EMEP’li İskender Bayhan tutuklanan öğrencileri Meclis gündemine getirdi: Tutuklama fiili cezalandırma aracına dönüştürüldü

EMEP’li İskender Bayhan tutuklanan öğrencileri Meclis gündemine getirdi: Tutuklama fiili cezalandırma aracına dönüştürüldü

EMEP’li İskender Bayhan tutuklanan öğrencileri Meclis gündemine getirdi: Tutuklama fiili cezalandırma aracına dönüştürüldü

19 Mart eylemleri sırasında haklarında soruşturma açılan 4 öğrencinin 9 ay sonra tutuklanmasını Meclis gündemine getiren EMEP’li İskender Bayhan, “Gözaltı ve tutuklama, hangi yeni ve somut delile dayanmaktadır?” diye sordu

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından, çok sayıda üniversite öğrencisinin de katıldığı protestolarda tutuklanan gençlerin dosyasını Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu. İzmir’de gerçekleşen protestolarda atıldığı iddia edilen sloganlar gerekçe gösterilerek haklarında soruşturma açılan 23 kişiden 4 öğrenci, olaydan yaklaşık 9 ay sonra evlerine yapılan operasyonla gözaltına alınıp tutuklanmıştı. 

“Tutuklama, hangi yeni ve somut delile dayanmaktadır” 

Tutuklanan öğrenciler hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamaları yöneltilmişti. Bayhan, soruşturmaya konu olayın üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen, öğrencilerin eğitim hayatlarına devam ettiğini, adreslerinde yaşamayı sürdürdüğünü ve herhangi bir kaçma girişiminde bulunmadığını vurgulayarak şöyle sordu:

“Soruşturmaya konu olayın üzerinden yaklaşık 9 ay sonra gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama işlemleri, hangi yeni ve somut delile dayanmaktadır? Aylar boyunca eğitimine devam eden, adresinde yaşayan ve hiçbir kaçma girişiminde bulunmayan öğrenciler açısından tutuklama tedbirine başvurulması, ceza muhakemesinin istisnai tedbir anlayışıyla nasıl bağdaştırılmaktadır?”

“Kaçma şüphesi” hangi somut olgulara dayanıyor?

Tutuklama gerekçesi olarak öne sürülen “kaçma şüphesi”nin hangi objektif ve somut olgulara dayandırıldığını soran Bayhan; “Aylar boyunca serbest bırakılan kişiler bakımından ani bir “kaçma riski” değerlendirmesi yapılmasının hukuki ölçütü nedir” sorusunu yöneltti.

Dosyada bulunduğu belirtilen görüntü kayıtlarının savunma makamıyla neden paylaşılmadığını soran Bayhan, savunma hakkının fiilen sınırlandırılmasına yol açan bu uygulamanın açık yasal dayanağının ne olduğunu da gündeme getirdi.

“Görüş açıklama ile hakaret arasındaki hukuki ayrımın hangi kriterlere göre yapılıyor?”

Bir protesto sırasında atıldığı iddia edilen sloganların hangi somut ifadeler nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” kapsamında değerlendirildiğini soran Bayhan, söz konusu sloganların tam metninin ne olduğunu ve eleştiri, siyasal itiraz ve görüş açıklama ile hakaret arasındaki hukuki ayrımın hangi kriterlere göre yapıldığını sordu. Bu ayrımın hangi merci tarafından, hangi gerekçelerle ve hangi ölçütler çerçevesinde yapıldığı sorusu da önerge kapsamında Bakanlığa yöneltildi.

“Cumhurbaşkanına hakaret”ten kaç kişi gözaltına alındı?”

Bayhan, son bir yıl içinde “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu kapsamında kaç kişi hakkında soruşturma başlatıldığını, kaç kişi hakkında gözaltı işlemi yapıldığını, kaç kişinin tutuklandığını, kaç dosyanın iddianameye dönüştüğünü ve kaç dosyanın beraatle sonuçlandığını da Bakanlığa yöneltti.

2911 sayılı Kanun kapsamında yürütülen soruşturmalarda tutuklama tedbirine başvurulurken hangi ölçütlerin esas alındığını soran Bayhan, tutuklamanın son çare (ultima ratio) olması ilkesinin gözetilip gözetilmediğini; yoksa bu tedbirin fiilî bir cezalandırma yöntemi olarak mı uygulandığı sorusunu gündeme taşıdı.

Mert Gökdeniz Ün hakkında ikinci tutuklama

Tutuklu öğrencilerden İzmir Demokrasi Üniversitesi öğrencisi Mert Gökdeniz Ün’ün daha önce de 19 Mart tarihinde tutuklandığını ve 20 gün cezaevinde kaldığını hatırlatan Bayhan, “Aynı öğrenci hakkında benzer içerikli suçlamalarla yeniden tutuklama tedbirine başvurulması kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bakımından nasıl gerçekleşmiştir, Bu uygulama mükerrer cezalandırma niteliği taşımıyor mu” soruların sordu.

Bayhan, benzer içerikli suçlamalarla yeniden tutuklama kararı verilmesinin, tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıkarılarak fiilî bir cezalandırma yöntemine dönüştürüldüğünü gösterdiğini ifade etti.

“Tutuklu öğrencilerin eğitim hakkının kesintiye uğramaması hagi tedbirler alınıyor”

Öğrencilerin İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’nde kapasitesinin üzerinde ve kalabalık koğuşlarda, adli hükümlülerle birlikte tutulduğuna dikkat çeken Bayhan Bakanlığa; “Öğrenci tutukluların barındırıldığı koğuşların kapasitesi nedir, mevcut doluluk oranı kaçtır ve öğrencilerin adli hükümlülerle birlikte, kapasite aşımı bulunan koğuşlarda tutulması hangi mevzuata dayanıyor” sorularını yöneltti.

Tutuklu öğrencilerin eğitim hakkının kesintiye uğramaması için hangi somut tedbirlerin alındığını da soran Bayhan; “Sınavlara katılım, ders materyallerine erişim ve üniversiteyle iletişim konusunda hangi uygulamalar yürütülüyor” diye sordu.

“Demokratik itiraz hakkı üzerinde caydırıcı etki mi amaçlanıyor?”

Bayhan, demokratik bir toplumda siyasetçilere yöneltilen sert, rahatsız edici veya ağır eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında korunması gerektiğine ilişkin AİHM ve Yargıtay içtihatlarını hatırlatarak, Bakanlığın mevcut uygulamanın bu ilkelerle uyumlu olduğunu düşünüp düşünmediğini sordu.

Soru önergesinin sonunda Bayhan, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun siyasal protestolara katılan gençler bakımından sistematik biçimde uygulanmasıyla demokratik itiraz hakkı üzerinde caydırıcı bir etki yaratılmasının mı hedeflendiğini kamuoyunun ve Bakanlığın değerlendirmesine sundu.

Paylaş: