JES’e karşı direnişe destek ziyareti: ‘Buradaki kazanım memleketin diğer tüm mücadelelerine moral olacak’
Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, Amerikan menşeli İgnis Enerji tarafından kurulmak istenen Jeotermal Enerji Santraline (JES) karşı köylülerin başlattığı çadır nöbeti 46. gününe girdi. Çalıdere köyü mera sınırlarında başlayan ve bölgedeki 16 köyü doğrudan etkileyecek olan projeye karşı yürütülen direniş, çevre köylerden gelenlerin yoğun katılım ve dayanışma ziyaretleriyle kararlılıkla sürüyor.
Emek Partisi (EMEP) Bölge Örgütü, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak’ın da aralarında bulunduğu bir heyetle direniş çadırına destek ziyaretinde bulundu. EMEP heyeti nöbet tutan köylüler tarafından alkışlarla karşılanırken “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları atıldı.
‘Kazanabildiğimizi gösteren örnekler çoğalıyor’
Nöbet alanında toplanan kitleye seslenen EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, yakın zamanda maden işçilerinin yürüttüğü kararlı direnişlerin herkese büyük bir moral verdiğini vurguladı. Enerji ve maden şirketlerinin talanına karşı yerellerde verilen her mücadelenin diğer coğrafyalara örnek olduğunu belirten Başkavak, şunları dile getirdi: “Bu mücadeleler, küçük küçük yerlerde enerji ve maden şirketlerinin yıkımına karşı her kazanımda, başka coğrafyalardaki köylülere, tarım alanlarını ve yaşam alanlarını koruma mücadelesi veren bütün halka örnek oluyor. Demek ki mücadele edince kazanabiliyoruz. Bu örnekler hem bize moral veriyor hem de bu talanı, tahribatı ve yıkımı durdurabilecek gücü sağlayarak daha başka mücadeleleri yürütebiliyoruz.”
Jeotermal santrallerin yarattığı yıkıma dikkat çeken Başkavak, Aydın örneğini hatırlatarak “Aydın’da köylerimiz, incirlerimiz, zeytinlerimiz verimsizleşti. Kurulan o büyük sistemler nedeniyle yolumuz, güzergahımız değişti, insanlar ‘Nefes alamaz hale geldik’ diyor. Bu mücadelelerin kazanılması için destek elbette önemlidir ama asıl önemli koşul yöre halkının bir araya gelip mücadele etmesidir. Biz bu direniş çadırı kurulmadan önce de buradaki süreci izledik. Yaptığınız her şey memleketin başkaca yerlerindeki köylülere, işçilere deneyim olarak aktarılıyor” dedi.
‘Bu mücadele aynı zamanda bir gelecek mücadelesidir’
İktidarın enerji şirketlerinin çıkarlarını korumak için köylülere karşı yürüttüğü baskı politikalarına da değinen Başkavak, Karadeniz’de katledilen Reşit Kibar’ı ve Akbelen direnişinde tutuklanan Esra Işık’ı anarak şu ifadeleri kullandı: “Bu mücadelenin devam etmesi ve enerji şirketlerinin buradan kovulması, sadece sizin açınızdan bir mücadele olmayacak. Zorlu bir mücadelenin içerisindeyiz. Bizlerin görevi bu mücadeleye en ileriden destek olmak. Sizlerin de sorumluluğu, bu topraklarda yaşamanın bir gereği olarak bu mücadeleyi sürekli büyüterek devam ettirmektir. Ne zaman enerji şirketlerini buradan kovarsak, ne zaman çeşitli bahanelerle yapılan sondajları durdurursak o zaman hepimiz rahat edeceğiz. Bu mücadele hepimizin. Birleşerek ilerleteceğiz, birbirimizden güç alacağız. Buradaki mücadelenin kazanılması, ülkenin farklı yerlerindeki direnişlerin başarıya ulaşmasıyla birikerek bir iktidar mücadelesine dönüşecektir” dedi.
Direniş çadırının yalnızca bir şirketin gelip gelmemesi meselesi olmadığını söyleyen Başkavak, “Onlar geldikçe biz göç etmek zorunda kalıyoruz. Enerji ve maden şirketlerinin topraklarımızı bir işgale geldiğinin ve bunun bir göç ettirme politikası olduğunun farkındayız. O nedenle bu mücadele aynı zamanda bir gelecek mücadelesidir” ifadelerini kullandı.
‘Hiçbir yere gitmiyoruz, mutlaka kazanacağız’
Nöbetin 46. gününde direnişi devralan Doğanca (Sofyan) Köyü adına konuşan Nebat Çelik ise şunları söyledi: “Burada yapılmak istenen sadece bir JES projesi değil, aynı zamanda bir hafızayı, bir inancı yok etme girişimidir. Yeryüzündeki bütün enerjileri tükettiler, şimdi sıra yerin altına geldi ama biz buna izin vermeyeceğiz. Eğer Varto’da gerçekten bir kazanım elde edilirse, bu durum ülkenin dört bir yanında ekoloji mücadelesi veren diğer tüm canlara ve ekoloji gruplarına büyük bir ilham olacaktır. Hiçbir yere gitmeyeceğiz ve mutlaka kazanacağız.”
