EMEP Genel Başkanı Aslan: OVP ücretleri bastırmanın, sömürüde istikrarın garantisidir
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul Bakırköy’de bulunan Genel Başkanlık İrtibat Bürosu’nda geçtiğimiz gün açıklanan Orta Vadeli Program (OVP) ve yeni eğitim yılı ile gündemdeki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. OVP’nin sermaye çevreleri için vergi ve faiz indirimi, yeni teşvikler; işçi ve emekçiler için ücretlerin baskılanması, vergi yükünde artış ve çalışma koşullarının ağırlaşması anlamına geldiğini vurgulayan Aslan, Erdoğan-Şimşek programını sömürüde istikrarın garantisi olarak niteledi.
2027-2029 yıllarını kapsayan yeni OVP’nin işçi ve emekçiler için daha acı bir reçete anlamına geldiğini söyleyen Aslan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomik istikrar programına devam edeceğiz” diyerek yeni ekonomik programa verdiği desteğe dikkat çekti: “Bu ‘ekonomik istikrar programı’ diye ifade edilen OVP işçi ve emekçiler için yoksullaşma, düşük ücret, iş cinayetleri ve sosyal hakların kısıtlanması anlamına geliyor. Enflasyonla mücadele adı altında önümüzdeki yıl ücretler baskılanmaya devam edecek, emeklilerin aylıkları düşük tutulacak, kamu harcamaları kısıtlanacak, vergi yükü işçilerin ve emekçilerin sırtına binecek. İşçinin alın teri ve ödediği vergi sermayeye aktarılacak.”
‘Tutan tek hedef ücretlerin bastırılması, burada istikrar var’
Eski OVP’lerde yer alan büyüme, enflasyon ve cari açık gibi makroekonomik hedeflerin tutmadığını hatırlatarak dikişlerin patladığını, bunun faturasının da emekçilere kesildiğini ifade eden Aslan, buna rağmen “dezenflasyon” adını verdikleri bu programda ısrarın sebebini de şöyle açıkladı:
“Çünkü Orta Vadeli Program’ın esas hedefi işçilerin, emekçilerin ücretlerini düşürmek. İşçilerin, emekçilerin alın terini sermayeye daha ileri düzeyden peşkeş çekmek. İşte bu konuda bir istikrar var. İşçilerin ücretleri düşürüldü, emeklilerin aylıkları eritildi. Üretici köylülerin ürünlerinin tarlada kalmasında, yok fiyatına tüccara satılmasında istikrar var.”
‘Hedef enflasyon’la 3 aylık asgari ücrete çöktüler
Saray iktidarı temsilcilerinin yüksek enflasyonu ücret artışlarıyla ilişkilendiren manipülatif açıklamaların ardından 2025’ten itibaren ücret artışlarının hedef enflasyona endekslendiğini hatırlatan Aslan, asgari ücretin hedef enflasyon yerine gerçekleşen enflasyon oranında zamlanmaya devam etmesi durumunda bugün 28 bin lira olan asgari ücretin 32 bin liranın üzerinde olacağını vurguladı.
Ücret zamlarındaki bu “kalem oyunu” ile asgari ücretlinin birikimli olarak toplam 83 bin 300 lira kayba uğratıldığını söyleyen Aslan, “Yani 21 ayda iktidar ve sermaye 3 asgari ücrete çökmüş durumda. Bu işçilerin ücretlerinin iktidar eliyle sermayeye peşkeş çekilmesinden başka bir şey değildir” dedi.
Yine aylıkları ve ücretleri hedef enflasyona endekslenen emeklilerin, kamu emekçileri ve işçilerinin ücretlerinde de yüksek enflasyon nedeniyle ciddi kayıplar yaşandığını söyleyen Aslan, “Doğalgaz, elektrik ve bütün temel tüketim maddelerine çok fazla zam geldi. Ücretler bunun karşısında hızla eriyor” ifadelerini kullandı.
OVP’nin vergi adaleti: Patrona yüzde 12,5; işçiye yüzde 27!
İşçi ve emekçilerin gelirlerinin bir yandan da vergilerle tırpanlandığına dikkat çeken Aslan, OVP’ye yansıyan vergi adaletsizliğine dikkat çekti: “Sermayeden yüzde 12,5 vergi almaya devam edecekler. Patronlara teşvikler verilecek, ucuz kredi verilecek, kamu arazileri tahsis edilecek, SGK prim ödemelerine af getirilecek. Buna karşın kârları yüzde 12,5 ile vergilendirilecek. Söz konusu işçi ücretleri olduğunda en düşük dilim yüzde 15. Pek çok işçi eylül ayından itibaren yüzde 20-27 oranında vergi dilimine giriyor.”
Yeni OVP doğrultusunda tüm kaynakların önümüzdeki dönem stratejik kabul edilen savunma sanayi, maden-enerji ve sağlık sektörleri ile sanayi ve lojistik altyapısına aktarılacağına dikkat çeken Aslan, “Savaş sanayine yapılan harcama yüzde 229 artacak. Bu çok büyük bir rakam. Benzer şekilde lojistik ve sanayi altyapısına da büyük kaynak aktarılacak” dedi.
OVP’deki hedefler doğrultusunda özelleştirmelere de hız verileceğine dikkat çeken Aslan, birkaç aydır gündeme getirilen işletmesi Karayolları Genel Müdürlüğüne ait köprü ve otoyolların özelleştirilmesi planına ilişkin de şunları söyledi: “İktidar bir taraftan OVP ile işçi ve emekçileri yoksullaştırırken diğer taraftan halkın birikimlerini özelleştirmeler yoluyla sermayeye peşkeş çekiyor. AKP iktidarı döneminde yaklaşık 64 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Elde kalanları da haraç mezat satmanın peşindeler. Bu 64 milyar dolar nereye gitti? ‘Özelleştirmeyeceğiz, işletmesini devredeceğiz’ diyorlar. 30 yıllığına işletmeyi devretmek, bu süre boyunca geçiş ücretlerini şirketin belirlemesi, paranın da onların kasasına dolması demek. Bu şirketlere geçiş garantisi de verilecek. Araç geçmese de garanti edilen sayı üzerinden şirketlere kamu bütçesinden ödeme yapılacak, halkın ödediği vergilerden. Tam bir Deli Dumrul anlayışı…”
‘Bu sömürü programına karşı örgütlenmek zorundayız’
Orta Vadeli Program’ı “Fatura işçiye, emekçiye, kazanç sermayeye. Emekçiler için kemer sıkma, sermaye için sömürüde istikrar” diyerek özetleyen Aslan, bu sömürü programına karşı işçi ve emekçilerin kendi talepleri etrafında örgütlenmesi ve birleşerek mücadele etmesinin bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Aslan acil talepleri ise şöyle sıraladı: “Tüm ücretler yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı. Vergide adalet sağlanmalı; az kazanandan az, çok kazanandan çok alınmalı. Büyük şirketlerden, tekellerden ayrıca servet vergisi alınmalı. Ekmek, su, sebze ve meyve başta olmak üzere gıda ve temel tüketim malları üzerindeki bütün dolaylı vergiler kaldırılmalı. Kamu kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesine son verilmelidir. Eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenliğe daha fazla kaynak aktarılmalıdır. Sendikal hak ve örgütlenmelerin önündeki bütün engeller kaldırılmalı; grev ve toplu sözleşme hakkı güvence altına alınmalı, grev yasaklarına son verilmelidir. Özelleştirmeler durdurulmalı; enerji, sağlık ve eğitim hizmetleri bütünüyle kamu eliyle, halka ücretsiz olarak sunulmalıdır.”
Beklemek kazanım getirmeyecek
Önümüzdeki aylarda asgari ücret mücadelesinin yükseleceğine dikkat çeken Aslan, ülkemizde asgari ücretin ortalama ücrete dönüştüğünü hatırlatarak “2026 için belirlenen asgari ücret daha ele geçmeden açlık sınırının altında kalmıştı. 2027 asgari ücretinin de açlık sınırının altında kalmaması için her alanda mücadeleyi örgütlememiz lazım. İşçi arkadaşlarımıza sesleniyoruz. ‘Bu işin sonu nereye varacak?’ diye bekleyerek haklarımızı elde edemeyiz. Bugünden fabrikalarda, iş yerlerinde, üretim alanlarında insanca çalışma ve yaşama koşulları için, asgari ücretin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması için iş yerlerinde komiteler kurarak, fabrikalarımızdaki tüm işçi arkadaşlarımızla bu süreci tartışacak platformlar kurarak, komşu fabrikalardaki işçilerle ilişkiye geçerek ortak mücadele hattını örgütlememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Ya işçileri örgütleyeceksiniz ya işçilerin önünden çekilip mücadeleye yol açacaksınız’
Bu süreçte sendikalar ve konfederasyonlara da görevler düştüğünü söyleyen Aslan, “İktidar asgari ücreti olabilecek en düşük şekilde belirlemeye çalışacak. Çünkü sermaye bunu istiyor. Sendika ve konfederasyonlar sadece kamuoyuna demeç vermekten vazgeçmeli. Ya milyonlarca işçiyi örgütleyerek bu sermaye düzeninin karşısına dikeceksiniz ya da işçilerin önünden çekilerek mücadelenin yollarını açacaksınız. Tabi, her iş yerinde kendi göbeğimizi keseceğimiz, kendi mücadelemizi örgütleyeceğimiz komitelerimiz olmadan sendikaların harekete geçmesi de mümkün değil” dedi.
Saray’ın eğitim politikası: ‘Haydi çocuklar sanayiye!’
Önümüzdeki hafta yeni eğitim ve öğretim yılının başlayacağını hatırlatarak eğitim alanında yaşanan sorunlara da dikkat çeken Aslan, “Milyonlarca öğrenci, aileleri ve öğretmenler kaygılı. Çünkü eğitim başlangıç masrafları asgari ücretin yarısını buluyor. İlkokulda başlangıç masrafı 6 bin 700 ile 9 bin 600 lira arasında. Ortaokulda bu rakam 8 bin 800 ile 12 bin 700 lira arasında. Lisede 10 bin lira ile 14 bin 700 lira arası. Kitap, defter, çanta, üniforma gibi harcamalar bunlar. Beslenme, servis, internet ve benzeri dahil değil. En kısa mesafe servis ücreti 4 bin 500 TL. Kantinlerde bir kaşarlı tost 100 lira, su 15 lira, ayran 30 lira. Bir aylık en düşük beslenme masrafı 3 bin lira. Üç çocuktan biri okula aç gidiyor. Her çocuğa bir öğün ücretsiz yemek talebimiz için mücadelemiz sürecek. Bu tablo karşısında ‘Haydi çocuklar okula’ demek mümkün değil. Bu iktidarın ‘Haydi çocuklar sanayiye’ politikasının parçasıdır. MESEM’ler, ÇEDES’ler işçi çocuklarının ucuz işgücü olarak hayata dahil olması anlamına geliyor. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ‘Bütçeden aslan payını eğitime ayırıyoruz’ diyor. Ancak okullar ısınmıyor, temizlik malzemeleri ve görevlileri yok, bakım yok, onarım yok” ifadelerini kullandı.
Velilerden kayıt parası, temizlik parası, kâğıt parası istendiğini ifade eden Aslan, “Veliler yolunacak kaz muamelesi görüyor. Eğitim adı altında yapılan bütün harcamaların kamu tarafından karşılanması gerekir. Okullardaki öğretmen açığı kapatılmalı. Ücretli ve sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmalıdır. Özel öğretim kurumlarındaki öğretmenler için de taban ücret belirlenmelidir. Üniversitelerin de sorunları büyük. YÖK kaldırılmalı, kayyum rektörler geri çekilmeli, eğitim kurumları ve yurtların yönetimlerinde öğrenciler ve çalışanlar da söz sahibi olmalıdır. Demokratik, özerk üniversiteler için mücadele etmek durumundayız. Özel kişi ve kurumlara, tarikat ve cemaatlere ait eğitim kurumları ve yurtlar kamulaştırılmalıdır. Her kademede bilimsel, laik, demokratik, ana dilinde kamusal eğitim bu devletin görevidir” dedi.
Basın toplantısında Komedyen Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna da değinen Aslan, 28 Eylül’de görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaparak “Deniz Göktaş’ın bir gün değil, bir saniye bile cezaevinde kalmaması gerekir” dedi. Aslan Dilovası katliamı davasının da bugün görüldüğüne dikkat çekerek ailelerin iki temel talebini yeniden gündeme getirdi: “Duruşmalar derhal Gebze’ye alınsın; Dilovası Belediye Başkanı, Dilovası Kaymakamı, Kocaeli Valisi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi dahil olmak üzere yargılama sürecine dahil edilsin. Bu yapılmadan Dilovası’nda gerçek adalet sağlanamaz.”
Ağustos ayında 22 kadının katledildiğini, 6 kadının ölümünün ise şüpheli olduğunu ifade eden Aslan, “Kadınların can güvenliği yok. İktidarın politikaları kadın cinayetlerinin yolunu açıyor. Kadınlar katledilirken göz yumanlar, gerekli tedbirleri almayanlar da bu cinayetlerden sorumludur” diyerek bir gün siyasi sorumluların da hesap vereceğini söyledi.
Üsküdar Belediyesine dönük operasyon sonrası bugün yapılan seçimlere de dikkat çeken Aslan, “Halkın seçtiği belediye başkanları, meclis üyeleri, yöneticiler ancak halk tarafından görevden alınabilmelidir. Eğer iktidar demokratik bir işleyiş istiyorsa Üsküdar halkının iradesine başvurmalıdır” dedi.
Selçuk Mızraklı’nın tahliyesini de sevindirici bir gelişme olarak nitelendiren Aslan, “Selahattin Demirtaş’tan Figen Yüksekdağ’a ve Gezi tutsaklarına kadar bütün siyasi tutsaklar salıverilmesi gerekir. Hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
