Genel Başkan Seyit Aslan gündemi değerlendirdi: ‘Saray iktidarı sorunları çözmek yerine yoksulluğu derinleştiriyor’
6 Şubat depremi üzerinden üç yıl geçmesine rağmen barınma, sağlık, eğitim, altyapı ve benzeri sorunların hâlen devam ettiğini belirten Aslan: “Milyonlarca insan için deprem bitmedi; yalnızca enkazın biçimi değişti”
Video link: https://youtu.be/rylTL1aiGcU
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, haftanın siyasal gündemini değerlendirdiği bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Aslan, 6 Şubat depremlerinin yıldönümü vesilesiyle deprem sonrası hâlâ devam eden yaşam krizi, Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nde yaşanan Erkunt Sanayi atık krizi ve Migros depo işçilerinin düşük ücret dayatmasına karşı yürüttüğü mücadele başta olmak üzere yaptığı değerlendirmede “Saray iktidarı sorunları çözmek yerine yoksulluğu derinleştiriyor” dedi.
‘Deprem bitmedi, enkazın biçimi değişti’
6 Şubat depremi üzerinden üç yıl geçmesine rağmen barınma, sağlık, eğitim, altyapı ve benzeri sorunların hâlen devam ettiğini belirten Aslan, “Milyonlarca insan için deprem bitmedi; yalnızca enkazın biçimi değişti” dedi ve deprem bölgesindeki durumu şöyle özetledi:
● Yüz binlerce kişi hâlâ konteynerlerde, geçici ve sağlıksız koşullarda yaşıyor.
● Konut teslimleri yetersiz; teslim edilenlerin bir kısmı altyapıdan yoksun.
● Kira fiyatları fahiş seviyede, depremzedeler kent merkezlerinden dışlanıyor.
● Bölgedeki sağlık altyapısı tam olarak iyileştirilmedi.
● Ruhsal travma yaygın; özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için yeterli psikososyal destek sağlanmıyor.
● Süreklilik arz eden destek mekanizmaları kurulmadı.
● Okul binalarının bir kısmı hâlâ kullanılamaz durumda.
● Taşımalı eğitim, konteyner sınıflar ve öğretmen açığı eğitimin niteliğini düşürüyor.
● Çocuk işçiliği ve okul terkleri artıyor.
● Küçük esnaf, tarım emekçileri ve işçiler geçim kaynaklarını kaybetti.
● Geçici destekler kalıcı çözümlere dönüşmedi.
● Bölge genelinde yoksulluk derinleşti.
● İçme suyu, kanalizasyon ve elektrik altyapısı hâlâ sorunlu.
● Hava kirliliği sağlığı tehdit ediyor.
● Kimyasal madde içeren molozların gelişi güzel dökülmesi çevre ve halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturuyor.
● Depremde yıkılan binalara ilişkin davalar yavaş ilerliyor.
● Sorumluların önemli bir kısmı cezasızlık zırhıyla korunuyor.
● Yeni yapılan konutlarda denetim ve şeffaflık endişeleri sürüyor.
Saray iktidarının sorun yaratmak yerine çözüm üretmesi gerektiğini ifade eden Aslan, yapılması gerekenleri ve talepleri aktardı:
● Depremzedeler için insan onuruna yakışır, güvenli ve kalıcı konutlar hızla tamamlanmalı ve parasız dağıtılmalıdır.
● Barınma, sağlık, eğitim ve istihdam politikaları bütüncül ve kalıcı hale getirilmeli.
● Okullarda her çocuğa bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek verilmelidir.
● Psikososyal destek hizmetleri çok yetersizdir, yaygınlaştırılmalı, özellikle çocuklara yönelik özel programlar uygulanmalı.
● Yeniden inşa süreci bilimsel, denetimli ve şeffaf yürütülmeli; rant değil depremzedelerin iş ve yaşam koşullarının düzenlenmesi esas alınmalı. Odalar, meslek örgütleri, sendikalar ve halkın seçtiği temsilciler karar mekanizmalarının içinde olmalıdır.
● Deprem suçlarında cezasızlık son bulmalı, sorumlular yargı önünde hesap vermeli.
● Deprem bölgesindeki halk, karar alma süreçlerine aktif olarak dahil edilmeli.
● Depremde ihmalleri ve rant hırslarıyla insanların ölümüne yol açanlar cezalandırılmalı ve af kapsamına alınmamalıdır.
Gözaltılar serbest bırakılsın
Dün Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yapılan operasyona değinen Aslan, “Her sabah yeni gelişmelere uyanıyoruz. Dün ESP’ye operasyon yapıldı. Murat Çepni dahil olmak üzere 100’e yakın kişi gözaltına alındı. Bu anti demokratik baskıcı tutumu reddediyoruz, kınıyoruz. Gözaltına alınan ESP’liler derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.
‘Erkunt işçileri zehir soluyor!’
Ankara Sincan Organize Sanayi Bölgesinde üretim yapan Erkunt Sanayide döküm işleminde ortaya çıkan ağır metaller ve farklı kimyasalların bulunduğu cürufun hiçbir önlem alınmadan fabrika sahasına döküldüğüne değinen Aslan, “İşçilerin ve bölge halkının sağlığı tehdit ediliyor. Ne Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ne Belediye ne de orada örgütlü olan Türk Metal Sendikası denetim yapıyor. İşçiler ve bölge halkı yıllar sonra ortaya çıkacak sağlık sorunlarıyla baş başa bırakılıyor” dedi.
İşçilerin ve halkın sağlığının tehdit altında olduğunu vurgulayan Aslan, “Dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı yapmış olduğu şov ile kameraların karşısında çay içerek tehlikenin olmadığını iddia etmişti. Yıllar sonra Karadeniz Bölgesinde kanser vakaları arttı. Zehirli madde ve gaz salınımı nedeniyle sular ve tarımsal alanlar kirlendi, işçiler vücutlarında ağır metallere maruz bırakılıyor” ifadelerini kullandı.
Yeraltı kaynaklarının yerli ve uluslararası tekellere peşkeş çekilmesi, denetim dışı bırakılması nedeniyle ülkenin her yerine zehir saçılmakta olduğunu vurgulayan Aslan, “Erkunt’ta kontrolsüz döküme izin verenler soruşturtulup cezalandırılmalı, başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan olmak üzere buna izin veren kurumların başındakiler ve sorumlular istifa etmelidir” dedi.
İstatistik kurumu değil, algı yönetim ofisi: TÜİK
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 4.84 olarak açıkladığı Ocak enflasyonuna dair Aslan, bu verilerin TÜİK’in istatistik kurumu değil, algı yönetim ofisi haline geldiğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Sokakta, pazarda, kirada hissedilen ekonomik yıkım ortadayken açıklanan bu rakamların, ölçüm hatası değil bilinçli bir çarpıtmanın ürünü izlenimi verdiğine işaret eden Aslan “Gerçeği saklamak için eğilip bükülen sepetler, oynanan oranlar ve gizlenen yöntemler; TÜİK’i bilimden koparıp iktidarın makyaj memurluğuna indirgemiş durumda. Bu haliyle TÜİK kapatılmalıdır” diye konuştu.
Perakende tekelleri kârlarına kâr katarken sömürmeye devam ediyor
Yeni yılla birlikte akaryakıttan market raflarındaki ürünlere kadar yapılan zamlar, dolaylı ve dolaysız vergiler, barınma sorununun işçi ve emekçilerdeki hoşnutsuzluğu büyüttüğünü belirten Aslan, ortaya çıkan öfkenin Migros ve A101 depolarında binlerce işçinin sefalet ücretine itirazları ile iş bırakmaya ve hak aramaya dönüştüğünü vurguladı:
“Yine sermaye ne sarayın kolluk güçleri bizi yanıltmadı. İşçilerin taleplerini karşılamak yerine, işten atmalar ve tehditler sürerken hak arayan işçiler ve sendika yöneticileri sürüklenerek gözaltına alındı. Migros, A101, BİM ve ŞOK perakende tekelleri kârlarına kâr katarken, emekçilerini sömürmeye devam ediyor. Yüksek fiyat ve aşırı kâr uygulaması nedeniyle halkın yoksulluğu derinleşiyor. Bu sömürücü perakende tekellerine karşı işçilerin sorunlarına sahip çıkmaya ve yanlarında olmaya devam edeceğiz.”
Işıkhan simit dağıtarak emeklilerle dalga geçiyor
Emeklilerin günlerdir insanlık onuruna yaşanır bir ücret için sürdürdükleri mücadeleye dair konuşan Aslan, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan bu sorunlara gözlerini tıkarken emekliler seslerini duyurmak için her gün mücadelesini sürdürüyor. Onların taleplerini görmezden gelen Işıkhan, Ordu’da çıktığı gezide bir simidi üçe bölerek emekliye veriyor. Bu, sefalete ve açlığa mahkûm ettikleri emeklilerle dalga geçmektir. Tekellerin kasalarına milyonlar akıtmak yerine emeklilerin alım gücünü yükseltin” ifadelerini kullandı.
Anti demokratik uygulamalar halkın mücadelesiyle değişebilir
Yargı sopasıyla operasyon çekilen, tutuklanan, yerine kayyım atanan CHP Belediye Başkanlarının yargılaması Silivri’de başladığını hatırlayan Aslan, Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen davada 5’i tutkulu, 2’si tutuksuz 7 belediye başkanı ve toplamda 200 sanık yargılandığını dile getirdi. Aslan, Aziz İhsan Aktaş’ın korumalarla ve VIP salonlarından geçerek, belediye başkanları ve yargılananların ise tabutluk denen ring araçları ile duruşmaya götürüldüğünü söyledi. Saray’ın seçme ve seçilme hakkını gasp etmesine karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yapan Aslan, “Tutuklu olan DEM Parti ve CHP’li belediye başkanları ile çalışanlarının serbest bırakılması, atanan kayyımların geri alınması çağrımızı bir kez daha yineliyoruz. Çünkü bu anti demokratik uygulamalar ancak işçi ve emekçilerin, halkın mücadelesiyle değişebilir” dedi.
‘Çözüm iki halkın eşit koşullarda bir arada yaşamasından geçiyor’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geçtiğimiz günlerde düzenlenen Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansında “Kürtleri hedef alan, onurlarını zedeleyen eski, yıkıcı ve dışlayıcı dili açıkça reddediyoruz. Türkiye’deki Kürtleri de Suriye’deki akrabalarını da inciten hiçbir politikaya boyun eğmedik, bundan sonra da eğmeyeceğiz” sözlerini hatırlatan Aslan, bu tutumun önemli olduğunu vurguladı. Sorunun çözümünün emperyalist güçler ve onların işbirlikçilerinde değil, Türk-Kürt işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesinde olduğunu kaydeden Aslan, “Çözüm tam hak eşitliğine dayanan iki halkın eşit koşullarda bir arada yaşamasından geçiyor. Suriye’de yaşayan halklar kendi geleceklerine kendileri karar vermelidir; ABD emperyalizmi ve onunla işbirliği halindeki bölge gericilikleri değil” dedi.
Kürt halkının hakları eziliyorsa siz bundan sorumlusunuz
Aslan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dün grup toplantısı bitiminde kullandığı “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” ifadelerine dair de değerlendirmede bulundu:
“1 yıldan fazla bir süredir devam eden sürecin kendisi gerek Bahçeli gerek Erdoğan’ın kürsü konuşmalarında çokça dile getiriliyor. Bahçeli ortağıyla bir araya geldiklerinde bunları konuşmuyorlar heralde, çay kahve içip fal bakıyorlar. Bahçeli, sen Cumhur İttifakı’nın dayanağısın. Bugün Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ içerdeyse, Ahmet Türk ve Ahmet Özer görevlerinden alındıysa, Kürt halkının hakları eziliyorsa siz bundan sorumlusunuz.” Aslan, belediye başkanlarının görevlerine dönmesi, Yüksekdağ ve Demirtaş’ın AİHM kararlarının uygulanarak özgürlüklerine kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.
Epstein davası, servetin ve cezasızlığın suç makinesine dönüştüğünü gösteriyor
Son olarak ABD’de devam eden Epstein davasına dair konuşan Aslan, ortaya çıkan belgelerin yalnızca bireysel bir suç değil; servetin, ayrıcalığın ve cezasızlığın nasıl bir suç makinesine dönüşebildiğinin karanlık bir simgesi olduğunu söyledi: “Yıllar boyunca reşit olmayan kız çocuklarını istismar ettiği ve insan ticareti ağları kurduğu iddiaları ortadayken Epstein’in sahip olduğu para ve ilişkiler sayesinde defalarca adaletten kaçabilmesi sistemin çürümesini gözler önüne serdi. Epstein suçları kadar, bu suçlara göz yuman, üstünü örten ve hesap vermekten kaçan güç, aynı suçu beraber işlemişlerdir. Epstein dosyası, adaletin herkes için eşit işlemediği bir düzende, mağdurların nasıl yalnız bırakıldığını ve gerçeğin nasıl bastırıldığını acı biçimde hatırlatıyor.”
Geçmişten bugüne Türkiye’de kaybolan, kaçırılan çocuklardan da bahseden Aslan “Çocukların akıbeti konusunda mecliste mutlaka komisyon kurulmalı ve çocukların akıbetleri ortaya çıkarılmalı” dedi.
Aslan konuşmasını birleşme ve mücadele çağrısıyla sonlandırdı: “Barışı ve demokrasiyi kazanacağımız umuduyla yoksullaştırmaya karşı, asgari ücretin, emekli maaşının, kamu işçisinin ve kamu emekçisinin, sendikalı ve sendikasız ayrımı yapmadan tüm işçilerin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, vergide adaletin sağlanması için, tüm işçi ve emekçileri yoksullaştırmaya karşı, zamlara karşı birleşmeye ve mücadeleye çağırıyoruz.”
