Ortadoğu Konferansı: Halklar Kendi Kaderlerini Kendileri Tayin Etmeli. İsrail’in Soykırımına Karşı Filistin Halkının Yanındayız

Ortadoğu Konferansı: Halklar Kendi Kaderlerini Kendileri Tayin Etmeli. İsrail’in Soykırımına Karşı Filistin Halkının Yanındayız

Ortadoğu Konferansı: Halklar Kendi Kaderlerini Kendileri Tayin Etmeli. İsrail’in Soykırımına Karşı Filistin Halkının Yanındayız

İsrail’in Filistin halkına yönelik, katliam boyutundaki saldırılarıyla çoğu çocuk ve kadın on binlerce kişinin ölmesi ve göç etmeye zorlanması başta olmak üzere Ortadoğu’daki gelişmeleri tartışmak ve Filistin halkıyla dayanışmak için düzenlediğimiz Uluslararası Ortadoğu Konferansı önemli bir boşluğu doldurmuştur.

İlk gün bölgedeki hegemonya mücadeleleri ve devletler arası ilişkilerin ekonomi politik ve siyasi boyutlarının; ikinci Ortadoğu’daki gün de halk dinamiğiyle çözüm önerilerinin konuşulduğu konferansımızda sunum yapan yerli ve yabancı akademisyen, siyasetçi ve gazeteciler Filistin’in, odağına yerleştiği yoğun ve kanlı gündemi tarihsel ve bölgesel boyutlarına yerleştirdiler. Öncelikle kendilerine bu dayanışma için teşekkürü borç biliriz.

Ortadoğu yirminci yüzyıl boyunca ve şimdi, gücü ve etkisi değişen emperyalist devletler arasındaki rekabet ve çelişkilerin fay hatlarını en çok harekete geçirdiği bir bölge olmuştur. Petrol, doğal gaz, uzak Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya ulaşan açık deniz ve kara yolları, ucuz emek deposuna sahip olması bakımından her zaman kritik bir noktada bulundu. Bugün de bu rekabet bir üst noktaya sıçramıştır. Çin ve Rusya’nın ‘süper güçler’ ligine yükselmesiyle birlikte şimdilik yerel savaşlar biçiminde açığa çıkan ve giderek dozu yükselen çatışmalar sürmektedir.

Dünya tekellerinin çıkarlarına hizmet eden devletler ve onlarla iş birliği halindeki yerel iktidarlar zaten paylaşılmış olan bir dünyanın yeniden paylaşılması, hegemonyanın pekiştirilmesi için din ve mezhep çatışmalarını da kışkırtarak bölgede çözülemeyen sorunlar yaratmak ve bu çözümsüzlükten yararlanmak için sürekli bir müdahale halindeler.

Suriye’de yıllarca vekalet savaşı biçiminde süren daha sonra iki hegemonik gücün; Rusya ve ABD’nin sahaya inmesiyle açıkça karşı karşıya gelen güçler, bugün geriye bıraktıkları enkaz üzerinden etki alanlarını geliştirmeye, bölge kaynakları üzerinde pazarlıklar yapmaya devam ediyorlar.

Türkiye yönetimi bölge ve dünya üzerindeki inisiyatif alanlarının paylaşılması için birbirleriyle; kimi yerde düşük kimi yerde birbirinin etrafından dolanarak kimi alanlarda da sıcak temasla yürüttükleri kavganın sonuçlarından azami biçimde yararlanmak üzere her fırsatta hamlede bulunmaktan uzak durmuyor. Komşu ülkelerin sınırlarına yapılan harekatlarla toprak, Akdeniz’den Karadeniz’e kadar su yolları üzerinde Misakı Milli’yi genişletmek üzere bu süreçten yararlanılmaktadır. İktidar, Ortadoğu ülkelerine yapılan kalabalık ziyaretlerle insansız hava araçları pazarlıyor, elde kalan kamu kuruluşlarıyla arazileri satıyor, projelere ortak arıyor, hazineye swap sağlamaya çalışıyor, sermaye için yatırım imkanlarını bizzat değerlendiriyor.  

Bölge devletlerinin çoğunun, İsrail’in Filistin’e saldırısı boyunca hiçbir tepki göstermemesi veya yaptırım uygulamaması Filistin halkının ABD emperyalizminin öteden beri koçbaşı olan İsrail siyasetine nasıl yol verdiğinin göstergesi olmuştur.

İsrail’in saldırıları karşısında dünya emekçilerinin kesintisiz eylemleri de henüz İsrail saldırganlığını durdurmaya yetmedi. Üstelik devletler bu protestolara şiddetle yanıt vererek İsrail’e sönmeyen bir yeşil ışık yaktılar. Filistin’i tanıyan devletlerin gücü ve etkisi Netanyahu’yu geri adım attıramadı.  

***

Konferansımız Ortadoğu’daki bu genel durumun boyutlarının detaylandırılması, parçaların bütüne bağlanması doğrultusunda hat izlemeye çalışmıştır.

Bu kürsüde farklı fikirler; Ortadoğu ve Filistin üzerine uluslararası dayanışma kapsamında çözüm önerileri ve temenniler dile getirildi.  Ortak kanı Filistin halkına uygulanan katliamın derhal durdurulması ve halkın kendi kaderini tayin hakkının tanınmasıdır.

Öne çıkan başlıklar arasında Türkiye’nin bir depo ülkesi haline gelmesine neden olan mülteci ve göçmen siyaseti ve bu durumun uluslararası boyutları olmuştur. Öte yandan Ortadoğu’da dört ülkeye dağılmış Kürt halkına yönelik politik tasarrufun iç ve dış politika açısından araçsallaştırılması da gündem başlıkları arasındadır.

Konferansa tahmin edilebilecek nedenlerden dolayı bizzat katılamayan ama konuşmasını video kaydıyla ileten İsrailli anti Siyonist Prof. Moshe Zuckermann, İsrail’in Filistin’e uyguladığı saldırıları ve Netanyahu rejimini eleştirmiştir.  Almanya’da kurulu ‘Ortadoğu’da Adil Bir Barış İçin Yahudilerin Sesi Derneği’nden Udi Raz da Almanya devletinin Siyonizme ve İsrail devletine yönelik her türlü eleştiriyi antisemitizm ile suçlayarak, ‘kendi Yahudisi’ni yaratmak üzere, muhalif Yahudileri susturmaya çalışmasını anlatmış ve bu deneyimler konferans birikimine eklenmiştir.

Konferansımıza Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nden Maher Arafat Al-Taher katılmıştır. Bu tablo İsrail-ABD ekseninde kurulan savaşçı ve katliamcı birliğin karşısında halkların ortak mücadelesinin mümkün ve önemli olduğuna bir kez daha işaret etmiştir.   

İsrail saldırganlığına, dünyayı kana bulamaktan gözünü sakınmayan bölge devletleri ve emperyalist tekellerin Ortadoğu’yu yeniden yapılandırmak için çıkardıkları savaşlara karşı bölgede ve ülkede demokrasi ve barış cephesinin güçlendirilmesi bir zorunluluktur.

Konferansımızın önemli vurgusu şudur: Filistin halkına karşı sürdürülen katliam derhal durdurulmalı, ateşkes ilan edilmeli, Gazze’nin yeniden inşa edilerek Gazze halkının evlerine dönmesi sağlanmalıdır. Buna ek olarak Filistin devleti tanınmalı hapishanelerdeki Filistinliler serbest bırakılmalıdır.

Filistin halkının kaderini Filistin halkının kendisi tayin edecektir.

Konferansımıza yurt içinden ve dışından katılan konuşmacılara, iki gün boyunca salonda bulunan katılımcılara, canlı yayından izleyen, salonda kürsü kullanarak ya da dönüş yaparak duygu ve düşüncelerini aktaran herkese teşekkür ediyoruz.

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi

Paylaş: