EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan: Saray rejiminin soygun ve gasp düzenini birleşik mücadele ile durdurabiliriz
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul Bakırköy’deki Genel Başkanlık İrtibat Bürosu’nda basın toplantısı düzenledi. Yılın ilk dört ayında işçi ücretlerinde enflasyon ve vergi kaynaklı yaşanan kaybın 607 milyar 153 milyon liraya ulaştığına dikkat çeken Aslan, Saray rejiminin meclise getirdiği “vergi muafiyeti” ve “varlık barışı” düzenlemelerinin yer aldığı yasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Saray rejiminin bir soygun ve gasp düzeni inşa ettiğini vurgulayan Aslan, asgari ücretin yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, tüm işçi ücretlerine ek zam yapılmasını ve yabancı sermayeye 20 yıl boyunca vergisiz kazanç tanıyan yasanın geri çekilmesini istedi. Aslan, soygun ve gasp düzeninin işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesi ile engellenebileceğine de dikkat çekti.
İşçiden 607 milyar lira alıp tefecilere 1.13 trilyon lira verdiler
DİSK-AR’ın geçtiğimiz haftalarda yayınladığı “Ücret Kayıpları İzleme Raporu”na değinen Aslan, enflasyon ve gelir vergisi üzerinden yaşanan kayıplar nedeniyle işçi ücretlerinin kuşa döndüğünü vurguladı: “Nisan ayında ortalama işçi ücretindeki vergi ve enflasyon kaybı 12 bin 751 TL oldu. Yine nisan ayında asgari ücretteki toplam kayıp ise 4 bin 110 TL. İşçiler Nisan 2026’nın en az 11 gününü vergi, kesinti ve enflasyona çalıştı! Ocak-Nisan arası dönemde enflasyon ve vergiler nedeniyle işçi ücretlerinde yaşanan toplam kayıp en az 607 milyar 153 milyon lira oldu. Aynı dönemde tefecilere, faizcilere bütçeden 1.13 trilyon lira aktarıldı. Yine 2026’da bütçeden patronlara yapılacak doğrudan destek ve teşvik ödemeleri ise 713 milyar TL.”
Erdoğan-Şimşek programının dikiş tutmadığını, Merkez Bankası ve iktidarın sürekli enflasyon hedefini yükseltmek zorunda kaldığını söyleyen Aslan, “Enflasyon nedeniyle yılın ilk dört ayında sigortalı işçi ücretlerinde yaşanan kaybın toplamı 310 milyar 880 milyon lira oldu. Yıl sonunda enflasyon yüzde 26 olacak diyorlar. Biliyoruz ki enflasyon yüzde 26’nın çok daha üzerinde olacak” diyerek ücretlerdeki kaybın da yıl sonuna kadar katlanacağını vurguladı.
‘Bu düzeni değiştirecek olan işçi ve emekçilerdir’
Saray rejiminin işçiden, yoksuldan, emekçiden, emekliden alıp kaynakları patrona aktarma düzeni kurduğunun altını çizen Aslan, “Bu düzeni değiştirecek olan işçi ve emekçilerdir” diyerek mücadele çağrısı yaptı.
Yabancı sermayeye vergi muafiyeti ve varlık barışı getiren Meclisteki yasa teklifine de değinen Aslan, “Milyonlarca asgari ücretli açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilirken Saray rejimi yabancı sermayeye 20 yıl boyunca vergi almayacaklarının garantisini veriyor. İşçinin daha ücreti ödenirken vergi kesilirken, her alışverişinde vergi kesilirken Saray düzeni yabancı sermayeye ‘Siz paranızı Türkiye’ye getirin, yatırım yapın, biz sizden 20 yıl boyunca tek kuruş istemeyeceğiz’ diyor. Bununla da kalmıyor, üstüne teşvik veriyorlar. Sermaye önündeki bütün engeller kaldırılırken sendikalaşma önüne engeller çıkarıyorlar. Türkiye’yi adeta bir köle pazarına dönüştürmeye çalışıyorlar” dedi.
İşçiye polis barikatı, yargı sopası; baronlara, çetelere varlık barışı
Sıcak para için Körfez ülkelerine, Almanya’ya, İngiltere’ye, ABD’ye giden Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in her kapıdan eli boş döndüğünü hatırlatan Aslan, sıcak para ihtiyacının varlık barışı ile çözülmek istendiğini söyledi. Hakları için mücadele eden işçilerin önüne polis ve yargının dikildiğini hatırlatan Aslan, “Silah tüccarları, uyuşturucu ve kumar baronları, çeteler bu yasa ile suçtan elde edilen milyarlarca doları getirerek Türkiye’de aklayacak. Saray düzeni ‘Parayı getir de ne olursan ol gel’ diyor. Memleketi mafyalara, çetelere açıyorlar. Bu ekonominin adı mafya ve çete ekonomisidir, kara para ve kumar ekonomisidir” ifadelerini kullandı.
Saray rejiminin örgütlediği bu düzeni “soygun ve gasp düzeni” olarak niteleyen Aslan, “Bu düzeni Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halklar birleşik bir mücadele ile durdurabilir. Emekçilerin örgütlenmekten, kendi geleceklerini kendi ellerine almasından başka bir yol kalmamıştır” diyerek mücadeleleri birleştirme çağrısı yaptı.
‘Kapitalistlere muafiyet getiren, emperyalistlere destek veren sen değil misin?’
Yüksek enflasyonu İran Savaşı’na bağlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz gün yaptığı “Bir avuç vahşi kapitalist milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasbederek palazlanmaktadır” açıklamasına da yanıt veren Aslan, “Sanki o kapitalistlere 20 yıl vergi muafiyeti getiren, süper talan yasasını meclisten geçirerek ülkenin her bir karış toprağını yabancı enerji ve maden tekellerinin işgaline açan kendisi değilmiş gibi konuşuyor. İran’a bombalar yağdıran emperyalist ABD’nin askerlerine üsleri ve topraklarını kullandıran, Siyonist İsrail’e NATO’nun radar üsleriyle lojistik ve istihbarat desteği sağlayan kendisi değilmiş gibi konuşuyor. Bu tip hamasi açıklamaların artık inandırıcılığı kalmamıştır” dedi.
Muhalefete dönük operasyonlara ve süreç tartışmalarına da değinen Aslan, “Belediyelere her gün operasyon çekiliyor, mutlak butlan davası ile ana muhalefet partisinin kapatılması tartıştırılıyor. Saray rejimi muhalefetsiz bir Türkiye tahayyül ediyor. Kürt halkı bir yandan süreç konusunda beklentiye sokuluyor, diğer yandan Kürt siyasi hareketinin hangi adımları izleyeceğini, hangi açıklamaları yapacağını tarif etmeye kalkıyorlar. Saray rejimi muhalefeti bölüp parçalayarak, etkisizleştirerek kendi yoluna devam etmek istiyor” diyerek demokrasi güçlerinin yan yana gelmesi gerektiğini vurguladı.
DEM Parti’nin faili meçhul cinayetlerin araştırılması talebiyle meclise sunduğu önergenin AKP-MHP oylarıyla reddedildiğini de hatırlatan Aslan, “Yani Saray düzeni ‘Benim istediğim kadar demokrasi’ diyerek bütün toplumsal kesimlerin taleplerini reddetmektedir” ifadelerini kullandı.
Aslan öncelikli acil talepleri sıraladı
Aslan işçi ve emekçilerin mücadelelerini birleştireceği acil ortak talepleri ise şöyle sıraladı:
“Mevcut ücretlerle işçi ve emekçiler bu yılın sonunu getiremezler. Tüm işçi ücretlerine ek zam yapılmalıdır. Asgari ücret yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Sendikal hak ve özgürlükler bastırılmak isteniyor. İşten atmalar yasaklanmalı, grev yasakları ve sendikal barajlar kaldırılmalıdır. Sermayeye vergi muafiyeti getiren bütün yasalar geri çekilmeli, yürürlükteki muafiyetler iptal edilmelidir. Büyük sermayeden, tekellerden servet vergisi alınmasını istiyoruz. Muhalefete dönük operasyonlar derhal durdurulmalı, belediye başkanları serbest bırakılarak görevlerine iade edilmeli, kayyımlar geri çekilmelidir. Kürt halkının eşitlik ve özgürlük talebi ertelenemez. Anadilinde eğitim başta olmak üzere demokratik talepler karşılanmalıdır. Selahattin Demirtaş ve diğer Kürt siyasetçiler ile Gezi tutsaklarının AİHM ve AYM kararları doğrultusunda serbest bırakılmalıdır. Bu talepler karşılanmadan süreç tartışmak havanda su dövmeye benzer.”
‘Bayramı halka zehir ettiler’
Bayram tatili süresinin 9 güne çıkarıldığını ancak borç içerisindeki işçi ve emekçilerin bayram kutlayamaz halde olduğunu söyleyen Aslan, “İşçi ve emekçiler bayram kutlamaya memleketlerine gidemiyorlar. 2-3 kişilik bir ailenin Ordu’ya, Van’a gidiş dönüşü 20-30 bin lirayı buluyor. Borç içerisindeki işçi aileleri hangi parayla seyahat edecek, hangi parayla bayram kutlayacak? Saray rejimi Türkiye halklarına bayramı da zehir etti. Bayramı zehir edenlere, bizleri açlığa sefalete mahkum edenlere karşı gerçek bayramlarda buluşmak üzere mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
Tutuklu Gazeteci Alican Uludağ’ın bugün görülen duruşmasına değinen Aslan, “Bu duruşma ülkede basın özgürlüğü olmadığının göstergesidir. Alican Uludağ’ın bugünkü duruşma ile serbest bırakılmasını istiyoruz. Cezaevinde tutulan diğer gazetecilerin de serbest bırakılmasını ve yeniden özgürce yazabilmelerini istiyoruz” çağrısında bulundu.
‘Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan yargılanmalıdır’
Dilovası Katliamı davasının ikinci duruşmasının dün görülmeye başlandığını da hatırlatan Aslan, “Dünkü duruşmada gördük ki katliam öncesi önlemsizlik, duruşma sürecinde adaletsizlik olarak sürüyor. Aileler Kandıra Cezaevi’ndeki duruşmaya ulaşmakta güçlük yaşıyor. Duruşma salonuna 3 güvenlik noktasından aranarak geçiyorsunuz. Talebimiz bu duruşmanın bir an önce Gebze’de büyük bir salona alınması ve duruşmaların kamuoyuna açık şekilde yapılmasıdır. Katliam öncesi CİMER’e, ilgili kurumlara yapılmış şikayetler var ancak hiçbir önlem alınmamış. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan ve ilgili kamu görevlileri bu iş cinayetinden sorumludur. Gerçek bir adalet için Bakan Işıkhan ve kamu görevlilerinin de yargılanması gerekir” diyerek çağrıda bulundu.
Gebze’de patronun yüzde 5’lik zam dayatmasına karşı 10. gününde süren P&G grevine de değinen Aslan, “P&G ABD’li bir sermaye tekeli. Greve çıktıkları gün işçilerin özel sigorta poliçeleri iptal edilmiş. Tedavisi yarım kalan işçiler var. Patron tuvaletleri kapatarak grevi kırmak istiyor. Sosyal haklar ve ikramiyeleri kısıtlayarak greve engel olmak istiyor. Son olarak Çek Cumhuriyeti’ndeki fabrikada üretilen ürünleri ithal ederek iç pazara sürüyorlar” diyerek grev kırıcılığına karşı işçilerin yanında yer almaya devam edeceklerini söyledi.
