Erdal Eren idam edilişinin 45. yılında İstanbul’da anıldı
12 Eylül askeri darbesinin ardından 13 Aralık 1980’de idam edilen Erdal Eren, 45. yılında Emek Gençliği ve Emek Partisinin çağrısıyla İstanbul’da anıldı. Polisin yürüyüşe izin vermemesine tepki gösterildi.
Video link: https://youtu.be/M4j2vzwLd74
17 yıllık yaşamıyla öğrenci gençlik hareketinin yanı sıra sermaye diktatörlüğüne karşı sınıf mücadelesinin de önderlerinden olan Genç Komünist Erdal Eren İstanbul’da anıldı.
Emek Gençliği ve Emek Partisinin çağrısıyla Taksim Tünel Meydanı’nda bir araya gelen kitle, “Faşizme geçit yok, Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak” pankartı açtı.
Anmada “MESEM programı iptal edilsin”, “Bir yılda 85 çocuk iş cinayetinde katledildi”, “Katledilen çocukların hesabını soracağız”, “Çocuk işçilik yasaklansın” dövizleri taşındı.
Polis yürüyüşe izin vermedi
Sinan Süner, Ercan Koca ve Erdal Eren’in fotoğraflarının yer aldığı eylemde kitle polis ablukasına alındı. Taksim Tünel Meydanı’ndan Şişhane Meydanı’na yürümek isteyen kitleye izin verilmezken, Emek Gençliği engellemeyi polis barikatı önünde açıklama yaparak protesto etti.

Tünel Meydanı’nda gerçekleşen anmada sık sık “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “MESEM eğitimin değil sömürünün merkezi”, “Sermaye mezara, emek iktidara” sloganları atıldı.
Polis barikatı önünde yapılan açıklamada Erdal Eren’in mektubu okundu. Anmada Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros söz aldı.
“Pankartlarımızı da bayraklarımızı da indirmiyoruz”
Ablukaya tepki gösteren Barbaros, Erdal Eren’i anmak ve yürüyüş yapmak istediklerini söyledi.
Barbaros, kurulan barikatların sermaye düzenini korumaya dönük olduğunu vurgulayarak, “Bu barikatlar, Saray rejiminin halkı açlığa ve yoksulluğa, gençleri ise sefalete sürüklemesinin açığa çıkmasından ne kadar korktuğunu gösteriyor. Bugün karşımızdaki tablo budur” dedi.
Barbaros, “Bize flamaları ve pankartları indirmemiz söylendi. Çocukların sermaye düzeninde katledildiğini teşhir eden pankartları, kadınların cinayetlerle öldürüldüğünü anlatan dövizleri indirmemiz istendi. Ancak bunları kabul etmiyoruz, pankartlarımızı da bayraklarımızı da indirmiyoruz” diye konuştu.
Barbaros, gençlerin ve çocukların geleceğine sahip çıkmaya devam edeceklerini belirterek, anma ve açıklama haklarının engellenmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
“Sermaye darbeyi ayakta alkışladı”
Barbaros, “Ekmek, barış ve özgürlük için Saray rejimini yıkacağız” dedi. Barbaros, “Erdal Eren yaşayacak sosyalizm kazanacak. 12 Eylül faşist darbesi deyince akla gelen ilk isimlerden biridir Erdal Eren. Elbette bugün Erdal’ı anmak aynı zamanda Sinan Sümer’i, Ercan Koca’yı anmak, onların mücadelesini kendimize yol etmek demektir. Erdal Eren genç yaşına rağmen partisinde örgütlenmiş, genç bir militandı. İşte Erdal’ı anlamak dünü bugünü ve yarını birlikte konuşmak ve böyle örgütlemektir” ifadelerini kullandı.
12 Eylül darbesinin faşist bir cunta olduğunu vurgulayan Barbaros, darbeci generallerin arkasında ABD, NATO, uluslararası sermaye ve işbirlikçi burjuvazinin bulunduğunu ifade etti. Askeri darbenin, etkileri bugüne kadar süren 24 Ocak kararlarının önünü açtığını belirten Barbaros, 12 Eylül’ün sendikaların, siyasi partilerin, kitle örgütlerinin ve devrimci basının kapatıldığı, grevlerin yasaklandığı, sokakların ve üniversitelerin kuşatma altına alındığı bir dönem olduğunu söyledi.
Sermayenin darbeyi ayakta alkışladığını dile getiren Barbaros, Vehbi Koç’un Kenan Evren’e gönderdiği “Emrinize amadeyim” sözlerini, Turgut Özal’ın “Darbe olmasa bu kararları alamazdık” ifadesini ve TİSK Başkanı Halit Narin’in “Bugüne kadar işçiler güldü, şimdi gülme sırası bizde” sözlerini hatırlattı.
Bugünkü Saray rejiminin de ABD ve patronların talepleri doğrultusunda benzer politikalar izlediğini belirten Barbaros, kamusal birikimlerin özelleştirme adı altında sermayeye devredildiğini, grev yasakları ve sendikal hakların hâlâ 12 Eylül’ün gölgesinde olduğunu söyledi. Dün Erdal Eren’in yaşını büyüterek idam sehpasına götüren anlayışın bugün MESEM’ler aracılığıyla çocukları sermayenin dişlileri arasında ölüme sürüklediğini ifade eden Barbaros, son bir yılda okul sıralarında olması gereken çocukların ucuz iş gücü olarak çalıştırıldığı için yaşamını yitirdiğini vurguladı.
Barbaros sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece son bir yılda okul sıralarında bilimle eğitilmeleri gereken 80 çocuk sermayeye daha ucuz iş gücü olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından pazarlandığı için öldü. Evet bu ülkenin çocukları kapitalistler daha fazla para kazansın diye ölüyor. Erdal Eren çocuklar ölmesin diye sınıfın partisinde örgütlenmiş ve kapitalist düzene karşı mücadele ediyordu.
Doğanın para hırsıyla talan edilmediği, ucuz gıda, ekmek kuyruklarının olmadığı, kadınların, gençlerin öldürülmediği, çocukların okula gittiği, işçilerin emeklerinin karşılığını alabildikleri, insanca yaşayacak bir ücret kazanabildikleri bir ülke için mücadele ediyordu Erdal Eren” diye konuştu.
“Bugün, sineceğimizi düşündükleri ama yanıldıkları gün”
Anmada konuşan Emek Gençliği MYK üyesi Selinay Uzuntel, Erdal Eren’in idam edilerek susturulmak istendiğini ancak bunun başarılmadığını vurguladı. Uzuntel, “Bugün cuntacıların 45 yıl önce Erdal’ı bedenen aramızdan aldığında sineceğimizi düşündüğü, ancak yanıldığı gündür. Bugün Erdal burada; Erdallar yanımızda, yoldaşları burada” dedi.
Dün ile bugün arasında güçlü bir süreklilik olduğunu ifade eden Uzuntel, “Dün işçilerin kazanımlarını gasbeden, emeği ucuzlatan, memleketi parsel parsel satan düzen neyse; bugün de Saray düzeni aynı çizgiyi sürdürüyor. Dün gençleri ve emekçileri hedef alan zihniyet neyse, bugün de gençliğin geleceğini sermayenin çıkarlarına feda eden güçler aynıdır” diye konuştu.
Erdal Eren’i anmanın yalnızca bir hatırlama olmadığını belirten Uzuntel, bunun aynı zamanda bir mücadele çağrısı olduğunu söyledi. Uzuntel, “Erdal’ı anmak; parasız, bilimsel, demokratik ve eşit eğitim talebine sahip çıkmaktır. Çocukları okulda açlıktan bayıltan, MESEM adı altında çocuk işçiliğini meşrulaştıran bu düzene karşı durmaktır” ifadelerini kullandı.
Uzuntel, emperyalist savaşlara ve NATO’ya karşı enternasyonal dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı. Gençliğin taleplerinin kriminalize edildiğini vurgulayan Uzuntel, “Demokratik, özerk üniversite istediğimiz için gözaltına alınıyoruz, MESEM iptal edilsin dediğimiz için tutuklanıyoruz, Filistin’deki soykırımın ortakları hesap versin dediğimiz için tehdit ediliyoruz” dedi.
“Saray düzeninin sermaye iktidarından vazgeçmediğini” söyleyen Uzuntel, buna karşı gençliğin de vazgeçmeyeceğini belirtti. “Haklarımızdan, hayatlarımızdan, eşit ve özgür bir ülkede insanca yaşama talebimizden vazgeçmiyoruz” diyen Uzuntel, mücadelenin örgütlü biçimde sürdürüleceğini ifade etti.
“Mutlaka kazanacağız”
Nazilere karşı mücadele ederken 18 yaşında idam edilen Sovyet partizan Zoya Kosmodemyanskaya ile Erdal Eren arasında tarihsel bir bağ kuran Uzuntel, her iki ismin de örgütlü mücadelenin simgeleri olduğunu vurguladı. Uzuntel, “Onları güçlü kılan; örgütlülükleri, bilimsel sosyalist dünya görüşleri ve geleceği ancak birlikte kazanabileceğimize olan inançlarıydı” dedi.
Uzuntel, Emek Gençliğinin mücadelesinin bu tarihsel kökten beslendiğini belirterek, “Bugün bu mücadele bayrağı kampüslerde, liselerde, sanayi bölgelerinde ve MESEM’lerde ‘yaşamak istiyoruz’ diyen gençlerin ellerinde yükseliyor” diye konuştu.
Uzuntel, “Denizlerden Erdal’a uzanan mücadele mirasının gençliğin ellerinde büyütüleceği” vurgusunu yaparak, “Bizim görevimiz tam da buradadır. Çünkü Erdal’ın bıraktığı yerden mücadeleyi büyüten örgütlü bir güç var. İşçi sınıfının devrimci partisi var, Emek Gençliği var, genç komünistler var. Ve buradan, İstanbul’un tüm gençliğine sesleniyoruz. Denizlerden Erdal’a uzanan mücadele mirası bizimdir ve tüm gençliği bu mirasla işçi sınıfının saflarını örgütlemeye çağırıyoruz. Gerçek ortadadır; gençliğin kurtuluşu, tüm bir insanlığın kurtuluşu sosyalizmdedir. Bu yolda yürümeye, büyümeye, örgütlenmeye devam edeceğiz. Erdal’a, Ercan’a, Sinan’a sözümüz var: Uğruna düştükleri bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm davasını zafere taşıyacağız! Mutlaka kazanacağız” sözleriyle tamamladı.
Eskişehir’de Erdal Eren anması: Erdal olmak, mücadeleyi büyütmenin yollarını aramaktır

12 Eylül faşist cunta rejimi tarafından idam edilen Erdal Eren’in katledilişinin 45. yılında Emek Partisi Eskişehir İl Örgütü ve Eskişehir Emek Gençliği tarafından düzenlenen basın açıklaması ve sloganlar eşliğinde anıldı.
Basın açıklamasında “Erdallar’dan örnek alacağımız en önemli şey; tek adam iktidarının faşizmi inşa etme yolunda, her türlü baskı ve saldırısı karşısında Erdal olmak, mücadeleyi büyütmenin yollarını aramaktır.” denildi.
Kanatlı AVM önünde düzenlenen basın açıklaması öncesi alana “Faşizme ölüm, halka hürriyet”, “Denizlerden Erdal’a gençlik emeğin saflarında”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Parasız, bilimsel, demokratik eğitim” sloganlarıyla beraber kortej şeklinde girildi.
“Faşist bir rejim inşa etmek uğruna gençlik açlık, yoksulluk ve geleceksizliğe mahkum ediliyor.”
Basın açıklamasını okuyan Berivan Özkara, “12 Aralık gecesi zindan karanlığı susuyor, urganın yağlanmasını izliyordu. Sessizliği görev edinen sadece karanlık değil, gülümseyen kirli yüzlerdi. Henüz 17 yaşında Erdal, suçsuzluğu birçok kez kanıtlanmasına, yaşı idam cezası için küçük olmasına rağmen parasız eğitim ve özgür bir gelecek istediği için katledildi.” sözleriyle Erdal’ın gençliğe nutuk çekenlerin karşısında mücadele bayrağını yükselterek demokrasi ve sosyalizmin bir simgesi olduğunu belirtti.
45 yıl sonra Erdoğan iktidarının faşist bir rejimin inşasına seferber olduğunu ve bu doğrultuda uygulanan politikaların gençliğe açlık, sefalet ve geleceksizlik olarak döndüğünün altı çizilen açıklmaada “MESEM ve ÇEDES projesiyle, bir yandan ucuz iş gücü olmaları hedefiyle eğitimden koparılan gençler, öte yandan iktidarın dinci gerici kuşatması altında bilimsel ve laik eğitimden mahrum ediliyor. Üniversiteler de ise demokratik kazanımlar atanmış rektörlerle eziliyor. Bölümler, sadece sermaye için kalifiye işgücü ve proje üreten alanlara dönüştürülmeye çalışılıyor. Okurken, eğitimini sürdürebilmek için çalışmak zorunda kalan arkadaşlarımızın sayısı günden güne artıyor.” sözleri ile gençliğin sermayenin ihtiyaçlarına göre eğitimden uzaklaştırıldığı söylendi.
“Diktatörler yenilecek, Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak!”
Açıklamanın son bölümünde, Erdallardan bırakılan mücadele bayrağını yükseltme; parasız, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim talebi etrafında Emek Gençliği’nde örgütlenme çağrısı yapıldı; “Erdal’ın yoldaşları, emeğin saflarında bir araya gelmiş başka bir dünya özleminin peşinden koşan binlerce, genç olduğumuzu bilerek adımlarımızı bir ileri atıyoruz. Erdallar’ın bizlere bıraktığı mücadele bayrağını yükseltmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki diktatörler yenilecek, Erdallar yaşayacak ve bizler binler olarak sosyalizmi kazanacağız!
Denizlerin, Sinanların, Erdalların, İmranların mücadele bayrağı bugün Emek Gençliğinin ellerinde. Tüm Eskişehir gençliğini bir kez daha talepleri etrafında, geleceği için; Erdal’dan miras kalan Parasız, Bilimsel, Demokratik ve anadilde eğitim mücadelesine omuz vermeye, Emek Gençliğinde örgütlenmeye çağırıyoruz.”
Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri’nden Erdal Eren anması: Erdal’ın mücadelesi hâlâ yolumuzu aydınlatıyor

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri’nin Erdal Eren’in katledilişinin 45. yılında anma gerçekleştirdi. Antalya Emek ve demokrasi güçlerinin çağrısı ile bir araya gelen kitle Attalos meydanında bir basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasına KESK Eş Başkanı Ahmat Karagöz, SOL Parti, TİP, Emek Partisi, CHP, DEM Parti il örgütü yönetici üyeleri ile emek örgütleri ve sendika temsilci ve yöneticileri katılarak destek verdi.
Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri adına okunan basın açıklaması sonrası Erdal Eren’in mektubu okundu.
İdam kararı verilen Erdal Eren’in 17 olan yaşı bir gün içinde 18 olarak büyütülerek hemen idam edildiği belirtilen açıklamada; “Erdal Eren’in infazı, darbe rejiminin gençliğin dinamizmini, Türkiye’nin sosyalizm mücadelesini kırma ve toplumu sindirme politikasının en trajik sembolü oldu” denildi.
Erdal Eren’i ölüme gönderen 12 Eylül Anayasası ve onun anti-demokratik ruhunun, aradan geçen yıllara rağmen AKP-saray iktidarı eliyle sürdürüldüğü ifade edilen açıklamada şöyle denildi; “Görüyoruz ki:Erdal Eren’in yargılandığı dönemdeki özel yetkili mahkemelerin işleyişi, bugün de siyasi davalarla, kayyum politikalarıyla, İBB tutuklamalarıyla,yüzlerce kişiye haksız cezalar kesilerek devam ettirilmektedir. O günlerde hukuk sistemi nasıl iktidarın sopası olmuşsa bugün de hukuk aynı durumdadır.”
“12 Eylül faşizmi, nasıl üniversitelerin ve gençliğin mücadelesini hedeflemişse bugün de AKP iktidarı, üniversitelererektör atayarak, topluluk kulüplerini etkisiz hale getirerek,liselerde öğretmenleri sürgün ederek, gençlerin demokratik ve bilimsel eğitim taleplerini bastırmaya çalışıyor” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Geçmişte çocukları öldürmek için yaş büyütmeye ihtiyacı olan darbeci zihniyet bugün MESEM programıyla çocukları sermayeye kurban, ÇEDES programıyla da gericiliğemahkûm etmektedir.”
Erdal Eren’in mücadele ettiği faşist zihniyetin bugün de gençlerin ve emekçilerin geleceğini gasbetmeye çalıştığına vurgu yapılan açıklamada; “Bizler, Erdal Eren’in o günkü kararlı duruşundan ve zulme karşı boyun eğmeyişinden aldığımız güçle, bugün de baskıcı iktidar politikaları karşısında dimdik ayaktayız. Erdal Eren’in son mektubundaki çağrısı hâlâ yolumuzu aydınlatıyor: “Bu işi hep beraber yürütürsek ancak kazanabiliriz. Omuz omuza, birbirinden güç alarak, birbirine güç vererek!” Bizler, Erdal Eren’den aldığımız direniş ruhuyla, bu karanlık iktidar dönemini de aşacak; bağımsız, demokratik ve laik bir ülkeyi inşa edeceğiz. Erdal Eren ve 12 Eylül döneminde katledilen tüm devrim şehitleri, mücadelemizde yaşamaya devam edecektir” denildi.
KESK Eş Başkanı Ahmet Karagöz, CHP Antalya İl yönetecisi, TİP’li öğrenciler ve PSAKD adına söz alan konuşmacılar kısa birer konuşma yaptı.
Eylemde sık sık “Erdal Eren ölümsüzdür”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganları atıldı.
Video link: https://twitter.com/i/status/1999891235528384809
Emek gençliği basın açıklaması sonrası parti binasında topluca Oğlunuz Erdal belgeseli seyredildi.
Erdal Eren ve yoldaşları İzmir’de anıldı: Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak

12 Eylül faşist cuntası tarafından idam edilen Erdal Eren ile yoldaşları Sinan Süner ve Ercan Koca, katledilişlerinin 45. yılında İzmir’de anıldı. Emek Gençliği ve Emek Partisi’nin çağrısıyla bir araya gelen kitle, Alsancak ÖSYM önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüdü. Eylem boyunca sık sık “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm”, “Erdal Eren ölümsüzdür” sloganları atıldı.
Video link: https://youtu.be/5qm2JTCJPco
Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada basın metnini Emek Gençliği adına Alp Eren Elveren okudu. Elveren, 17 yaşında olmasına rağmen yaşı büyütülerek idam sehpasına gönderilen Erdal Eren’in, faşist diktatörlük tarafından kararlılığı, zekâsı ve taşıdığı kolektif bilinç nedeniyle hedef alındığını ifade etti.
Dün Erdal Eren’in hayatını bir imzayla alan rejimin, bugün faili “makineler” olan bir cinayet düzeni yarattığını söyleyen Elveren, “İktidar halkın daha da yoksullaşması ve bu sırada sermayedarların kârına kâr katmasından beslenirken, buna itiraz eden gençliği ve halkın her kesimini susturma çabalarına devam ediyor. Gençliğin ve emekçilerin sermayenin saldırganlığına karşı direnç oluşturabileceği tüm araç ve zeminleri ortadan kaldırıyor” dedi.
“2025’te en az 85 çocuk çalışırken hayatını kaybetti”
Erdal Eren’i katleden 12 Eylül faşizminin yalnızca geçmişte kalmış bir “kötü anı” olmadığını, bugün de etkisini sürdüren bir sömürü düzeni olduğunu vurgulayan Elveren, “Darbeyle birlikte patronlar için kurulan düzen, bugün MESEM uygulaması adı altında yüz binlerce meslek liseliyi denetimsiz ve güvencesiz işyerlerine itiyor. MESEM programıyla gençler, münferit olayların değil, bizzat iktidarın ve patronların koruması altındaki bir sömürü politikasının kurbanı oluyorlar. Görevli öğretmenlerin denetime gelmediği atölyelerde mezbaha düzeni yaratıyor, gençliği geleceksizliğe mahkûm ediyorlar” ifadelerini kullandı.
2025 yılında en az 85 çocuk işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini belirten Elveren, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in buna rağmen Mesleki Eğitim Zirvesi’nde saray rejimi patronlarının taleplerini çocukların canına tercih ettiğini söyledi. Elveren, “Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen zirvede iktidar, haftalardır gündemde olan çocuk işçi cinayetlerinin sorumlularını bulmak ve cezalandırmak yerine, bu ölümlere karşı çıkan 16 genci tutukladı. Bu olay, Erdal Eren’in hukuksuz bir şekilde, aceleyle infaz edilmesini hatırlatıyor; gençliğin örgütlü bilincinden duyulan korkunun bugünkü tezahürü olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.
“Sermayenin sınırsız talepleri hepimizin sorunu”

Saray rejiminin bugün sermaye çıkarları için gençlerin geleceğini yok saydığını vurgulayan Elveren, “Sermaye sınıfının karşısında gençliği, geleceği yutulmak istenen gençler olarak aynı sınıftayız, bir kuşağız ve ortak kaderi paylaşıyoruz. Meslek liseli gençlik, üniversiteli gençlik, emekçi gençlik; fabrikada, şantiyede, sokakta, okulda nefes alan her genç birbirine ve işçi sınıfına bağlı. Çünkü yoksulluk, güvencesizlik, gelecek kaygısı, sermayenin sınırsız talepleri hepimizin sorunu. O yüzden 17’sinde asılan Erdal’ın mücadele bayrağını devralmak ve anmak, bugünümüzün ve yarınımızın sorumluluğudur” dedi.

Erdal Eren Balıkesir’de anıldı: Erdal Eren faşizme karşı direnişin, mücadelenin, yoldaşlığın bayrağıdır
Erdal Eren’in darağacında katledilişinin 45. yılında Balıkesir Emek Partisi Altıeylül ve Karesi ilçe örgütleri anma gerçekleştirdi. İl Örgütü bürosunda yapılan etkinliğe yoğun katılım oldu.
Anmada açılış konuşmasına Erdinç Kırova yaptı ve Erdal Eren nezdinde sosyalizm mücadelesinde hayatını kaybeden tüm devrimciler için saygı duruşuna davet etti.
İbrahim Gümüştaş, üç yiğit genç devrimcinin, Sinan Suner, Erdal Eren ve Ercan Koca’nın birbirleri için ölümü göze aldığı ve birbirleri için öldürüldükleri belirterek, “Onlar birbirleri için ölüme gittiler. Bu üç yiğit devrimci bize hayatları pahasına yiğitliği, fedakarlığı, dayanışmayı, direnmeyi gösterdiler. Bu üç devrimci her yıl birlikte anılırlar. Biz de onları birlikte anıyoruz. Anıları yolumuzu aydınlatıyor. Yaşadıkları gibi anılıyorlar. Unutulmayacaklar” dedi.
Anma açıklamayı Gökhan Çetin okudu. 12 Eylül faşist darbesinin, işçi sınıfının ve emekçi halkın örgütlü mücadelesini ezmek için ABD ve sermaye ile bağlantılı generalleri eliyle gerçekleştirilen en kanlı girişimlerden biri olduğunu vurgulayan Çetin; “Demokrasi, özgürlük ve sosyalizm için mücadele eden yüz binlerce insan gözaltında işkence ve baskı gördü; yıllarca cezaevlerinde tutuldu; 48 kişi idam edildi. İdamları ‘Asmayalım, besleyelim mi?’ diye savunan faşist cunta şefi Kenan Evren ve ekibinin güdümlü yargısının darağacına gönderdiği isimler arasında 17 yaşındaki Erdal Eren de vardı. Erdal Eren yaşı büyütülerek idam edildi” dedi.
“12 Eylül zulmünün simgesi oldu”
Bu genç devrimcinin 12 Eylül zulmünün simgesi olduğunu belirterek, “Erdal Eren’in idamı kapitalizme ve faşist zulme karşı mücadele eden gençliğin onun şahsında cezalandırılması anlamına geldi. Erdal Eren’in devraldığı miras 12 Mart paşalarının idam ettiği Denizler’den geliyordu. O da tıpkı Deniz, Yusuf, Hüseyin gibi idam edilmesinin ne anlama geldiğini bilerek gitti darağacına. Dimdik ve onurlu” ifadelerini kullandı.
Erdal Eren’in Sinan Sümer’in katledilmesini protesto gösterisinde yakalandığını, Erdal’ın idamını protesto eyleminde de Ercan Koca’nın öldürüldüğünü anlatan Çetin şunları söyledi; “12 Eylül’den geriye kalan sadece baskı ve zulmün anısı değildir. Aynı zamanda bu üç gencin gösterdiği yoldaşlık, dayanışma ve mücadele birikimidir de. Bugün Erdal Eren faşizme karşı direnişin, özgürlükler için mücadelenin, devrimci yoldaşlığın bayrağıdır. Oysa gencecik yaşında onu idam sehpasına çıkaranlar
Dün Erdal’ın hayatını bir imzayla alan faşist rejimin bugün faili makineler olan bir cinayet düzeni yarattığına işaret eden Çetin; “Bugün Erdal gibi meslek liseli olan binlerce öğrenci MESEM adı altında denetimsiz sigortasız iş yerlerinde çalıştırılıyor” diye belirtti.
Türkiye’nin saray rejimi altında adım adım karanlık bir geleceğe doğru sürüklendiğini söyleyen Çetin şöyle devam etti; “Mevcut koşullarda Türkiye bir dönüm noktasında, bir yol ayrımındadır. Ülke ya, sömürü ve zorbalığın koyu egemenliği altında faşist bir rejimin karanlığına gömülecektir; Ya da sömürülen ve ezilen halk kitleleri hep birlikte direnerek bu saldırıyı püskürtecek ve halk egemenliğinin önü açılacaktır. Bu günlerde asgari ücret belirleme komedisini izliyoruz. Hemen her kesimin işçinin emekçinin, emeklinin talep ettiği ücret, yoksul olmayı bile çok görüp, açlıkla yaşamı reva görüyorlar. Oysa herkes insanca yaşayacak bir ücret almalıdır. Asgari ücret yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.
12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü, faşist bir rejimi inşa etmek üzere darbe yapmıştı.. İktisadi program 24 Ocak kararları, siyasi program ise faşist bir yönetimdi. Bunu yasaklarla, baskıyla, korku iklimiyle, kanla, işkenceyle, zulümle gerçekleştirmeye çalıştı. Ama, bilinmelidir ki, iktidarın işçi ve emekçileri açlığa, işsizliğe, sefalete mahkum eden politikalarına karşı, mücadelenin güncelliğiyle Sinanlar, Erdallar, Ercanlar yaşıyorlar.
Anma etkinliğini daha sonra hep birlikte söylenen türkülerle sona erdi.
Erdal Eren Çanakkale’de anıldı: Erdal’ı anmak, onun bıraktığı mücadele bayrağını yukarı taşımaktır

Erdal Eren Çanakkale’de Emek ve Demokrasi Güçlerinin düzenlediği etkinlikte anıldı. Ercan Adsız toplantı salonunda yapılan etkinlikte Emek Gençliği adına Kardelen Kırnıç konuştu. Sol Genç, DGD, TİP gençlik örgütleri de etkinliğe katılarak konuşma yaptı. Ayrıca salondaki katılımcılardan Erdal Eren”le anıları olanlar paylaşımda bulundu.
Emek Gençliği adına konuşan Kardelen Kırnıç dün Erdal’ın hayatını bir imzayla alan rejimin, bugün faili “makineler” olan bir cinayet düzeni yarattığına vurgu yaparak; “İktidar halkın daha da yoksullaşması ve bu sırada sermayedarların kârına kâr katmasından beslenirken, buna itiraz eden gençliği ve halkın her kesimini susturma çabalarına devam ediyor. Gençliğin ve emekçilerin sermayenin saldırganlığına karşı direnç oluşturabileceği tüm araç ve zeminleri ortadan kaldırıyor” dedi.
Erdal’ı katleden 12 Eylül faşizminin, sadece geçmişte kalmış bir “kötü anı” değil; bugün de etkisini sürdüren bir sömürü düzeni olduğunun alıtını çizen Kırnıç; “Darbeyle birlikte patronlar için kurulan düzen, bugün MESEM uygulaması adı altında yüz binlerce meslek liseliyi denetimsiz ve güvencesiz işyerlerine itiyor. MESEM programıyla, gençler münferit olayların değil, bizzat iktidarın ve patronların koruması altındaki bir sömürü politikasının kurbanı oluyorlar. Görevli öğretmenlerin denetime gelmediği atölyelerde mezbaha düzenini yaratıyor, gençliği geleceksizliğe mahkum ediyorlar” ifadelerini kullandı.
2025’te en az 85 çocuk işçinin çalışırken hayatını kaybetmiş olmasına rağmen, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Mesleki Eğitim Zirvesi’nde saray rejimi patronlarının taleplerini çocukların canına tercih ettiğini belirten Kırnıç. “Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen zirvede iktidar, haftalardır gündemde olan çocuk işçi cinayetlerinin sorumlularını bulmak, onları cezalandırmak yerine o çocukların ölmesine karşı çıkan 16 genci tutukladı. Bu olay, Erdal Eren’in hukuksuz bir şekilde, aceleyle infaz edilmesini hatırlatıyor; gençliğin örgütlü bilincinden duyulan korkunun bugünkü tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.
İşçi sınıfı ve onunla kader birliği yapmış gençliği hedef alan sermayedarlar Sinan Suner, Erdal Eren ve Ercan Koca’yı katletse de onları yıldıramamış, mücadelelerinden asla geri adım attıramamıştır. Saray rejimi bugün sermaye sınıfının çıkarları için gençlerin geleceğini nasıl yok sayıyorsa, Erdal’ın dönemindeki cunta iktidarı da bundan farklı değildi” diye konuştu.
17’sinde asılan Erdal’ın mücadele bayrağını devralmanın, bugünün ve yarının sorumluluğu olduğunu belirten Kırnıç şunları söyledi; “Erdal’ı anmak; sömürüye, ucuz iş gücüne, kuralsız ve iş güvenliğinden yoksun çalışma koşullarına, alınmayan önlemler nedeniyle ölüme sürüklendiğimiz ve okul sıralarından uzaklaştığımız köhnemiş düzene karşı mücadeleyi büyütmektir. Erdal’ı anmak; emperyalizme ve onların yarattığı bölgesel savaşlara karşı enternasyonal mücadelenin sesini yükseltmektir, ortadoğu’da ve ülkemizde NATO’ya hayır demektir. Erdal’ı anmak; onun sadece arkasından hüzünlenmek değil, onun bıraktığı mücadele bayrağını daha yukarı taşımaktır. Bugün Erdal’ın mücadele bayrağı ellerimizde; saray rejiminin saldırganlığına, faşizme geçit yok diyerek yükseliyor!”
Etkinlik belgesel gösterimi ve müzik dinletisiyle sona erdi.
