Efsane odur ki halka kan kusturan Dehaq adında bir kral varmış. Bu zalim her gün iki gencin kanını istermiş. Gün gelmiş, Demirci Kawa’nın öncülüğünde direniş başlamış bu zulme karşı. Dehaq’ın Kawa’nın balyozuyla sarayına gömüldüğü gün özgürlük ateşleri yakılmış dört bir tarafta. 21 Mart- Newroz, mazlum halkların zalim diktatörlere karşı mücadele ve özgürlük bayramı olarak kutlanmaya başlanmış…
Bugün de başımıza çöreklenmiş zalimler savaştan, ölümden, açlıktan ve zulümden başka bir şey vaat etmiyorlar. Tıpkı efsanedeki Dehaq gibi… Şimdi ‘Başkanlık’ adı altında yeni bir ‘Dehaq rejimi’ kurmak isteyenler, önce halklarımızın 7 Haziran seçimlerinde ortaya koyduğu demokrasi ve barış iradesini yok saydılar. Kandan beslendikleri için ‘çözüm süreci’ni bitirip savaşa sarıldılar. 30 yıldır yaşananlar yetmezmiş gibi koca kentleri yerle bir ettiler. Yine binlerce genci bu kör savaşa kurban verdik. Yüz binlerce insan yerinden yurdundan oldu…
Yetmedi, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra darbecilerle mücadele adına OHAL ilan ettiler ama bu kez halkın seçilmişlerini hedefe koydular. Kürtler, darbelerin en büyük mağdurlarıydı ama sözde darbecilerle mücadele ettiğini söyleyenler HDP Eş Başkanları ve milletvekillerini tutukladılar, 80’e yakın belediyeye kayyım atadılar. Belediye eş başkanlarının aralarında olduğu binlerce Kürt siyasetçiyi hapishanelere doldurdular. Kamuda çalışan binlerce işçi-emekçiyi işten attılar. Oysa darbecilere (‘FETÖ’) “ne istediler de vermedik” diyen ve 11 yıl boyunca iktidarı paylaşanlar onlardı.
Sonra halkımızın Rojava’daki kazanımlarını kendileri için bir tehdit olarak görüp ‘tampon bölge’ oluşturmak için Suriye’yi işgal ettiler.
Ve ‘savaş koalisyonu’ kurdukları MHP ile ‘başkanlık anayasası’nı meclisten geçirdiler. Şimdi diyorlar ki bütün yetkiler tek kişide toplanacak. O istediği zaman meclisi feshedecek, hakim-savcıları kendisi atayacak, ülkeyi istediği gibi ‘Kanun Hükmünde Kararname’lerle yönetecek. Onun her sözü kanun olacak; istediği belediyeye kayyım atayacak, istediği derneği-sendikayı kapatacak, istediği grevi yasaklayacak. Yani Dehaq gibi her istediğini yapacak.
İşte 16 Nisan’da yapılacak referandumla bu ‘Dehaq Anayasası’na ‘evet’ dememizi istiyorlar. OHAL’i kullanarak ‘hayır’ diyenlerin seslerini duyurmalarını engellemeye çalışıyorlar. Her türlü açıklama, eylem, gösteriyi yasaklayarak kendilerinin dışında kimsenin sesi çıkmasın istiyorlar.
Bugün Newroz’un direniş ve özgürlük ruhunu yaşatmak; bize tek adam diktatörlüğünü dayatanlara karşı referandumda ‘HAYIR’ seçeneğini sokak sokak, ev ev örgütleyip büyütmekten geçmektedir.
NEWROZ’da halklarımızın demokratik-özgür gelecek mücadelesini büyütelim; bize savaş, zulüm ve sefaletten başka bir şey getirmeyenleri referandumda ‘HAYIR’ diyerek ‘DURDURALIM!’
Dehaq rejimi Anayasası’na HAYIR!
Özgürlük ve barış için, Newroz piroz be!
EMEK PARTİSİ
