı. Şubat ayına kadar yeni zamlar da gelecek” diye konuştu.

Asgari ücretin çalışanların bakmakla yükümlü olduğu kişiler dikkate alınmadan belirlendiğini ifade eden Bek, “Bu parayla kim geçinebilecek?” diye sorarak “İşçi kirasını mı ödeyecek, çocuğunu mu doyuracak, borcunu mu kapatacak? Bu ücret temel yaşam ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzak” ifadelerini kullandı.

“Tekellerin açlık ücretine karşı birleşelim”

Belirlenen ücretin yoksulluk sınırının dörtte biri düzeyinde olduğuna dikkat çeken Bek, iktidarın büyüme ve istatistik söylemlerini eleştirerek “Sıra işçilere gelince ‘hedeflenen enflasyon’, ‘ülke çıkarları’ deniyor. Patronlara vergi muafiyetleri, teşvikler ve krediler sağlanırken işçilere açlık ve sefalet ücreti dayatılıyor” dedi. Asgari ücretin belirlenmesinde emekçilerin talepleri yerine sermaye çevrelerinin beklentilerinin esas alındığını ifade eden Bek, düşük ücret politikasının yerli ve yabancı tekellerin karlarını artırmayı hedeflediğini belirterek “Bu açlık ücretini kabul etmiyoruz. Sermaye düzenine karşı birleşelim. İnsanca yaşam ancak mücadele ve örgütlü güçle mümkün” dedi.

    

Gece saatlerinde Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu üyelerinin 28.075 TL asgari ücretin yoksulluk, sefalet ve kölelik anlamına geldiği ve insanca yaşam talebiyle düzenlediği protesto yürüyüşü, Türk bayrakları ve pankartlar taşıyan insanlar.
Evrensel

Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu: Asgari değil insanca yaşam

Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla “Asgari değil insanca yaşam” talebi ile İzmit Belediye İşhanı önünde bir araya gelen emekçiler, İzmit İnsan Hakları Parkı’na yürüdü. Kitle, burada basın açıklaması yaparken, açıklamayı Kocaeli Emek ve Demokrasi Platformu adına Büro Emekçileri Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Yeliz Yılmaz Karstarlı okudu.

Karstarlı iktidar ve patron mutabakatı ile emekçilerin yok sayıldığını belirterek “Her şeyden önce bu mutabakat her zaman olduğu gibi iktidarın ve patronların mutabakatıdır. Asgari ücretliler başta olmak üzere alın teri açlık sınırının altında bırakılan, her geçen gün daha da yoksullaştırılan milyonlar, kendi yaşamlarına ilişkin can alıcı bir meselede bir kez daha iktidar-patron mutabakatının kurbanı haline getirilmiştir.” dedi.

Açlık sınırının 39.000 lira, yoksulluk sınırının 97.000 lira olduğunu hatırlatan Karstarlı açıklanan ücret ile işçilerin büyümeden yine payını alamadığını, açlık sınırının altında kalan ücretin milyonların karnını bile doyurmayacağını söyledi.

“Asgari ücret belirlenirken işçiler olmasa da olur” diyen bir zihniyetin patronlarla bir olup milyonların sesinin duymazdan gelindiğini ifade eden Karstarlı “Sermaye kâr rekorları kırarken işçileri açlıkla mücadele etmeye zorlamaktadır. Ancak bu düzen böyle gitmeyecek! Bu düzeni değiştirecek olan işçilerdir, işçilerin örgütlü gücüdür. İşçiler örgütlenerek, sendikalı olarak asgari ücret dayatmasından kurtulacaktır” dedi.

Açıklamada “Asgari değil insanca yaşam”, “Sefalete teslim olmayacağız”, “Genel grev, genel direniş” sloganları atıldı.

    

emep
Evrensel

Ankara Mamak’ta asgari ücret eylemi

Ankara’nın Mamak ilçesinde düzenlenen eylemde konuşan Mamak İlçe Başkanı Rıza Ercan, belirlenen asgari ücretin açlık sınırının altında olduğunu vurgulayarak ‘Bu düzen değişmeli’ çağrısı yaptı.

Mamak’ta bir araya gelen işçi ve emekçiler, 2026 yılı için belirlenen asgari ücrete tepki gösterdi. Eylemde konuşan Mamak İlçe Başkanı Rıza Ercan, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan çıkarıldığını, milyonlarca çalışanın açlığa mahkûm edildiğini söyledi.

Ercan, sarayın günlük harcamaları ile asgari ücretlinin yaşam koşulları arasındaki uçuruma dikkat çekerek şunları dile getirdi:

“İşçiler bir yıl boyunca 28 bin 75 TL’ye mahkûm ediliyor. Asgari ücretli günlük kazancıyla bir kilo et bile alamazken, saray milyonları harcıyor. Bir tarafta emeğin üzerinden elde edilen milyarlar, diğer tarafta yoksulluk ve açlık var. Bu düzenin adı budur.”

“Sendikal bürokrasi sorumluluktan kaçtı”

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının antidemokratik olduğunu belirten Ercan, sendikaların bu süreçte yeterince inisiyatif almadığını söyledi: “Yapılması gereken, milyonları talepler etrafında birleştirmekti. Ancak sorumluluk üstlenmek yerine kenara çekildiler. Belirlenen sefalet ücretinde sendikal bürokrasinin de payı var.”

“Barajsız sendika, yasaksız grev” çağrısı

Asgari ücretin yılda en az dört kez güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Ercan, toplu pazarlık mekanizmalarının güçlendirilmesini, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. Ercan, “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş yasası derhal Meclis’e getirilmeli. İşçilerin kurtuluşu boyun eğmekte değil; örgütlü, kararlı mücadeleyi büyütmekte” dedi.

Paylaş: