“Halkın iradesine ve barış talebine sahip çıkıyoruz”

“Halkın iradesine ve barış talebine sahip çıkıyoruz”

“Halkın iradesine ve barış talebine sahip çıkıyoruz”

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Diyarbakır temaslarının ikinci gününde de barış vurgusu yaptı.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, “Faşizme Geçit Yok, Saray Rejimine Karşı Ekmek, Barış ve Özgürlük İçin Birleşmeye Çağrı” bildirgesi kapsamında Diyarbakır’daki temaslarına ikinci gününde de devam etti. İlk gün meslek örgütleri ve sendikalarla buluşan Aslan, ikinci gün programında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Barış Anneleri Meclisini ziyaret etti.

Video link: https://twitter.com/i/status/1991591240325017906

“Kayyım rejimi hükümsüzdür”

Seyit Aslan ve beraberindeki heyet ilk olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun’u ziyaret etti. Ziyarette, halkın iradesinin önemine vurgu yapıldı.

EMEP Genel Başkanı Aslan sohbette iktidarın kayyım politikalarını eleştirdi. Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik baskıların demokrasiye vurulmuş bir darbe olduğunu belirten Aslan, şu ifadeleri kullandı: “Burada ortaya konulan irade, sadece bir yerel seçim başarısı değil, halkın kendi kendini yönetme talebinin ilanıdır. Kayyum siyaseti, halkın iradesini gasp etmeye yönelik beyhude bir çabadır ve bizim gözümüzde hükümsüzdür. Emek Partisi olarak, halkın oylarıyla seçilen eş başkanlarımızın ve belediye yönetimimizin yanındayız. Bu belediyeler halkındır ve halkın kalacaktır.”

“Halkın iradesine ve barış talebine sahip çıkıyoruz”

Eş başkanlar: Tahribatı halkımızla birlikte onaracağız

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Kayyum döneminden devralınan borç yüküne ve yaratılan tahribata dikkat çeken Eş Başkanlar, halkçı belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirttiler:

“Devraldığımız tablo ne kadar ağır olursa olsun, halkımıza verdiğimiz sözleri tutmak için çalışıyoruz. Bu dayanışma ziyaretleri zorlukları aşma konusundaki kararlılığımızı artırıyor.”

Bucak işçi cinayetlerine dikkat çekti

Eş Başkan Bucak, yerel ittifakların temsili kaldığını eleştirisinde de bulundu. Son dönemde peş peşe gelen işçi cinayetlerine, çocuk işçilerin ölümüne dikkat çeken Bucak, “Toplum adeta bir cinnet hali yaşıyor, bir ara olmak bütün bunlara karşı birlik kurmak zorundayız” dedi.

“Halkın iradesine ve barış talebine sahip çıkıyoruz”

Barış Annesi Nezahat Teke: Evladını parça parça toprağa veren anne bile barış diyorsa devlet kendini sorgulasın

TBMM’deki Süreç Komisyonu’nda Kürtçe konuştuğu gerekçesiyle mikrofonu kapatılarak engellenen Barış Annesi Nezahat Teke, tepkisini ve barış talebini dile getirdi. Teke, gençlerin dağa çıkma nedenlerinden, şüpheli asker ölümlerine ve annelerin bitmeyen barış ısrarına değindi. Mecliste Kürtçe konuşmasına izin verilmeyen Teke, bölgede yaşanan acıları ve devletin yaklaşımını eleştirdi.

“Bura peygamberler ülkesidir, sıradan bir yer değil”

Teke, “Bura Kürtlerin başkentidir, sıradan bir ülke değil, peygamberlerin ülkesidir, kadim bir yerdir” ifadelerini kullandı. Kürt halkının iki kelimeyle kandırılamayacağını belirten Teke, şimdiki gençlerin bilinçli olduğunu ve kimliklerine sahip çıktığını vurguladı.

“Terörist kimdir?​”

İktidarın ve devletin sıkça kullandığı terör söylemine tepki gösteren Nezahat Teke şunları söyledi: “Diyorlar ‘terör vardır, terörü bitireceğiz’. Terör kimdir acaba? Terör kimin ülkesine basmış? Kimin namusunu elden almış? Kimin hırsızlığını yapmışlar?​”

“Demokrasi olsaydı gençler silaha aşık olmazdı”

Konuşmasının devamında dağdaki gençlere değinen Teke, gençlerin zorlu doğa koşullarında yaşamayı keyfi olarak seçmediğini, bunun bir sonuç olduğunu dile getirdi. “Acaba o pırlanta gibi gençler; o dağlara, taşların altına, yağmur çamur demeden, kış demeden, aç susuz… O silaha hem aşık mıydılar? Eğer bu ülkede demokrasi olsaydı bu çocuklar, bu pırlanta gibi gençlerimiz, kızlarımız, erkeklerimiz o silaha aşık değildiler.”

Kürt gençlerinin üniversitelerde ve askerlikte yaşadığı ayrımcılığa da dikkat çeken Teke, Kürtçe konuşan öğrencilerin okullardan atıldığını, askere giden Kürt gençlerinin ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini belirtti: “Çocuklarımız okula, üniversiteye gidiyorlar; iki kelime Kürtçe konuşsa, haklarında tutuklama kararı ya da okuldan atılma… Askere gidiyorlar, askerliğini yapıyorlar; askerde ‘çocuğunuz kendini öldürmüş’ diyorlar. Bu hangi hak, hukuk, adalet nerededir?​”

“Cenazesini toprağa veren anne bile hala barış diye haykırıyor”

Konuşmasının devamında evlatlarını kaybeden annelerin metanetine ve barış konusundaki ısrarına değinen Nezahat Teke, devleti özeleştiri yapmaya çağırdı: “Bir anne; bir vermiş, iki vermiş, üç vermiş, dokuza kadar vermiş evin içinde… Eğer o cenazeyi parça parça eden, cenazeyi toprağa verirken o mezarın üstünde hala haykırıyor ve barış istiyorsa bu devlet kendini soruşturmaya koysun.”

Aslan: Sizin tülbentinizdeki barış, bizim mücadele bayrağımızdır

Annelerin taleplerini dinleyen Seyit Aslan, barış mücadelesinin demokrasi mücadelesinden ayrılamayacağını belirtti. Türkiye’nin kaynaklarının savaşa değil, halkın refahına harcanması gerektiğini söyleyen Aslan şunları söyledi: “Sizlerin beyaz tülbentleri, bu coğrafyadaki en meşru, en haklı talebi temsil ediyor. Barış olmadan ekmek olmaz, demokrasi olmaz. Sizin bu ısrarlı ve onurlu duruşunuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Barış Anneleri’nin sesi, Türkiye’nin vicdanıdır. Bu sesi batıya, tüm Türkiye’ye taşımak bizim sorumluluğumuzdur.”

Paylaş: