Halklar savaş değil, barış istiyor; emperyalistlerin askeri olmayacağız!

Halklar savaş değil, barış istiyor; emperyalistlerin askeri olmayacağız!

Halklar savaş değil, barış istiyor; emperyalistlerin askeri olmayacağız!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Pakistan ve Suudi Arabistan Devlet Başkanları ile imzaladığı Mekke Anlaşması Meclis’e sunuldu. Üç devlet arasında ‘savunma işbirliği’ olarak duyurulan anlaşmanın ayrıntıları böylelikle ortaya çıkmış oldu.

Meclis’te onaylanmadan Saray rejiminin fiilen yürürlüğe soktuğu anlaşma çerçevesinde savunma ve dışişleri bakanları açıklamalar yapmış, Suudi Arabistan devletinin çağrısı üzerine genelkurmay başkanları Yemen’de yürütülen savaşa dair toplantıya katılmışlardır. Halkımız bu oldubittiye boyun eğmeyecektir.

Saray rejimi ve Cumhur İttifakı’nın son zamanlarda dilinden düşürmediği “terörsüz bölge” politikası ile gerekçelendirilen bu anlaşmanın Ortadoğu’da barışa değil savaşa koşmak üzere hazırlandığı kuşku götürmez. Bu üç devletin ortak çıkar ve iş birliğini gerektirecek tek neden ABD’ye olan bağımlılıkları ve bölgede ABD-İsrail tarafından sürdürülen savaş ve ilhak siyasetine eklemlenme çabasıdır.

Türkiye halklarının, halklarına zulmeden gerici ve baskıcı Pakistan ve Suudi devlet yönetimleriyle hiçbir çıkar birliği olamaz. Uzun süredir Yemen’e müdahale eden Suudi Arabistan’a asker göndermek; lojistik, istihbarat, mühimmat ve benzeri destek vermek Türkiye’nin menfaati olarak değerlendirilemez. Böyle bir anlaşmanın imzalanması, ABD-İsrail çıkarları temelinde halkların geleceğine ve içişlerine müdahale; emperyalist savaşa ortak olmak, savaş suçu işlemek demektir.

Amerika ile “stratejik ortaklık” adı altında sürdürülen bağımlılık ilişkileri Türkiye’yi şu an için yöneten Cumhur İttifakı ve Saray oligarşisinin politikalarıyla uyumlu olabilir. Ancak arkasında bölge halklarının sömürüsü, ilhakı ve ezilmesine dayalı; İsrail’in bölgesel yayılma hesaplarının yürütüldüğü bir anlaşmayı Türkiye halklarına dayatmak kabul edilemez.

Bugün anlaşmayı Meclis’te onaylatma, yarın tezkere çıkarıp Husiler’e karşı Suudi Arabistan’a asker gönderme çabası iktidarın İsrail ve Netanyahu hakkındaki bütün söylemlerinin sahteliğinin itirafıdır. Bu tutarsızlığın kaynağında emperyalizm işbirlikçiliği, bölgesel savaşlardan pay kapma ve pozisyon edinme amacı vardır.

1950’lerde Amerikan yardımı alabilmek, NATO’ya katılabilmek için Kore’ye asker göndermiş olmanın onarılmaz sonuçlarını bugün dahi yaşayan Türkiye halkları bu siyaseti onaylamayacaktır. ABD emperyalizmi, NATO zirvesi kararları ve İsrail saldırganlığının çerçevelediği bölge politikaları ne ülkemizin ne anlaşma tarafı ülke halklarının ne de Ortadoğu halklarının çıkarınadır.

Savaştan beslenen, ilhak ve yayılmacılığı başarı gibi sunan işbirlikçi yönetimlerin bu dayatmasını, oldubittisini kabul etmediğimizi göstermek için bütün emek, demokrasi ve barış güçleri olarak sesimizi yükseltelim.

Yeni savaş anlaşmalarına ve tezkerelerine hayır diyoruz!

Levent Tüzel
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı

Paylaş: