TBMM’de uzun süredir görülmeyen bir uygulama devreye sokuldu. HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararı meclis genel kurulunda okundu ve böylelikle milletvekilliği anayasa ve iç tüzük çerçevesinde düşürülmüş oldu. Eylül 2016’da kesinleşmiş bu karar uzunca bir süredir Adalet Bakanlığının önünde duruyordu ve ansızın genel kurula getirilerek işleme sokuldu.
Bu işlem sıradan, rutin bir prosedürün yerine getirilmesi değildir, HDP’yi siyaseten etkisizleştirme politikasının bir devamıdır. Siyasi iktidar referanduma doğru giderken HDP’yi siyaset dışına itmek, muhalefet gücünü etkisizleştirmek istemektedirler. Önce HDP eşbaşkanlarının, milletvekillerin kürsü konuşmaları ve demeçleri yoğun bir propaganda eşliğinde suçla ilişkilendirildi ve dokunulmazlıklar kaldırıldı, yüzlerce siyasetçi ve eşbaşkanlar tutuklandı ve nihayet eşbaşkanın vekilliği düşürüldü. Meclis teamüllerinde yeri olmayan “milletvekilliğinin düşürülmesi” uygulaması baskı ve zulmün nasıl fütursuz bir boyuta yükseldiğinin göstergesidir.
Eşbaşkan Yüksekdağ hakkındaki mahkumiyetin “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla çok önceden açılmış olan davadan verildiği görülmektedir. Üstelik bu kararı veren mahkeme heyetinden bir savcı ve hakim 15 Temmuz sonrası tutuklanmışlardır. Bu durum bile, davanın mahkeme üyelerinin talimatlandırılmış yargılama görevini yerine getirdiklerini göstermektedir.
Kürt halkının demokrasiye dair taleplerinin bir kez daha savaş konsepti içinde şiddetle yanıtlanmasının ardı sıra HDP’nin düşmanlaştırılması bir devlet politikasına dönüşmüş ve halkımızın büyük ölçüde desteklediği barış çabası sabote edilmiştir. Şimdi aynı tutum siyasi iktidarın dayatması olan referandum sürecinde gösterilmekte; HDP eşbaşkanları, milletvekilleri ve siyasetçileri şahsında barış imkanı ortadan kaldırılmaktadır.
AKP uzunca bir süredir hukuku, anayasayı, uluslararası sözleşmeleri, teamülleri, gelenekleri, sahip olduğumuz bütün değerleri yok saymakta, ayaklar altına almaktadır. 15 Temmuz darbesi fırsata çevrilmektedir. Milyonlarca yurttaşın siyasi tercihini temsil eden, Meclisin 3. partisinin eşbaşkanının vekilliğinin düşürülmesi bu süreçte yaşanan hukuksuzluklara bir yenisinin eklenmesi demektir.
Halkımız bu hukuksuzluğa, bu baskı siyasetine mahkum değildir. OHAL döneminde her türlü baskının, zulmün keyfi tutuklamaların kabul göreceğinin sanılması bir gaflettir.
AKP Hükümeti ve tek adam iktidarını kurmaya çalışanlar bu siyasi tercihten vazgeçmeli; HDP’ye baskılara son vermeli, halkın vekillerinin ve siyasi temsilcilerinin hakları teslim edilmelidir.
Figen Yüksekdağ hakkında verilen karar hükümsüzdür ve Hükümet hakkında ne karar verirse versin O, hala halkın vekilidir.
Selma Gürkan
Genel Başkan
