Yaşanan Doğa ve İşçi Katliamını Unutulmasına Asla İzin Vermeyeceğiz.
13 Şubat’ta Erzincan İliç Çöpler altın madeninde siyanürlü ve zehirli kimyasallar içeren pasa dağının kayması sonucu, 300 dönümlük alan, 9 maden işçisi ile birlikte 20 milyon metreküp atık göçüğünün altında kalmıştır.
Çevrecilerin, baroların, sendikaların, meslek odalarının ve siyasi partilerin yıllardır dile getirdikleri uyarılar ve açtıkları davalar dikkate alınmadığı için 13 Şubat’taki doğa ve işçi katliamı yaşanmıştır. Göz göre göre gelen bu felaketin hava, su ve toprak üzerinde geri döndürülemez yıkıcı etkilerinin olma riski halen devam etmektedir.
Tonlarca siyanür, sülfürik asit ve çok sayıda zehirli kimyasal kullanılan madende 2022 yılında üst üste 2 kez siyanür sızıntısı gerçekleşti. Göstermelik para cezası kesilen madenin yeniden faaliyete geçmesi ise, sadece 3 ay sürdü.
Yapılan tüm itirazlara rağmen madenin kapasitesinin 3 kat daha artışına yönelik olumlu ÇED kararı o dönem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olan Murat Kurum tarafından onaylandı.
İçinde 200 futbol sahası büyüklüğünde siyanür havuzu bulunan ve bu haliyle dahi muazzam risk taşıyan madene 3 kat kapasite artışı verilmekle felakete zemin hazırlanmıştır. Bunun siyasi sorumluluğu, tek adam rejimi ve İstanbul’u yönetmeye talip olan Murat Kurum’a aittir. Siyasi iktidar İliç’in zamanla gündemden düşeceğini ve unutulacağını umuyor. Emek Partisi olarak yaşanan doğa ve işçi katliamını unutulmasına asla izin vermeyeceğiz.
❖ İliç’te tüm madencilik faaliyetleri durdurulmalı, maden derhal kapatılmalıdır.
❖ Üniversitelerden bilim insanlarının, TTB, TBB, TMMOB’un müdahilliğinde bağımsız bilirkişiler tarafından hava, su ve topraktan numuneler alınmasına izin verilmelidir.
❖ Göçük altında bulunan işçilere ulaşılmalı ve ailelerine tazminat ödenmelidir.
❖ Etkin bir yargı süreci başlatılmalıdır: Şüpheliler hakkında soruşturma açılarak, yurt dışına çıkış yasağı konmalıdır.
❖ Sadece şirket yetkilileri değil, ölüm madeninde işletme ve kapasite artırımına onay veren kamu görevlileri ve yöneticiler de yargılanmalıdır.
İliç’te yaşanan felaket, kaza değil bir katliam olup doğanın ve emeğin düşmanı olan vahşi madenciliğin ağır bilançosunu bir kez daha gündeme getirmiştir. Bir ton topraktan sadece 1-2 gram altın elde edilen ve bunun için de bölgede ağaçların kesildiği, binlerce ton dinamitin patlatıldığı devasa siyanür havuzlarının açıldığı ve bölgeyi orta vadede bir ölüm çukuruna çeviren altın madenciliğinde kamu yararı yoktur. Bunca bedelin karşılığı olarak ülkemize kalan ise çıkarılan altının sadece 40’ta biridir ve bu da vergi afları, teşvikler ile fazlasıyla geri verilmektedir Havayı, suyu, toprağı zehirleyen, altını alan uluslararası sermaye, geride ölüm çukurları bırakıp gitmektedir. Siyanür liçli madencilik sadece İliç’te değil, tüm Türkiye’de yasaklanmalıdır, ülkedeki tüm altın madenleri acilen kapatılmalı ve yeni sondajlar durdurulmalıdır.
Emek Partisi olarak Erzincan İliç’te yaşanan felaketin bütün sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunmak için toplanmış bulunuyoruz. İşçi ve doğa katliamının sorumluları yargı önünde hesap verinceye ve hak ettikleri cezayı alıncaya ve dek sürecin takipçisi olacağız. Tüm emekçileri de doğa ve işçi katliamına karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
Seyit Aslan
Emek Partisi
Genel Başkanı

15 Mart 2024
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Kanalıyla
İLİÇ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
ŞİKAYETÇİ : Emek Partisi’ni (3330112928) Temsilen
Genel Başkan Seyit ASLAN – 41203991436
Kızılay Mah. Menekşe 2 Cad. No:28/8 Çankaya Ankara
VEKİLLERİ : Av. Ahmet ERGİN (10418047634), Av. Ali Cemal ZÜLFİKAR, Av. Berkay
AKKUŞ, Av. Çağla YOLAŞAN KURUL, Av. Devrim AVCI ÖZKURT, Av. Dilek
GÜZEL, Av. Elif YETİGİN ALAGÖZYAYLASI, Av. Eylem SARIOĞLU
ASLANDOĞAN, Av. Gülşah KAYA, Av. Hasan Hüseyin EVİN, Av. Heval
YILDIZ KARASU, Av. İlke IŞIK, Av. İmran AYGÜN, Av. Kenan ÇETİN, Av.
Murat ÇELEBİ, Av. Mustafa SÖĞÜTLÜ, Av. Orhan ATAN, Av. Sevil ARACI,
Av. Sinejan KUT, Av. Tugay BEK, Av. Zöhre DALKIRAN
Kozyatağı Mah. Gülbahar Sokak Ege Yıldız Sitesi B Blok No: 15/10
Kadıköy/İSTANBUL
ŞÜPHELİLER: 1- Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş,
Çöpler Köyü Mevkii İliç/ERZİNCAN
2- Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş yöneticileri
3- Denetim görevini yapmayan, madenin bu şekilde çalışmasına izin veren
– Murat Kurum, Eski Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı
– Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı- Çevresel Etki
Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü görevlileri
– Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı-Maden ve Petrol İşleri Genel
Müdürlüğü görevlileri
– Erzincan Valiliği- İzleme ve Denetleme Komisyonu üyeleri
4- 2022 yılındaki siyanür borusunun patlaması adli ve idari
soruşturmalarını kapatan kamu görevlileri
SUÇLAR : Şüpheli Anagold Madencilik San.ve Tic.A.Ş. tarafından işletilen Çöpler
Altın Madeni işletmesinde yığın liç sahasının kayması/çökmesi ve geniş bir
alana yayılması sonucu;
1- Çok sayıda insanı öldürme (TCK madde 81, 85/2),
2-“İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya
çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin
doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan
atık veya artıklarla” Çevreyi kasten kirletme (TCK madde 18/4,5),
3- Görevi kötüye kullanma (Kamu görevlileri yönünden) (TCK md. 257)
4- Tespit edilecek diğer suçlar
SUÇ TARİHİ : 13.02.2024
- OLAYLAR :
Çöpler Altın Madeni İşletmesi, Türkiye’deki yığın liçi yöntemi ile altın madeni elde edilen en büyük tesistir, 2009 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. İşletme Fırat nehrinin bir kolu olan Karasu ve bunun üzerinde bulunan Bağıştaş barajına çok yakın konumdadır. İşletmenin bulunduğu alanın akarsu ve baraja göre daha yüksek konumda olması, işletmede oluşabilecek her türlü sıvı atığın serbest kalması halinde aşağı doğru akarak akarsuya erişmesi ve büyük çevre felaketlerine yol açma riski bulunmaktadır.
13 Şubat Salı günü saat 14.30 sularında Erzincan-İliç’te siyanür liçi yöntemiyle işletilen şüpheli Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni işletmesinde yığın liçi sahasında meydana gelen kayma/çökme sonucunda büyük bir ekolojik yıkım yaşanmıştır. Resmi açıklamalara göre; maden çalışanı 9 işçi, kayan siyanürlü ve ağır metalli kütlenin altında kalmıştır. Can kaybına yol açmasının yanı sıra yığın liçi sahasının kayması aynı zamanda şimdiden sonucu kestirilemeyecek büyük bir çevre felaketine yol açmıştır. Konunun uzmanları tarafından, zehirli, ağır metalli atığın Fırat Nehrine karışma riski uyarısı yapılmaktadır. Sınır aşan suların kirlenmesi halinde, Türkiye açısından uluslararası boyutta sorumluluklar doğuracaktır.
Söz konusu altın madeni işletmesindeki sürekli yükselen yığın liçi sahası ve atık barajı konusunda Uzmanlar, uzun zamandır uyarıda bulunmaktadırlar. Yaşanan; kaza ya da doğal felaket şeklinde geçiştirilemeyecek, göz göre göre işlenen bir ekokırım suçudur.
Çöpler Altın Madeninde işlenen ilk suç değildir. Yığın liçi sahasında 27.03.2022 tarihinde de kayma meydana gelmişti. 21 Haziran 2022 tarihinde şimdi yıkılan liç sahasına siyanür taşıyan boru çatlamış ve 3 saat boyunca, yaklaşık 20 metreküp siyanürlü solüsyon açık alana boşalmıştı. Ekolojik bir yıkıma yol açacak olan bu olay üzerine çok sayıda kurum ve kuruluş ile yaşam savunucusu yurttaş, suçun faillerinin tespit edilerek yargılanmaları için İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işlenen suç “Çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçu olarak nitelendirilmiş, bu kapsamda “…şüphelilerden Anagold Madencilik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi, Adnan KEKLİK, Ethem KEKLİK, Burhanettin ŞAHİN, Muharrem KEKLİK, Soysal DOĞAN, Alpaslan İSKENDER, Mehmet Koray ŞİMŞEK, Kaan TOKER, Özgür KAYA, Ahmet İlker DOĞAN, Dursun Oktay ÖZDEMİR’e ön ödeme emri çıkarılmış, ön ödeme emirlerinin yerine getirilmesi üzerine haklarında KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA karar verilmişti. Adli soruşturmanın yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından altın madeni işletmesine, 16 Milyon 441 Bin 440 Türk Lirası idari para cezası kesilmiş, çevre izin ve lisansı iptal edilerek 27.06.2022 tarihinde madenin faaliyeti durdurulmuşsa da 23 Eylül 2022 tarihinde yeniden faaliyetine izin verilmiş ve doğaya karşı işlenen suçlar bu şekilde kapatılmıştı.
İki yıl önce kayan yığın liç sahası 13 Şubat 2023 günü çökmüştür. Olay sonucu, 9 emekçinin yaşam hakkı elinden alınmış, ayrıca geri dönüşü olmayacak şekilde ekolojik bir yıkıma yok açılmıştır. Aradan geçen bir aylık süreye rağmen arama/kurtarma çalışmalarından sonuç alınamamış, üstelik bu çalışmalar çok kısa bir sürede durdurulmuştur. Göçük altında kalan işçilerin cenazeleri çıkarılmamış, acılı aileleri bu şekilde bir kez daha mağdur edilmiştir. İşlenen suç hem işçi katliamı hem de ekokırım suçudur.
Emek Partisi yaklaşık 28 yıldır faaliyetini sürdürmektedir. Emek Partisi, yasalardan ve tüzüğünden kaynaklı haklarını kullanarak farklı araç ve yöntemlerle güncel, ekonomik, sosyal ve politik gelişmeler karşısında görüş ve düşüncelerini halkla ve kamuoyu ile paylaşmaktadır. Müvekkil Seyit Aslan Emek Partisi Genel Başkanı olup partiyi temsile yetkisi bulunmaktadır.
Emek Partisi programının Çalışma ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi ve Yaşanabilir Bir Dünya için başlıklı G-C- 5/a maddesinde; “Çevre, beslenme ve enerji alanında kârın değil canlı yaşamı ve halk sağlığının temel alınması. Suyun metalaştırılmasının, doğanın talan edilip piyasalaştırılmasının ve doğal yaşamın birçok canlı türünün yaşamını tehdit edecek biçimde tahrip edilmesinin engellenmesi. Nükleer santrallerin yasaklanarak ülkenin zehirli atık ve nükleer çöp deposu haline getirilmesinin önlenmesi. Toprağın, ormanların, suların, bitki ve hayvanların korunması. Tarımsal üretimde gıda güvenliğini yok eden genetiği değiştirilmiş tohumlar ve gıda ürünlerinin yasaklanması. Patent tekeline son verilmesi. Temiz tarımsal ve sınai üretim” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Müvekkil adına, hem yaşanılan facianın Emek Partisinin programı gereği gündemine aldığı bir konu olmasına, hem de Anayasanın 17.maddesi ile güvence altında alınan “yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”na, 56.maddesinde yer alan “sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı” ile “çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek ödevi”ne dayanarak ilgili başvuruyu yapmaktayız.
- HUKUKSAL DEĞERLENDİRMELER :
Bilindiği gibi;Anayasa’nın 17/1. maddesine göre; “… Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir…” Anayasa’nın 56/1. maddesine göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasanın 56. Maddesi ile sadece bizlerin değil, gelecek nesillerin de yaşama hakkı güvence altına alınmıştır. Bu çerçevede, insan ve canlı yaşamının devamlılığı adına, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının bir insan hakkı olarak ve kamusal bir anlayışla ele alınması gerekmektedir.
Anayasada yer alan bu ilkeler 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 3/a maddesinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup, alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanunun 181 ilâ 184. maddeleri olmak üzere, 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanunu’nun 181. maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir. Kaldı ki başvuruya konu olayda çok büyük zararlar meydan gelmiştir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali TCK’nın 181. maddesinin 3. fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin 4. fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin 5.fıkrasında “maddenin iki, üç ve dördüncü fıkrasındaki fiillerden dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur” düzenlemesi getirilmiştir.
Olayların gelişimi esas alındığında, özellikle önemli su havzalarına bitişik konumdaki madenin işletmeye açılması için gerekli izinleri veren, madeni gereği gibi denetlemeyen, liç yığının teknik olarak önerilenin kat be kat üzerinde bir yüksekliğe ulaşacak şekilde yığılmasını sağlayan ve göz yuman sorumluların “olursa olsun” düşüncesiyle, yani olası kastla hareket ettikleri görülmektedir. Şikayete bağlı olmayan olası kastla birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme halleri bağlamında dilekçemiz suç ihbarı niteliğini taşımaktadır.
Buna benzer olayların bir daha yaşanmaması, şikayet edilen şirket hakkında, güvenlik tedbirinin alınması, TCK’nın 60/1. maddesine göre faaliyetine olanak sağlayan izinlerin iptali gerekmektedir.
Diğer yandan söz konusu olayın denetimsizlikten meydana geldiği de görülmektedir. Madenin ilk faaliyetinden ve kapasite artırımlarından önce Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları düzenlenmiş, bu raporlar incelenip Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından uygun bulunmuş ve ÇED olumlu kararları verilmiştir. Ardından Erzincan Valiliği bünyesinde kurulan İzleme ve Denetleme Komisyonu tarafından her ay denetleniyor olması gerekir. Ayrıca Madencilik mevzuatı kapsamında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından periyodik denetlemeler yapılması gerekmektedir.
Buna rağmen; Çöpler Altın Madeni İşletmesinde 27.03.2022 tarihinde yığın liç sahasında çatlama ve kayma meydana gelmiş, 21 Haziran 2022 tarihinde de yığın liç sahasına siyanür taşıyan boru çatlayarak, 3 saat boyunca yaklaşık 20 metreküp siyanürlü solüsyon doğaya boşalmıştır. Şimdi de suça konu olay gerçekleşmiştir.
Bu olaylar silsilesine göre; Çöpler Altın Madeni İşletmesine ilişkin ÇED raporlarındaki belirlemeler ve önlemlerin yetersiz olmasına karşın ÇED olumlu kararlar verildiği, faaliyet aşamasında da usulüne uygun denetimler yapılmadığı ve suça konu olayın meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Böylelikle; şüpheli Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni işletmesinde, 13 Şubat 2024 tarihinde yığın liç sahasının kayması/çökmesi ve geniş bir alana yayılması sonucu; resmi açıklamalara göre 9 insanın öldürülmesi suçu ile bölgenin toprak örtüsünün, yer altı ve yüzey sularının siyanürlü, ağır metalli malzemeyle kirletilmesi sonucunda da “İnsan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek niteliklere sahip olan atık veya artıklarla” çevreyi kasten kirletme suçu işlenmiştir
Suçun faillerinin de Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile yöneticilerinin ve çalışanlarının yanı sıra, başta eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı şüpheli Murat Kurum ile ilgili diğer kamu görevlileri olduğu ortadadır.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş, yöneticileri ve çalışanları ile gereken idari önlemleri almayan, denetim yapmayan, olaya yol açan izin ve ruhsatları veren kamu görevlilerinin tespit edilmesini, yapılacak soruşturma sonucunda, tespit edilen şüphelilerin atılı suçlardan cezalandırılmaları, şüpheli şirkete verilen tüm izinlerin TCK madde 60 gereğince iptali istemli olarak kamu davası açılmasını saygılarımızla vekaleten talep ederiz.
Şikayetçi Emek Partisi adına
Genel Başkan Seyit ASLAN Vekili
Av. Ahmet ERGİN
