12 Eylül darbesinin en hararetli savunucusu olan dönemin TİSK Başkanı Halit Narin “20 yıl işçiler güldü biz ağladık, şimdi gülme sırası bizde” demişti. Aslında sermaye sınıfının o dönemdeki konumunu çok iyi özetlemişti.
Şimdi de AKP hükümeti OHAL bahanesiyle, işçi haklarının sermayenin çıkarları doğrultusunda nasıl ellerinden alınacağının örneklerini her fırsatta sunuyor. AKP döneminde işçiler ne zaman hak istese, ne zaman yasal grev aşamasına gelse yasak üstüne yasağa başvuruyor. Öyle ki 15 yılda 13 grev yasaklayarak rekorlar kitabına girmeyi hak eden bir hükümet olmuştur.
Milli güvenliği tehdit ettiği gerekçe gösterip 130 bin metal işçisinin grevini yasaklayarak sermayenin hizmetinde bir hükümet olduğunu bir kez daha kanıtlayan iktidar, böylece 12 Eylül darbecilerine rahmet okuttu.
AKP de çok iyi biliyor ki; radyatör, otomotiv ve elektrik aksamı, demir profil, çamaşır makinası vb. üretimi yapılan fabrikalar milli güvenliği tehdit etmez. “Milli güvenliği” tehdit eden halkın barış taleplerini görmeyen bu iktidardır. Zaten metal patronları da bu politikaların ardında olduğunu açıklayarak grev yasağının da danışıklı dövüşle alındığını göstermiş/ispatlamış oldular.
Metal sektöründeki grev yasağını kınıyoruz. Metal İşverenleri Sendikası (MESS) üyesi patronlar dolu dizgin kâr ederken ve işçiler insanca yaşam için hak isterken; bu grev yasağı elbette ki patronların işine yaramıştır. Ama “hak yoksa üretim de yok” diyerek günlerdir alanları dolduran on binlerce işçinin sesine kulaklarını kapatan bu hükümet, artık sermayenin hizmetinde olduğunu bir kez daha tescillemiş ve işçinin “gözünden” düşmüştür.
2 Şubat günü yapılacak grevi yasaklayan/erteleyen hükümete cevabımız tüm sendikaların ve işçilerin topyekûn grev ve ortak direnişi olmalıdır. Grev işçilerin temel ve anayasal hakkıdır; ertelenemez ya da yasaklanamaz.
Selma Gürkan
Genel Başkan
