İzmir’de siyasi partiler Ortadoğu’daki savaşa karşı panel düzenledi
İzmir’de EMEP, SOL Parti ve TİP “Ortadoğu’da emperyalist müdahaleler, Gazze’de süren katliam, bölgede barış, ülkede demokrasi mücadelesi” başlığıyla panel düzenledi.
İzmir’de Emek Partisi (EMEP), SOL Parti ve Türkiye İşçi Partisi (TİP), “Ortadoğu’da emperyalist müdahaleler, Gazze’de süren katliam, bölgede barış, ülkede demokrasi mücadelesi” başlığıyla panel-forum düzenledi. Panelde savaşa karşı barış mücadelesinin hep birlikte örülmesinin, barış inisiyatiflerinin kurulmasının gerekliliğine vurgu yapıldı.
Konak Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Dr. Zeki Gül yaparken, konuşmacı olarak EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, SOL Parti PM Üyesi İbrahim Aydın, TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün katıldı.
Açılış konuşması yapan Dr. Zeki Gül, Vietnam ve yaşanan diğer savaşlardan örnekler vererek, savaş ortamında sağlıklı kalmanın mümkün olmadığını söyledi. Gül, savaşın halk sağlığı açısından etkilerine değindi.
SİLAHLANMADA TÜRKİYE 27’İNCİ SIRADA
İlk olarak söz alan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, dünyada uzun süredir emperyalist devletlerin yer altı ve üstü kaynak paylaşma kavgalarına, enerji koridorlarını denetleme kavgalarına tanıklık edildiğini söyledi.
Savaşa karşı Avrupa ülkelerinin tutumu üzerinden konuşmasına devam eden Gürkan, NATO’nun kendi üyelerine savunma sanayisi için yüzde 2 kaynak ayırması kuralı koyduğunu, Türkiye’nin de silahlanmaya ayrılan payda 27’inci sırada olduğunu hatırlattı. Ukrayna savaşı üzerinden kamplaşmaların yaşandığını söyleyen Gürkan, bölgede asıl söz söyleyenin emperyalist ülkeler olduğunu ve bu güçlerin de Türkiye gibi ülkeleri etrafında tutarak bunu yaptığını ifade etti.
BATI EMPERYALİSTLERİN İKİ YÜZLÜ TUTUMU
Dünyadaki en büyük 100 savunma sanayisi olan ülkeler arasında Türkiye’nin ilk 10’a girecek şekilde para aktardığını dile getiren Gürkan, AKP iktidarının buradan yeniden şekillendiğini söyledi. Gürkan, beslenen kesimin sadece AKP’nin kendi taraftarı olmadığını, Türkiye’deki tüm sermaye gruplarının savaş politikasından beslendiğini ve buradan da “ulusal gurur” ifadesi üzerinden kazanım sağladığını belirtti.
Gürkan, 7 Ekim’den beri İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının Ukrayna ve Rusya savaşla birlikte değerlendirildiğinde batı emperyalistlerin iki yüzlü tutumunun ortaya çıktığını söyledi. İnsanların yaşam haklarına yönelik bir saldırının söz konusu olduğunu dile getiren Gürkan, İsrail’in saldırılarına karşı BM ve uluslararası kurumların iki yüzlü davrandığını ve yaşanan soykırıma ses çıkarmadığını ekledi.

“BARIŞ MÜCADELESİNİ İŞÇİLERİN MÜCADELESİNDEN AYRI TUTMAMAK LAZIM”
Şeriat çağrılarını ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “şeriata karşı duranlar din düşmanıdır” şeklinde yaptığı açıklamalara da değinen Gürkan, Türkiye’deki yeni politik şekillenmenin ve eğitim sisteminin giderek dincileşmesinin AKP’nin Ortadoğu’daki güçlerle kurduğu ittifaklardan bağımsız düşünülmemesi gerektiğini dile getirdi.
Almanya’da ırkçılığa, savaşa ve faşizme karşı yapılan eylemlerin umut verici olduğunu ifade eden Gürkan, son olarak şunları söyledi; “Eğer bir ülkede insanca yaşama koşulları için mücadele veriyorsak bu asla barış mücadelesinden ayrı bir mücadele olmayacak. Ülkede barış mücadelesi veriyorsak bu laiklik mücadelesinden ayrı olmayacaktır. Demokrasi mücadelesi veriyorsak bu barış ve laiklik mücadelesinden ayrı düşünülemez. Ne sınıf mücadelesinin ekonomik sosyal talepleri siyasal taleplerinden bağımsızdır nede diğeri. Barış mücadelesini yükseltirken ülkede faşizme doğru gidişine karşı ortak mücadeleyi hep birlikte örmeliyiz. Barış inisiyatiflerini hep birlikte kurmamız gerekiyor. Fabrikalardan yükselen ekonomik ve sosyal talepleri nasıl siyasal ve demokrasi mücadelesinde birleştirebiliriz bunu düşünmek gerekiyor.”
“FİLİSTİN DİRENİŞİ KIRMIZI ÇİZGİMİZ”
Daha sonra söz alan TİP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün ise, Filistin direnişinin tarihsel bir yanı olduğunu söyleyerek, Filistin’e desteklerin hâlâ sürdüğünü ancak topluma anlatmak konusunda sorunların yaşandığın ifade etti. Türkiye sol sosyalist hareketlerin NATO konusunu tartışmaya açmadığını, NATO’ya karşı alınan tutumların “kırmızı çizgi” olduğunu aktaran Ergün, Filistin direnişinin de kırmızı çizgi olduğunu söyledi.
Emperyalistler açısından bölgenin enerji politikaları açısından önemli olduğunu ifade eden Ergün, ABD açısından da İsrail’in orada bulunmasının dayanak noktası olduğunu dile getirdi. Filistin’e yönelik saldırılar başladığı günden bu yana oradaki kurumlarla iletişim halinde olduklarını anlatan Ergün, Filistinlilerin ülkelerine dönemediğini, açık bir saldırıyla karşı karşıya olduklarını ve ırkçı saldırılara maruz kaldıklarını söyledi.
“ANLAŞMALARIN SONLANMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
Filistin’deki kurum üzerinden yaptıkları görüşmelerde en çok eleştirilen noktalarından birinin de İsrail ile süren ticari anlaşmalar olduğunu belirten Ergün, “Ticari ve diğer tüm anlaşmaların iptal edilmesinden yanındayız. Türkiye ile ticari ilişkilerinin kesilmesi bizim mücadele hattımız olmalı. Mesela İzmir Büyükşehir Belediyesi ile El Aviv kardeş belediye. Bu anlaşmanın bitmesini talep etmeliyiz. Aynı şekilde birçok ilçe belediyesinin de var. Bazı belediyeler kardeş belediyeliği kaldıracağına dair karar almış ancak Bakanlık nezdinde bunlar devam ediyor. Bunları teşhir etmek gerekiyor. Hangi belediye olursa olsun, ortada soykırımcı bir rejim var. Anlaşmaların sonlanması için mücadele edeceğiz” diye konuştu.
“TOPLUMSAL MUHALEFETİ BÜYÜTMELİYİZ”
Son olarak söz alan SOL Parti PM Üyesi İbrahim Aydın da şunları söyledi: “Dünyada egemenlik kurmak isteyen siyasi yapılar bölgede egemenlik çabası hep oldu. Bölgede monarşik yapılar korundu ve özellikle emperyalist yapılar tarafından bu yapıldı. Bölge aynı zamanda ılımlı İslam modeli olarak kodlanarak batıyla ilişki içine sokulma isteniyordu. Bugün Türkiye bölgede özellikle 2000’ler sonrasında çok ciddi değişimler içine girmeye çalıştı. Suriye, Libya meselesi budur. Türkiye’nin Kürt meselesini gerekçe göstererek bölgeye yerleşme isteği de buna örnek. Sermayenin sınırsız dolaşım sürecinin kendisi bir noktada tıkandı. Bütün krizlerin savaşlara yol açtığını düşünürsek, Ortadoğu’da yaşanan süreci daha iyi anlarız. Sermayenin sınırsız dolaşım koşulları ortadan kalktı. Bizim topyekûn sisteme karşı daha ayrıntılı düşünmemiz ve ayrıntılı mücadele programı oluşturmamız lazım. Toplumsal muhalefeti büyütmeliyiz. Muhalefeti sistemsel bir eleştiri ile rejimin karşısına dikme görevimiz var. En geniş cephesel örgütlenmeyi oluşturmalıyız.”
“SAVAŞ HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR”
Panelistlerin konuşmasından sonra salondaki dinleyicilere söz verildi. Çok sayıda dinleyicinin söz aldığı panelde, savaşlara karşı ortak ses yükseltme vurgusu yapılırken, yerel seçimlere ilişkin partilerin tutumu da soruldu.
SES İzmir 1 No’lu Şube Sekreteri Günseli Uğur, “Savaş fiziksel, psikolojik çevresel, kimyasal tahribata yol açan bu durum sağlık emekçilerinin de sorunu. Barış İnisiyatifi kurulmalı ve içinde sağlık emekçileri, meslek örgütleri ile sendikalarda olmalıdır. Savaş halk sağlığı sorunudur” dedi.
Söz alan BES İzmir Şube Başkanı Deniz Çetin ise Filistin Sendikalar Birliğinin 29 Kasım’da tüm dünyada destek eylemleri yapması çağrısına Türkiye’deki sendikaların sessiz kalmasını eleştirdi. Çetin, “Sol sosyalist güçler sınıfta örgütlemek yerine başka yerden bakıyor. Biz sınıfı örgütlemeyeceğimiz için bu haldeyiz. İşçi ve emekçilerin talepleri etrafında örgütlenerek ortak mücadeleyi büyütmeliyiz. Geçmişte 1 Mart tezkeresini iptal ettirdik ve o güç hâlâ işçi ve emekçilerde var” diye konuştu.
DİSK/Gıda-İş Genel Sekreteri Ufuktan Öden de “İki savaş var, biri bizi yoksulluğa mahkum eden düzene karşı, bir diğeri de hakların özgürlük savaşı. Dünyanın başka yerlerinde çıkan savaşlar emperyalistlerin kendi aralarında paylaşım savaşları. Bu savaşları çıkanlar, sermaye sahipleri, uluslararası tekeller ve onların iktidarları ancak canıyla, yaşamıyla, emeğiyle ödeyen ise bizleriz. Bu temel mücadele noktamız olmalı” dedi.
10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği İzmir Temsilcisi Mustafa Özdağ ise “Mücadeleyi örgütleyip bir adım ileriye taşımak için geçmişteki acılarımıza da sahip çıkmalıyız” diye ekledi.
