Hatay’da “Demokrasi, Barış ve Bölgemizin Geleceği” paneli düzenlendi
Hatay’da düzenlenen “Demokrasi, Barış ve Bölgemizin Geleceği” panelinde sürece ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra bölgesel barış ve birleşik mücadele vurgusu öne çıktı.
Hatay’ın Defne ilçesinde, HASYAD Toplantı Salonu’nda düzenlenen ve iki oturumdan oluşan panel, bölgedeki demokrasi, barış ve toplumsal geleceğe dair kapsamlı tartışmalara sahne oldu. 23 Kasım Pazar günü 13.00–17.00 saatleri arasında gerçekleşen etkinlik, siyasal temsilcileri, kanaat önderlerini ve akademisyenleri bir araya getirdi. Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, ‘Kürt halkı barışa hazır; adım atması gereken iktidardır’” dedi.

İlk oturumda “Demokrasi, Barış ve Bölgemizin Geleceği” başlığıyla DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ve SODAP Sözcüsü Kezban Konukçu söz aldı. Konuşmacılar, Hatay’ın yeniden inşasından bölgesel barış politikalarına, halkın demokratik katılımından emekçilerin sorunlarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Oturumun moderatörlüğünü Servet Kavukoğlu yaptı.
Hatimoğulları: Bu süreç seçimden üstündür; tüm siyasi partiler masada olmalıdır
Panel, çok sayıda kişinin katılımıyla gerçekleşti. İlk konuşmayı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptı. Hatimoğulları, Türkiye’de devam eden sürecin bir yılı aşkın süredir önemli adımlarla ilerlediğini belirtti. Meclis’te kurulan komisyonun çalışmalarının İmralı’nın dinlenmesi noktasında tıkandığını belirten Hatimoğulları, “Komisyonun oybirliğiyle karar almasını isterdik. CHP’nin gitmemesini eksiklik olarak görüyoruz. Hâlâ fikir değişikliğini umuyoruz” dedi.
“Süreç seçim hesabı değildir”
“Sürecin seçim hesaplarına indirgenemeyeceğini” söyleyen Hatimoğulları, kamuoyundaki “AKP yeniden seçilmek için bu süreci kullanıyor” yönündeki kaygılara şu sözlerle yanıt verdi, “Ne Kürt halkı ne de DEM Parti, otoriter bir yönetimi güçlendirecek bir tercihte bulunmaz. Bu süreç bir siyasi ittifak meselesi değildir; devletle yürütülen bir barış ve çözüm sürecidir. Muhatap devlettir ama icra makamı hükümettir. Görüşmeler bu nedenle hükümet üzerinden ilerlemektedir.”
Türkiye’nin dört bir yanında yaklaşık 2 bin toplantı ve halk buluşması yaparak süreci anlattıklarını aktaran Hatimoğulları, özellikle Alevi kurumları ve toplumuyla geniş görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti. “Bu süreçte başta CHP olmak üzere tüm muhalefetin masada olmasını son derece önemli buluyoruz” ifadelerini kullandı ve toplumsal-siyasal mutabakatın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Hatimoğulları, sürecin seçimden ve günlük siyasi hesaplardan bağımsız, “tarihi” bir nitelik taşıdığını belirtti. Sol ve sosyalist çevrelerde, Alevi toplumunda dile getirilen kaygıların somut olduğuna değinen Hatimoğulları, bu kaygıların barış karşıtı bir pozisyona dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Geçmişte DEM Parti ve HDP’ye yönelik ağır baskılar yaşandığını hatırlatan Hatimoğulları, benzer baskıların bugün CHP’ye yöneltilmesine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bugün aynı yöntemler CHP’ye uygulanıyorsa buna en yüksek sesle karşı çıkarız. Dayanışmamız ilkeseldir. Kayyıma, seçilmişlerin yerine atanmışların gelmesine, yurttaşın seçme-seçilme hakkının gasp edilmesine her koşulda itiraz ederiz.”
‘Suriye’nin yeniden şekillendiği bir süreçten geçtiğini’ belirten Hatimoğulları, özellikle HTŞ ile SDG arasında yürütülen görüşmelerin ‘demokratik entegrasyon’ açısından kritik olduğunu söyledi, “Ortada çok ciddi bir müzakere süreci var” dedi. Hatimoğulları, Kürt halkının siyasi temsilcileriyle, Aleviler ve Dürzilerin Suriye’deki demokratik yaşama katılımı üzerine kapsamlı görüşmeler yaptıklarını belirterek, bu görüşmelerin geçmişte yaşanan katliamların tekrarlanmaması için önemli olduğunu vurguladı.
Seyit Aslan: Tartışmaların silahların gölgesinde yapılmaması kıymetlidir
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye’de yürütülen barış sürecine, bölgesel gelişmelere ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Aslan, barış tartışmalarının yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını, Ortadoğu’daki siyasal ve askeri gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Aslan, “Yıllarca sürmüş bir savaşın ve mücadelenin, aynı zamanda Türkiye tarafında ırkçılığın ve milliyetçiliğin de kışkırtıldığı bir dönem olarak karşımıza çıktığını biliyoruz. Bunun sancılarını bugün de hissediyoruz. Barış, Türkiye halklarının ve Ortadoğu coğrafyasının ihtiyacı olan bir süreçtir” dedi.
Bölgedeki siyasal tabloya dikkat çeken Aslan, “Türkiye’de barışı tartışırken Ortadoğu’daki gelişmelere bağlı olarak bu coğrafyada barışı tartışıyoruz. Dünyadaki emperyalistler arası hegemonya savaşının en kanlı dönemini birinci ve ikinci paylaşım savaşında gördük; bugün aynı türden çatışmalar bölgemizde, Kafkasya’da, Asya’da yaşanıyor. Bu hegemonya savaşının sonuçları dünya halklarına kan ve gözyaşı olarak yansıyor” diye konuştu.
Kürt siyasi hareketinin süreçte attığı adımların belirleyici nitelikte olduğunu vurgulayan Aslan “Kürt siyasal hareketinin bölgedeki gelişmelere bağlı olarak aldığı kararlar ve bu kararların peşi sıra hayata geçmesi; örgütün fesih kararı, silahların bırakılması ve güçlerin sınır ötesine çekilmesi önemli kararlardır. Bugün tartışmaların silahların gölgesinde yapılmaması kıymetlidir“ diye kaydetti.
‘AKP-MHP iktidarı baskı politikalarını sürdürüyor ama…’
Aslan, iktidarın 23 yıllık süreçte baskı ve şiddet politikalarını kesintisiz sürdürdüğünü hatırlatarak, böylesi bir iktidarın barış sürecinden siyasi çıkar sağlamaya çalışacağını ancak bunun barış tartışmalarını durdurmaması gerektiğini ifade etti.
AKP-MHP iktidarı boyunca baskı ve şiddet politikalarını hep sürdürdüğünü dile getiren Aslan, “Elbette bu süreçten kendine yarar sağlamaya çalışacaktır, bunu biliyoruz. Ama AKP’nin böyle hedefleri var diye Kürt sorununu tartışmamazlık edemeyiz. Düşüncelerimizi ve önerilerimizi söylememezlik edemeyiz. İktidar üzerinde baskı kurmak, bu sorunu yaratanların çözmesi için mücadeleyi sürdürmek gerekiyor.” dedi.
‘Amed’de gördük: Kürt halkı barışa hazır; adım atması gereken iktidardır’
Aslan, geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da yaptıkları ziyaretlere değinerek barış talebinin halkta güçlü şekilde karşılık bulduğunu aktardı, “Amed’de barış annelerini ziyaret ettik, HDP döneminde çocuklarını kaybedenlerle, belediye ve baro temsilcileriyle görüştük. Amed’de barışa dair umutları yeşertmek önemliydi. Bir kez daha gördük ki Kürt halkı, Kürt anaları barışa hazır. Burada esas olarak adım atması gereken iktidardır, egemenlerdir.” Aslan, siyasi partilerin, emek örgütlerinin ve demokrasi güçlerinin sorumluluk almasının barış sürecine katkı sağlayacağını belirtti; ancak hükümetin bir yıldır ciddi bir adım atmadığını vurguladı.
‘Çözüm için hak eşitliği şarttır’
Süreç kapsamında oluşturulan komisyonu ve İmralı ziyareti kararını değerlendiren Aslan, bunun önemli bir adım olmakla birlikte yeterli olmadığını ifade etti. Kürt sorununun çözümünün tam bir hak eşitliğine varmadan mümkün olmayacağını ifade eden Aslan, cezaevlerinde bulunan 5 bini aşkın Kürt siyasal tutsağı hatırlatarak, “Bu insanlar kendiliğinden cezaevine girmediler. Bu sorun nedeniyle oradalar. Selahattin Demirtaş da, Figen Yüksekdağ da, Can Atalay da bunun bir parçasıdır. Selçuk Kozağaçlı’dan başlayarak birçok insan siyasal tutuklu olarak duruyor. Genel bir siyasal affa ihtiyaç vardır” diye konuştu.
Selçuk Mızraklı’nın cezasını tamamlamasına rağmen serbest bırakılmadığını hatırlatan Aslan, “Pişmanlık belgesi imzalamalarını bekliyorlar. Böyle barış olmaz.” dedi. Aslan, hakikat komisyonlarının kurulması, bölgede yaşanan ihlallerin açığa çıkarılması ve eşitliğe dayanan bir yaşamın tesis edilmesinin barışın önündeki engelleri kaldıracağını vurguladı.
‘Barış olacaksa bu mücadeleyi yürütenlerin iradesiyle olacak’
Aslan, barış sürecinin ancak halkların mücadeleleriyle ilerleyebileceğini belirterek, “Bir çözüm olacaksa, Türkiye’de barış olacaksa bu mücadelenin sonucunda gelecektir. Bunların masaya oturması, çözüm üretmek üzere tartışmalar, 50 yıllık mücadelenin, meslek örgütlerinin mücadelesinin sonuçları olarak karşımıza çıkıyor. En büyük mücadeleyi Kürt halkı vermiştir ama bu ortak bir mücadelenin ürünüdür.” dedi.
Türkiye ve Ortadoğu halklarının barış mücadelesinin antiemperyalist bir çizgide birleşmesinin zorunlu olduğunu belirten Aslan, “Bugün bölgede barışı tesis etmenin bir yolu da antiemperyalist mücadelenin Türkiye ve Ortadoğu halkları tarafından birlikte verilmesidir. NATO üslerinin sökülmesi bu nedenle önemlidir” diye konuştu.
Aslan, soru cevap bölümünde milyonlarca CHP seçmeninin bir tutum üzerinden bir kenara itilemeyeceğini ifade ederek, kadın cinayetleri, çocuk emeği sömürüsü, kayyım uygulamaları, eğitim ve inanç özgürlüğü sorunlar üzerinden birlikte mücadele çağrısı yaptı. 12-13 Temmuz’da yapılan konferansta hem dünya hem Ortadoğu’daki gelişmeler ile Kürt sorununun çözümüne dair tartışmalar yürüttüklerini hatırlatan Aslan, Saray rejiminin Türkiye’yi kalıcı bir otoriterliğe sürüklediğini belirterek, buna karşı en geniş birleşik mücadele cephesinin örülmesi gerektiğini vurguladı.

