EMEP: Ücretlere ek zam için mücadeleyi büyütelim

EMEP: Ücretlere ek zam için mücadeleyi büyütelim

EMEP: Ücretlere ek zam için mücadeleyi büyütelim

EMEP Eskişehir İl Örgütü, ek zam konulu forum düzenlendi. EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan’ın da katıldığı forumda ücretlere ek zam için mücadelenin büyütülmesi gerektiği vurgulandı.

Emek Partisi (EMEP) Eskişehir İl Örgütü, Gültepe Mahallesi Hacı Bektaşı Veli Parkı’nda ek zam konulu bir forum düzenlendi. EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan’ın da katıldığı forumda ücretlere ek zam için mücadelenin büyütülmesi gerektiği vurgulandı.

Çok sayıda işçi, emekçi ve emeklinin katıldığı foruma Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Sertaç Durdu, Eskişehir Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Birtürk Özkavak, SES Eskişehir Şubesi Eş Başkanı Bülent Yıldırım da katıldı.

Moderatorlüğünü EMEP Eskişehir İl Başkanı Ceren Kökoğlu’nun yaptığı forumda konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye’nin birikmiş sorunlar yumağı haline geldiğine dikkat çekti. Ülkeyi yönetenlerin ise sorun yokmuş gibi davrandığını belirten Aslan, “Asgari ücret açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırı 60 bin liranın üstüne çıkmış durumda. Milyonlarca emeklinin maaşı 10 bin lira idi, şimdi 12 bin 500 lira yaptılar. Sanki lütufmuş gibi ifade ediyorlar. İnsan aklı ile alay eden bir tutum var” dedi.

Emek Partisi Eskişehir İl Örgütü, Gültepe Mahallesi Hacı Bektaş Veli Parkı'nda konulu bir forum düzenlendi.
Fotoğraf: Evrensel

“İŞÇİLER ÜRETİYOR AMA PASTAYI KAPİTALİSTLER YİYOR”

Mecliste görüşülen “kamuda tasarruf” genelgesine de değinen Aslan, “Hepimizin tasarruf yapmasını istiyorlar. Çünkü hazine boş. Onu doldurmak için de bizim tasarruf yapmamızı istiyorlar. Ama sarayın 1 günlük harcaması 4 bin asgari ücretliye denk geliyor. Asgari ücret, açlık sınırının altında. Emekliler açısından dayanılmaz bir noktaya gelen bir ücret, bunun gibi birçok sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunların çözümü için ne yapmalıyız? İşçileri, emekçileri sadece oy vermekle yükümlü kılan siyasi partiler var. Ama biz bunu söylemiyoruz. Sorunları birlikte nasıl çözeceğiz, ücretlerimizi birlikte nasıl yükseltebileceğiz? Birlikte ne yapacağımıza, nasıl bir yol izleyeceğimize birlikte karar verelim istiyoruz” diye konuştu.

Yerel seçimlerden sonra gündeme gelen ‘normalleşme’, ‘yumuşama’ söylemlerine de değinen Aslan, iç politikada da dış politikada da ekonomide de normalleşmenin gelip işçiyi vurduğunu söyledi. Aslan, “İşçiler üretiyor ama pastayı kapitalistler yiyor” dedi. Türkiye’de 22 yıldır tek partinin iktidarda olduğunun altını çizen Aslan, Türkiye’de işçi ve emeklilerin örgütsüzlüğünden kaynaklı büyük sorunlar olduğunu kaydetti.

“ENFLASYONUN SEBEBİ İŞÇİLER VE EMEKÇİLER DEĞİL”

Geçmişteki işçi hareketlerinden, eylemlerinden örnekler veren Aslan, iktidarın yükselen enflasyonun sebebinin işçi ve emekçiler olduğunu söylediğini ifade etti. Aslan, “Enflasyonun asıl sebebi işçiler ve emekçiler değil. Bu açık ve net. Kur korumalı mevduat getirdiler, çok yüksek meblağlarla faizler ödediler. Bu para hazineden geliyor. Kapitalistler faiz alıyorlar bu paralar hazineden çıkıyor. Türkiye kara para cenneti haline geldi. Uyuşturucu ticareti yapanlar, mafya kara para ilişkilerine kapıları açtılar. Türkiye gri listeden çıktı. Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek bunu müjde olarak sundu. Bütün bu sorunlar yumağı çözümsüz değil. Nasıl yapacağımızı konuşmamız gerekiyor” dedi.

“İNSANCA YAŞAMAK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE ETMEMİZ ŞART”

Kapitalistlerin her gün işçileri ağır biçimde sömürdüğünü vurgulayan Aslan, son dönemlerde kazanımla sonuçlanan işçi direnişlerinden örnekler verdi. Önümüzdeki dönem Türkiye işçi sınıfının yeniden haklarını kazandığı bir mücadeleye atılacağını ifade eden Aslan, “Bu süreci hızlandırmak ve güçlendirmek gerekiyor. Hiçbir şey kendiliğinden olmaz. İşçiler, kamu emekçileri birbirine güvenmek zorunda. İşçinin işçiden başka dostu yok. Hastanede çalışan hemşirenin hasta bakıcıdan, orada çalışan işçiden başka dostu yok. İşçi ve emekçiler hangi durumda olurlarsa olsunlar komiteler kurarak mücadeleyi yükseltmeli. Kurtuluş kendi elimizde. Başka bir yerden kurtuluş beklememeliyiz. Parlamento da işçiler de emekçiler için mücadele eden vekillerin mücadelesini de büyütmeliyiz” diye konuştu.

Sendika başkanlarına da seslenen Aslan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Bugün durma, susma zamanı değil. Emek örgütlerinin ve sendikaların görevi saldırılara karşı işçi birliğini sağlamaktır. Söz bitti, sıra artık eylemde. Nasıl bir mücadele vereceğimizi konuşmamamız ve kararlarını almamız gerekiyor. İktidara uzaktan söz söyleyerek bu işler çözülmez. Demokrasi güçlerinin birlikte hareket edememesinin de sonucunu yaşıyoruz. Ücretlerimizin yükseltilmesi mücadelemizi devam ettireceğiz. İnsanca yaşamak, daha iyi koşullarda yaşamak, hastanelerde kuyruk beklememek için birlikte mücadele etmemiz şart.”

“MAKARNA MI TİYATROYA GİTMEK Mİ ÇELİŞKİSİ”

Forumda söz alan Ali isimli işçi, Eskişehir’de uzun yıllar çeşitli fabrikalarda çalıştığını ancak geçinemediği için umudu yurtdışında aradığını anlattı. “Bize burada ekmek yok Avrupa’ya gideyim hayatım kurtulur diye düşündüm. Gittim ve gördüğüm şu oldu; sömürü her yerde aynı. Orda da koşullar aynı. Ücretler yetmiyor. Öyle olunca geri döndüm. Şimdi yine burada fabrikalarda daha iyi iş kovalıyorum” dedi. Konuşan bir üniversite öğrencisi ise gençliğin sıkışmışlığını aktararak, “sinemaya, tiyatroya gidemiyoruz. Arkadaşlarımızla bir kahve içmeye gidelim desek boş ver, 2 paket makarna alır dört günlük yemeğimizi kurtarırız diye düşünüyoruz” dedi. Yurt çıkmıyor, krediler düşük, burs yok. Ev kiraları zaten inanılmaz boyutlara gelmiş durumda. Gençliğin mücadele etmekten başka çaresi yok” diyerek sözlerini tamamladı. Avukatlık stajını yapan genç bir avukat ise işçileşen avukatların işçi sınıfının bir parçası olduğu bilinciyle birleşik mücadelenin bir parçası olması gerektiğini vurguladı.

Foruma bebeği ile katılan bir belediye emekçisi kadın ise artık hayata daha kaygılı baktığını, çocuğunun geleceğini de düşünmek zorunda olduğunu ifade etti. “burada konuşan herkes çok benzer sıkıntılar yaşıyor. Temel problem aslında hiçbirimizin geçinemiyor olması. İşe git gel, karnını doyur, yaşadığımız bu. Ama yaşamak bu değil. Bu karanlıktan tek başımıza çıkamayız. Patronlar çok örgütlü. Bizim de en az onlar kadar örgütlü olması, birleşik mücadeleyi büyütmesi lazım” dedi. Konuşan bir emekli de sağlık sisteminin artık özellikle emekliler için ulaşılamaz hale geldiğine dikkat çekti. Yeni adıyla Turasaş fabrikasından emekli olan emekli kamu işçisi Murat, geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de eylemlikler yapan Turasaş işçilerini hatırlatarak “ben 25 yıl çalıştım böyle bir birlik görmedim. Bugünlerde böyle şeyler yaşanması umut oluyor. Ve bize örnek oluyor” dedi.

Seyit Aslan’ın konuşmasından sonra foruma katılanlar da yaşadıkları sorunları ve buldukları çözüm önerilerini anlattı. 

Paylaş: