İş, Ekmek, Özgürlük İçin Haydi 1 Mayıs’a

İş, Ekmek, Özgürlük İçin Haydi 1 Mayıs’a

Her açıdan eşitsiz yürüyen referandum süreci yaşadık. Tek sesli medya, kolluk güçleri ve bürokrasinin yanı sıra devletin tüm maddi olanakları ve sermayenin desteği ile birlikte yürütülen ‘evet’ propagandasına karşılık kısıtlı imkanlarla ve üstelik baskı altında bir ‘hayır’ çalışması yürütüldü. Buna rağmen ancak yüzde 51.3’lük bir ‘evet’ ve 30 büyük kentten 17’sinde, üstelik İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Mersin, Denizli, Manisa gibi sanayi kentlerinde ‘hayır’ sonucuyla karşılaştı iktidar. Evet çıkan diğer sanayi kentlerinde de ciddi bir oy kaybı var.

Üstelik bu manzara için bile, ‘bildik’ seçim hilelerinin yetmediğini, YSK’nin ‘mühürsüz pusulaları da geçerli sayan’ yasa dışı kararının gerektiğini biliyor herkes. Manzara bu olunca Anayasa değişikliğinin meşruluğu sorunu daha uzun süre gündemde kalacağa, hatta tıpkı ‘80 Anayasası’nda olduğu gibi bitmeyeceğe benziyor.

Sonuçta bu haliyle bile, referandumun neticesi, iktidara her şeyi istediği gibi yapma imkanı vermemektedir. Hele de işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele, Dayanışma Günü 1 Mayıs’a sayılı günler kalmışken, çok şey ifade etmektedir.

HERKESİN BİRLEŞTİĞİ GERÇEKLER

Referandum sürecinde, özellikle işyerleri ve fabrikalarda yürütülen tartışmalarda ortaya çıkan, bir yanda “evet-hayır” üzerinden kutuplaşma/ayrışma yaşanırken, diğer yanda işçi ve emekçilerin en acil talepleri konusunda en milliyetçi-muhafazakar kesimler de dahil herkesin birleştiği gerçeğidir.

‘Evet’in az bir farkla ve şaibeyle çıkmış olması, önümüzdeki dönem saldırı yasalarının gündeme gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Kıdem tazminatının fona devri, kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılması başta olmak üzere birçok saldırı yasasının hazırlıklarının yapıldığı biliniyor.

Bu bakımdan daha referandum sonuçları kesinleşmeden ‘zafer’ ilan etme derdine düşen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk vaadinin ‘idam’ olması boşuna değildir. Şaibelere dikkat çeken AGİT raporuna çatması da, dikkatleri sıkışan ekonomi ve dış politikadan başka yere çekmek istemesindendir. Referandumun hemen ardından geçen bir kaç gün bile, Erdoğan iktidarının bir yandan baskı ve yıldırma politikalarını yoğunlaştırırken, diğer yandan iç ve dış düşmanlar korkuluğuyla işçi ve emekçileri bölme ve yedekleme çabalarını sürdüreceğini ortaya koymuştur.

İşte bu yüzden yakın vadede gündeme gelecek saldırı yasalarının karşısına birlikte çıkmak, 1 Mayıs’a işçi ve emekçilerin birliğini sağlayarak gitmek daha büyük önem kazanmıştır. Referandum sürecinde işçi ve emekçiler arasında yapılan çalışma, hiç kesintiye uğramadan 1 Mayıs’a yönelik olarak devam etmelidir. İşçilerin ‘evet-hayır’ üzerinden yaşadığı ayrışmayı, en acil ve öncelikli talepler üzerinden yürütülecek yaygın bir çalışmayla ortadan kaldırmanın dayanağı olmalıdır 1 Mayıs.

YAYGIN, BİRLEŞİK, KİTLESEL

Sanayi havzalarında işçiler, ağır çalışma koşullarına karşılık sefalet düzeyinde ücretler almakta, hiçbir hakları olmadan kuralsız, örgütsüz ve güvencesiz çalıştırılmaktadır. Sermaye için cennet, işçiler için cehennem olan bu bölgelerde talepler üzerinden yürütülecek çalışmanın karşılık bulması için çok neden vardır.

Düşük ücret, taşeron çalışma, güvencesizlik, kıdem tazminatının fona devredilerek üçte bir oranında azaltılması, kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılması, işten atmalar, sürekli rekorlar kıran işsizlik oranları, iş cinayetlerinin artarak devam etmesi, grev yasakları, sendikal hak ve özgürlüklerin hepten kullanılamaz hale gelmesi 1 Mayıs’ın etrafında örgütleneceği taleplerdir. Kadın işçilerin eşit işe eşit ücret, kreş, işyerlerinde yaşanan şiddet, taciz ve her türlü ayrımcılığın son bulması gibi talepleri öne çıkarılmalıdır. İşçi sınıfının bu acil taleplerinin yanı sıra, OHAL’in kaldırılması, yargı bağımsızlığı gibi demokratik ve siyasal özgürlüklere ilişkin talepler, bölgede süren savaş ve çatışma ortamının son bulması da bu sürecin kapsayıcı talepleri olmalıdır.

Bütün bu sorunlar ve talepler etrafında 1 Mayıs’ın yaygın kutlanması, sanayi bölgelerinde yerel kutlamaların yapılması, sendika ayrımı yapmadan, tüm işçilerin birleşik ve kitlesel bir şekilde taleplerinin arkasında durması saldırılara verilecek en etkili yanıt olacaktır.

Özellikle son yıllarda yaşanan kısır alan tartışmalarına rağmen, 1 Mayıs’ın en yaygın ve kitlesel şekilde kutlanması çizgisinin doğruluğu defalarca kanıtlanmıştır. Belli alanlara sıkıştırılan, sınıf güçlerinin gündemini ve enerjisini günlerce alan tartışmalarına kilitleyen anlayıştan uzak durmak, bu dayatmalara tereddütsüz ve inisiyatifli bir tutumla karşı çıkmak sorumluluğu unutulmamalıdır.

Konfederasyonlar başta İstanbul olmak üzere 1 Mayıs kutlamalarının inisiyatifini, yerel örgütlere bırakmaları, ortaya çıkacak sorunları azaltacağı gibi, yerel emek örgütlerinin bir araya gelmelerini ve güçlü bir 1 Mayıs’ın koşullarını güçlendirecektir.
Alan tartışmaların en çok zarar verdiği İstanbul 1 Mayısı da, tüm konfederasyonlara bağlı genel merkez ve şubeler ile meslek örgütleri tarafından birlikte ele alınırsa, konfederasyon düzeyinde uzun yıllardır sağlanamayan ortaklık için 1 Mayıs’ta bir adım atılmış olacaktır.

Kadir YALÇINKAYA-Evrensel Gazetesi

Paylaş: