İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin aileleri TBMM’den seslendi: ‘Denetim, önlem, caydırıcı ceza istiyoruz’
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin aileleriyle TBMM’de basın toplantısı düzenledi.
Emek Partisi (EMEP), 28 Nisan Dünya İşçi Sağlığı ve Güvenliği Günü öncesinde, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve yaralı işçilerin katılımıyla TBMM’de toplantı düzenledi. Toplantı sonrası EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ailelerle TBMM’de basın açıklaması gerçekleştirdi.
Bayhan, “İş cinayetlerinin kalıcı ve gerçek anlamda çözümünün ancak ve ancak işçi sınıfının, emekçilerin, emeğin iktidarında, sosyalizmde mümkün olacağını bilerek, onlarla beraber kararlılıkla hareket ediyoruz” dedi ve BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in 12 Mayıs’taki duruşmasına çağrı yaptı.
Bayhan, Türkiye’de özellikle son 12 yıldır yaşanan toplu işçi katliamlarının, iş cinayetlerinin sembol davalarının takipçisi olan ailelerin, adalet arayışçılarının Mecliste bir araya geldiği bir toplantı düzenlediklerini ifade etti. İşçi ailelerinin beklentilerini bugün bir kez daha getirdiklerini ifade eden Bayhan, toplantıya Soma’dan, Hendek Katliamı davasından, Merkez Ankara İnşaat Katliamı’ndan, İliç’ten ve daha birçok yerde yaşanan iş cinayetlerinden ailelerin katıldığını ifade etti.
“Direnişteki tüm kardeşlerimizin yanındayız”
Konuşmasında Doruk Madencilik işçileri başta olmak üzere mücadelelerini sürdüren işçileri hatırlatarak devam eden Bayhan, “İzmir’de Temel Conta ve Digel Tekstil işçileri. Yine Kocaeli’de Bekaert fabrikasında grevde olan işçi kardeşlerimiz. Yine Özel İtalyan Lisesinde grevde olan işçi kardeşlerimiz ve yine Bergama’da Doğu Star Enerji’de grevde direnişte olan işçi kardeşlerimiz. Hepsine buradan selam göndermek istiyoruz. Onların mücadelesinin yanındayız, onlarla birlikteyiz” dedi.
Mehmet Türkmen’in 12 Mayıs’ta görüşülecek duruşmasını hatırlatan Bayhan, “Bütün iş cinayetlerine karşı Mehmet Türkmen, ‘Antep’te iş cinayetlerinin hesabı sorulmadı’ dediği için cezaevinde yatıyor. İş kazalarında uzuvlarını kaybeden bütün işçi kardeşlerimizin, meslek hastalıklarına ve iş kazalarına karşı mücadeleden yana olan herkesi 12 Mayıs’ta Antep Adliyesinde bu davaya katılmaya çağırıyorum” diye konuştu.
“İşçiler kapitalist toplumun hikayesini kendi cümleleriyle anlattılar”
Toplantıdaki konuşmaların geçmişten günümüze Türkiye’de iş cinayetleri gerçeğinin bir fotoğrafını olduğuna dikkat çeken Bayhan, “Bu iş cinayetlerinin, işçi katliamlarının her birisi, aslında yaşadığımız toplumsal düzenin, yaşadığımız devlet ve siyasi iktidar düzeninin nasıl bir yapıya sahip olduğunu, nasıl bir karaktere sahip olduğunu, nasıl bir işleyişe sahip olduğunu bize gösteriyor” dedi.
Ailelerin nasıl büyük bir kâr hırsı ve sömürücülük ile karşı karşıya olunduğunu anlattıklarını ifade eden Bayhan, “İşçi katliamlarının hesabını sormak için yola çıkan ailelerimiz, yaşadıklarından çıkardıkları sonuçla diyorlar ki; ‘Bu bir modern kölelik düzeni’. Birisi diyor ki; ‘Hayır o kadar bile değil, modern kölelikten beter bir düzen’. Bence bütün bir 200-300 yıllık modern toplumun, kapitalist toplumun hikayesini bu cümleler her şeyden daha iyi özetliyor” diye ifade etti.
Konuşmasında Engels’den alıntı da yapan Bayhan, devamında, “Önümüzde sadece AKP iktidarları döneminde yaşanan iş cinayetlerinin de bir bilançosu vardı. Bu bilanço da bu tarihsel gerçeğin güncel bir izdüşümüydü. Sadece AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002’den bu yana Türkiye’de iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı en az 37 bin 20” dedi. 37 bin ölümün daha fazla kâr, rant ve servet bilançosu olduğuna dikkat çeken Bayhan, işçi cinayetlerinden sadece günümüz çalışma bakanının değil diğer çalışma bakanlarının da sorumlu olduğunu belirtti.
Bayhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iş cinayetleri sonrası verdiği sözleri de gündeme getirdi ve “Gayrettepe Katliamı’ndan sonra ‘Sonuna kadar takipçisi olacağım’ dedi. Ama davada aileler kendisinin hiçbir izini görmedi” dedi.
Emek Partisinin çözüm önerileri
Bayhan, EMEP’in çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
“Mutlaka ve mutlaka iş cinayetlerinde, işçi sağlığı ve tüm işçilerin ortak temel sınıfsal talebi olan sendikalı örgütlü çalışma hakkı başta olmak üzere; kayıt dışı, kayıtlı, sendikalı, sendikasız ayrımı yapmadan bütün işçi kardeşlerimizin bütün meslek hastalıkları ve iş kazalarının üzerine gidilmeli ve gerçek anlamda bir adalet tesis edilmelidir, adalet arayan ailelere kulak verilmelidir.”
“İşçi sağlığı ve güvenliğine dair düzenlemelerimiz tamamen sermayenin çıkarına, patronların çıkarına, kapitalistlerin çıkarına, onları korumak için bir anlayışla kurulmuştur; ne kadar hak diye tanınmış olsa da bu tamamen ters yüz edilmeli, temelden doğrudan işçi kardeşlerimizin merkezinde olduğu yeni bir düzenleme yapılmalıdır.”
“İş cinayetlerinde işçinin statüsüne bakılmaksızın aileleri koşulsuz tazminat ve en yüksek düzeyde emekli aylığı bağlanması ailelerine, devletin sorumluluğu olmalıdır; tüm maddi tasarruflar doğrudan sermayedarlar tarafından, patronlar tarafından tahsil edilmelidir.”
“Bütün işçi kardeşlerimizin, özellikle de yaralı ve uzuvlarını kaybeden işçi kardeşlerimizin; iş göremez, şu veya bu düzeyde iş göremez raporu alan işçi kardeşlerimizin asgari düzeyde çalışma ve insanca yaşama hakları devlet tarafından garanti altına alınmalıdır.”
“Yerel yönetimler de en az bunda bu kadar sorumlu olmalıdır. Bunları yapmayanlar adaletten söz edemezler, adaletten bahsedemezler.”
“İş cinayetlerinde, meslek hastalıklarında ve yaralanmalarda yapılan yargılamalarda sermayedarlar, patronlar asıl sorumlu olarak yargılanmalıdır. Kusur, kaza, hata gibi kavramlar terk edilerek olası kast hükümlerine göre yargılanmalıdırlar. Çünkü bugüne kadar olası kast hükümleri yerine kusur, kaza, hata gibi kavramlarla ödül gibi cezalar verilmekte ve iş cinayetlerinin önü alınamamakta, daha da büyüyeceği bir yargı sistemi ve mahkeme sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaktayız.”
“Doğrudan iş yerlerinde üretimin birinci derecede muhatabı işçi kardeşlerimizdir. İş cinayetlerinin de birinci derecede muhatabı ve mağdurları işçi kardeşlerimizdir. Dolayısıyla iş cinayetlerinin takip, denetim ve tutanaklarının hazırlanması doğrudan işçi kardeşlerimizin katıldığı süreçlerle örgütlenmelidir. Doğrudan işçi kardeşlerimizin fabrikalarda, iş yerlerinde seçtiği temsilciler tarafından bu denetimler yapılmalıdır.”
“En başta işçi kardeşlerimizin kendilerinin seçtiği komiteler tarafından bu denetlenmelidir. Yine koordinasyonunda mutlaka bağımsız üniversitelerin, meslek odalarının, baroların, sendikaların içinde yer aldığı komiteler ve koordinasyonlar tarafından süreç takip edilmelidir.”
