EMEP’in üniversiteli adayı Anıl Karahan: Gençlerin kozu mücadele
EMEP Çankaya Belediye Meclis üyesi adayı Anıl Karahan ile buluşan lise öğrencileri kitaplara, kantin ve dershane ücretlerine gelen fahiş zamlardan şikayet etti.
Emek Partisi (EMEP) Çankaya Belediye Meclis üyesi adayı Anıl Karahan Dikmen’de Şehit Erhan Dural Anadolu Lisesi öğrencileriyle buluştu.
Öğrenciler; ders kitaplarına, kantin fiyatlarına, dershane ücretlerine gelen fahiş zamların en büyük problemleri olduğunu ifade etti.
Ayrıca Lokman Hekim Sağlık Meslek Lisesinin depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle onarıma girmesiyle okulları birleşerek sabahçı-öğlenci uygulamasına geçirilen öğrenciler, çok erken saatte okula gitmek zorunda olduklarını vurguladı. Öğrenciler bu sebeple ilk derslerde uykulu olduklarını ve bu yüzden derslere odaklanamadıklarını belirtti.
KANTİNDE BİR TOST 45 TL
Servis ücretlerinin yüksek olmasından dolayı servis kullanmadıklarını söyleyen öğrenciler, daha çok abonman kullandıklarını; bazı arkadaşlarının ise abonman fiyatının ucuz olmasına rağmen karşılayamadığını ve okula yürümek zorunda kaldığını anlattı.
Kantinde bir tostun 45 TL olduğunu söyleyen öğrenciler, evden yemek getirmek ve okul çıkışında parka giderek ekmek arası yemek zorunda kaldıklarını belirtti.
Çoğunlukla işçi-memur çocuklarının okuduğu lisede, ailenin gün içinde evde olmamasından dolayı sabahtan akşama kadar yemek yiyemeyen öğrencilerin de olduğu hatırlatıldı.
İKİ DERS AYLIK 10 BİN TL
Öğrenciler dershane fiyatlarından da dert yandı. 1, 2 ders için daha 9. sınıftan itibaren dershaneye gitmek zorunda kalan öğrenciler, okulda verilen ders ve etütlerin yeterli olmadığını; ancak dershaneye rağmen de eksiklerini kapatamadığını ifade etti. Haftada ikişer saatten 2 ders için aylık 10 bin TL’ye yakın para ödemek zorunda olduklarını söyleyen bir öğrenci “Ekonomik krizde durumumuzu ‘korumak’ bile zorlaştı” dedi.
“Belediyenin etüt merkezi olsa güzel olmaz mı?” diye sorulan soruya öğrenciler şu yanıtı verdi: “Çok iyi olur ama yapmazlar. Biz dilekçe de toplasak olmaz o iş, burayı ben doğduğumdan beri CHP yönetiyor. Yapmak isteseler yaparlardı.” Belediyenin bunu karşılayacak bütçesi olduğunu ancak “ceketimi assam kazanırım” anlayışının bunun önünde engel oluşturduğunu da ekledi öğrenciler.
“HER SOKAKTA UYUŞTURUCU SATILIYOR”
Depreme dayanıksız binalar yüzünden okulları birleştirilen öğrenciler sabah güneş doğmadan yola çıkmaktan da şikayetçi. Geçtiğimiz yıl madde bağımlısı bir gencin bıçaklı saldırısı sonucunda iki gencin yaşamını yitirdiği okulda öğrenciler, güvende olmadıklarını ve uyuşturucunun mahallelerinde kol gezdiğini dile getirdi.
1. sınıf öğrencisi bir genç “Çoğumuz 15-20 dakika yürüme mesafesinde oturuyoruz, bu yüzden sabah karanlığında evden okula yürüyoruz. Her sokakta uyuşturucu satılıyor. Ortaokul öğrencileri bile içiyor. Tedirgin oluyoruz, bu konuya müdahale edilmesi lazım” diyerek sitem etti. Sosyalleşme olanaklarının sağlanmadığını, uyuşturucu tüketiminin de bu yüzden artıyor olabileceğini belirten gençlere belediyenin mahallelerinde neden bir AMATEM hizmeti vermediğini sorduğumuzda, gençlerin AMATEM’in ne olduğunu bilmediği bir durumla karşılaşıyoruz.
Sohbet sırasında, esas olarak gençlerin meşgul olabileceği sosyal alanların yaratılmasının gerekli olduğu tartışılıyor.
“ÇEKİRDEK KOLA DAHİ YAPAMIYORUZ”
Sinema, tiyatro gibi kültürel faaliyetlere katılamadığını dile getiren gençler; halı saha ve bilgisayar oyunları gibi yollarla sosyalleştiklerini ancak ekonomik kriz ile bunların da git gide zorlaştığını söyledi. Belediyenin düzenlediği konserleri de yeterli bulmayan öğrenciler, daha sık ve ilgi çekici şeyler yapılması gerektiğini düşünüyor. Spor salonu ve halı saha gibi yerler açılması gerektiğini; var olanların da geliştirilmesi gerektiğini savunan gençler şunları söyledi:
“Dikmen Vadisinde bir tane halı saha var ama oraya da önüne gelen giriyor. Randevulu sistem olması lazım, arkadaşlarımızla maç yapmak istiyoruz; bu yüzden özel sahaya gidiyoruz. 1 saati bin TL, maçtan sonra birlikte bir şeyler içsek kişi başı 200 TL’yi buluyor. Eskiden iki haftada bir yaparken artık ayda bir yapabiliyoruz. Spora gitmek istiyoruz ama spor salonları da çok pahalı, mahalleye ücretsiz bir spor salonu da yapılsa çok iyi olur.”
Havaların güzelleşmesi ile yeniden parklarda vakit geçirdiklerini söyleyen gençler artık “çekirdek kola” dahi yapamaz hale geldiklerini belirtti.
Derinleşen ekonomik kriz ve artan enflasyon ile öğrenciler eğitim, beslenme gibi haklarına ve sosyal, kültürel, sportif alanlara ulaşamaz hale gelirken bunların yerel yönetimler tarafından karşılanabileceğini ilk elden fark etmiyor. Ancak kısa bir tartışma ile bunların da yerel yönetimlerin sorumluluğu altında olduğunu kavrayabiliyorlar. Görüştüğümüz gençler arasında mücadele etmeye, yerel yönetimlerde söz sahibi olmaya ilk elden ikna olunmasa da bir değişim isteğinden söz edilebilir. 18 yaşından küçükler açısından “ben oy vermeyeceğim ki” görüşü, oy verecek liseliler açısından da AKP’nin karşısında ana muhalefeti desteklemek hâlâ yaygın bir eğilim olsa da diğer genç adayların da ilgi gördüğünü söylemek mümkün. Ancak liseliler, bir siyasal program etrafında değerlendirmektense daha çok adayların kendilerine verdiği güven ile hareket ediyor.
EMEP’Lİ ADAYDAN MÜCADELE ÇAĞRISI
Gençlerin sorunlarını Emek Partisinin Çankaya Belediye Meclis Üyesi Adayı Anıl Karahan ile konuştuk. Karahan birçok liseli gencin en temel haklarına dahi ulaşamaz bir halde eğitim almaya çalıştığını belirterek “Fahiş fiyatlardan ötürü, kantini kullanamayan, evden getirmek zorunda kalan, çalışan ailelerin çocukları için ise çoğu zaman akşam yemeğini bekleyen bir durumdalar. Çoğu okula ulaşabilmek için kilometrelerce yol yürümeyi göze alıyor. Eğitim hakkında soru sorduğumuzda ise ilk cevap çok kötü oluyor. Aldıkları eğitimin niteliğinin ve bilimselliğinin gün geçtikte azaldığını, üniversite sınavına hazırlanmak için ise ek kaynaklara ve dershane/etüte başvurmak zorunda olduklarını ifade ediyorlar. Oysa ki eğitimi veren de sınavı hazırlayan da aynı devlet! Sosyal, kültürel, sportif aktiviteler ise çoğu arkadaşımızın aklında bile değil, en son ne zaman konsere gidebildiğini hatırlayan bile yok.

Eğitimin ve eğitimin nitelikli olmasının koşullarından olan temel haklar; ulaşım, beslenme, barınma ve spor, kültür faaliyetleri devlet tarafından ücretsiz bir biçimde sağlanması gerekirken öğrenciler bugün müşteri olmaktan öteye gidemiyor. Kendi yaşadıkları lisede herhangi bir konu söz sahibi olamıyor. Kendi yaşadığı mahallede bir futbol sahası için bile söz hakkına sahip olamıyor. Lise gençliği, Türkiye gençliği aslında sorunlarının çok iyi farkında ancak bu sorunları çözebileceği, kendi taleplerini iletebileceği bir mekanizmaya sahip değil. Yerel yönetimler bu sorunların birçoğunu çok kolay bir şekilde sağlayabilecekken gençlere kulak tıkamaktan, gerçekleşmeyen vaatleri sıralamaktan öteye gidemiyor. Oysa söz konusu kaldırım taşını satmak, rant için yeni yollar açmak, imara açılacak alanları belirlemek, ulaşıma, barınmaya, beslenmeye yapılacak zamları sıralamak olunca doğrudan aksiyon alan belediyeler; bizlerin en temel taleplerini pekala karşılayabilecek pozisyona da bütçeye de sahip. Ancak para torbalarının keseleri biz gençlere değil, sermayeye açılmaya devam ediyor. Ancak bu düzen de bu hayatta böyle geçmez, geçmek zorunda da değil. Biz gençlerin elinde çok büyük bir koz var: Mücadele etmek!”
“En temel haklarımız için, hayalini kurduğumuz güzel yarınlar için tek şansımız olan mücadeleyle kendi karar mekanizmalarımızı kurmaya ihtiyacımız var” diyen Karahan, “Hayatımızın her alanında ipleri kendi elimize alacağımız, bütçelerin nereye harcanacağının karar mercii olacağımız, spor salonuna olan ihtiyacımızdan okullarımızda nasıl besleneceğimize kadar sözün bizim, gençlerin olacağı mekanizmaları kurmaya, var olanları da ilerletmeye ihtiyacımız var. İşte bu yüzden Emek Partisi olarak bu yola girdik. Gençliğin sözünü birlikte söylemek, kuracağımız mekanizmalarımızla kendi yarınlarımızı inşa edebilmek için” dedi.
