EMEP İzmir İl Örgütü: ‘Taşeronlaştırma ve denetimsizliğin sonucu iş cinayetleridir’

EMEP İzmir İl Örgütü: ‘Taşeronlaştırma ve denetimsizliğin sonucu iş cinayetleridir’

EMEP İzmir İl Örgütü: ‘Taşeronlaştırma ve denetimsizliğin sonucu iş cinayetleridir’

EMEP İzmir İl Örgütü, İZSU’da yaşanan iş cinayetlerinin taşeronlaştırma ve denetimsizlikten kaynaklandığını belirterek İzBB ve İZSU yönetimine 10 maddelik soru yöneltti.

Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Örgütü, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) ve İZSU bünyesinde yaşanan iş kazalarına ve iş cinayetlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, son dönemde yaşanan ölümlerin “taşeronlaştırma ve denetimsizliğin sonucu” olduğu vurgulanarak belediye yönetimi ve İZSU yetkililerine 10 maddelik soru yöneltildi.

‘Denetimsizlikler konusunda uyarmıştık’

Açıklamada, 27 Şubat’ta İzBB hizmet binası olarak kullanılan Kültürpark hollerinde çatı izolasyonu işi sırasında alınmayan önlemler ve yapılmayan denetimler sonucu çatıdan düşerek hayatını kaybeden Anıl Kazım Göçmenli hatırlatıldı. Bu olaydan yaklaşık 30 gün sonra ise İZSU Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışan İZELMAN işçisi Sabri Kılınç’ın, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi sahasında kullandığı atık kamyonunun içinde yaşamını yitirdiği belirtildi.

Türkiye’nin en büyük arıtma tesisi olarak gösterilen Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin işletmesinin özelleştirilmesine yönelik girişimlere daha önce de karşı çıktıklarını hatırlatan EMEP, “Eylül ayında yaptığımız açıklamayla özelleştirmelerle amaçlananın kamusal hizmetlerin müteahhitlere peşkeş çekilmek istenmesi olduğunu söyleyerek, denetimsizlikler ile işçi sağlığı ve halk sağlığı konusunda İZSU ve İzBB idarelerini uyarmıştık” dedi.

‘12 saat sonra cansız bedenine ulaşıldı’

Sabri Kılınç’ın ölümüne ilişkin ayrıntıların da aktarıldığı açıklamada, “Bugünse özelleştirme hamlelerinin acı bir sonucu olarak İZELMAN işçisi Sabri Kılınç’ı iş cinayetine kurban verdik. Öğlen saatlerinden beri kendisinden haber alınamayan Sabri Kılınç’ın saatler sonra gece saatlerinde atıksu çamurunun olduğu bir çukurda ters dönmüş kamyonun içinde bulunduğu tespit edilirken, bulunduktan sonra ise yaklaşık 2 saat vinç ayarlanamaması nedeniyle kamyonetin çukurdan çıkarılamadığı ve kazadan yaklaşık 12 saat sonra cansız bedenine ulaşıldığı öğrenildi” denildi.

Cenazede ailenin tepkisine de yer verilen açıklamada, “Cenaze sırasında acılı ailesinin İZSU yetkililerine yönelik ‘hangi yüzle buraya geliyorsunuz? Cenazemizi kendi cebimizden verdiğimiz parayla getirdiğimiz vinç ile alabildik’ sözleri ise taşeron düzeninin İZSU’yu getirdiği noktayı gözler önüne serdi” ifadeleri kullanıldı.

İzBB ve İZSU’ya 10 maddelik soru

Açıklamada İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU yetkililerine şu sorular yöneltildi:

  • “Sabri Kılınç kendisine verilen hangi işi yapmak üzere Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi sahasındaydı? Bu işi kendisine hangi görevli amir vermişti? Yapılan iş özelleştirme kapsamında yüklenici firmanın bir işi miydi? Yoksa İZSU’nun planlı bir faaliyeti miydi?
  • Böylesine çok tehlikeli bir sahada yapılan iş sırasında kamyon şoförü Kılınç’ın yanında işçi sağlığı yönünden bulunması zorunlu olan bir işaretçi ve gözlemci personel neden yoktu? Yaşanan kaza sırasında işçi sağlığı ve güvenliği uzmanı bir görevli sahada bulunmakta mıydı ve gerekli denetimler yapılmış mıydı?
  • Aracın tesise girişi sırasında aracın girdiğini gören ve kayıt altına alan bir koruma güvenlik görevlisi yok muydu?
  • Böylesi büyük bir kazanın saatlerce fark edilemediği bir sahada doğrudan halk sağlığını ilgilendiren arıtma faaliyetleri de bu yüklenici firma sorumluluğuna verilerek aynı denetimsizlikle mi yürütülmektedir?
  • Planlı 2026 yılı bütçesi 45 milyar TL gibi devasa bir rakam olan İZSU’nun ve Türkiye’nin en büyük arıtma tesisinde yeterli kapasitede bir vinç dahi bulunamıyor, getirilemiyorsa bu bütçe ve bu para nereye harcanmaktadır?
  • İZSU işçilerinin ve acılı ailenin tepki verdiği üzere cenaze saatleri sırasında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleşecek toplu temel atma ve açılış töreni böylesi acı bir kayba rağmen neden iptal edilmemiş ya da ertelenmemiştir.
  • Temel atma ve açılış töreni, 13 yıldır belediyeye hizmet veren bir işçinin ihmaller ve denetimsizlik nedeniyle kaybettiği canından ve ailesinin acısından daha mı önemlidir.
  • İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, tıpkı Anıl Kazım Göçmenli’nin cenazesine katılmadığı gibi bu cenazeye de katılmamıştır. Peki, aileye bir taziyede bulunmuş mudur?
  • İZSU içerisinde bu konuya ilişkin bir soruşturma başlatılmış mıdır? İZSU’da bu iş cinayetinin sorumlusu olan herhangi bir yetkili istifa edecek ya da görevden alınacak mıdır?
  • İş cinayetlerinin sorumlusu taşeron zihniyetini İZSU’ya ve İzBB’ye getiren bu piyasacı anlayıştan vazgeçilecek midir?”

‘Taşeronlaştırma hamleleri bu kazanın gerçek sorumlusudur’

Açıklamanın devamında, “Hayatını kaybeden Sabri Kılınç, yerine getirilmeyen sorumluluklardan, kar hırsına dayalı ihale ve taşeron düzeninden dolayı hayatını kaybetmiştir. Uygulamaları ile tüm kente örnek olması gerekirken iş cinayetlerinden ders çıkarmayan ve sorumluluk almayan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İZSU Genel Müdürlüğü ve yöneticileri ise birçok alanda artırarak sürdürdükleri taşeronlaştırma hamleleri ile bu kazanın gerçek sorumlusudur” denildi.

Açıklama “Başta İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan yaklaşık 40 bin işçi ve emekçi olmak üzere tüm İzmir işçi ve emekçilerini bu vahşi sömürü ve cinayet düzenine karşı birleşmeye ve hesap sormaya davet ediyor, kaybettiğimiz Sabri Kılınç’ın ailesine ve çalışma arkadaşlarına baş sağlığı diliyoruz” ifadeleriyle sonlandırıldı.

Paylaş: