‘Protesto sınırını aşmak lazım’
Kocaeli’de de bugün eğitim emekçileri sendikalarının çağrısı ile iş bırakarak alana çıktılar. Ancak bu saldırıları sadece protesto ederek durdurmanın mümkün olmadığının da farkındalar.
Uzun süredir eğitim emekçileri arasında “mesleki” sohbetlerin konusu olan şiddete uğrama, saldırıya maruz kalma kaygısı, giderek artarak somut bir gerçeklik haline gelmiş bulunmaktadır. Yusuf Tekin’in bakanlığı döneminde bu saldırılarda yaşamını kaybeden öğretmen ve öğrenci sayısının onlarla ifade edilmesi ne yazık ki bu kaygıyı haklı çıkarmaktadır.
Kocaeli’de de bugün eğitim emekçileri sendikalarının çağrısı ile iş bırakarak alana çıktılar. Siverek’ten sonra Maraş’ta yaşanan saldırılar, eğitim emekçileri ve öğrencilere yönelik katliam boyutuna varmış olması eğitim emekçilerinin de vurguladığı gibi hükümet politikalarının bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Sendikalar adına yapılan açıklamalara da yansıdığı üzere İstanbul’da katledilen Fatma Nur Çelik’in acısı henüz tazeyken dün Siverek’te -Maraş’ta yaşanan katliam henüz duyulmamıştı- yaşanan saldırı ve katliamlar eğitim emekçilerinde egemen olan kaygıyı anlatmaktadır. Yaşam hakkını doğrudan hedef alan sistematik saldırılar bakanlık ve iktidar tarafından “münferit” olarak değerlendirilmesi ise öfkeye neden olmaktadır. Eğitim emekçileri, şiddetin yaygınlaşmasını ve her an her yerde yaşamı tehdit eder hale gelmesini, iktidarın uygulamalarından ve politikalarından ayrı düşünmemektedir.
Ancak bu saldırıları sadece protesto ederek durdurmanın mümkün olmadığının da farkındalar. Sohbet ettiğimiz bir eğitim emekçisi bu durumu “ne olacak ki, her saldırıdan sonra bir araya geliyoruz yürüyoruz, devlette ek ders ücreti ödemekten kurtuluyor, başka bir saldırıya kadar böyle gidiyor, yönetenlerde bu durumdan çok rahatsız değil” diyor.
Konuştuğumuz eğitim emekçisinin de işaret ettiği gibi yan yana gelmek, birlikte alana çıkmak, protesto etmek elbette önemli ancak sağlanan bu birlikteliğin “protesto” olarak kalması, iktidara geri adım attıracak bir mücadeleye evril(e)memesi uzun süredir sendikalara egemen olan protesto ile yetinme “sorununu” tekrar akıllara getirmektedir. Meydanlarda açığa çıkan öfke ve kitlesellik umut verici olsa da karşı karşıya olduğumuz tabloyu sadece bir “tepki gösterme” biçimine hapsetmek saldırıları durdurmaya yetmeyeceği genel bir kanı oluşturmuş durumda. Gelinen noktada söz konusu olanın yaşam hakkı olması, kaygıların da eleştirilerinde yükselmesine neden olmaktadır.
Yürüyüş boyunca ve alanda okullarında toplu olarak gelen eğitim emekçilerinin sendikal farklılıklara rağmen çoğunlukla birlikte yürümeyi ve birlikte sloganlara katıldıkları görüldü. Bu yüzden aynı sendikaya üye olmasalar da mücadele alanında birleşme isteği güç kazanmış durumda. Eylemlere yansıyan bir diğer dikkate değer nokta ise kadın eğitim emekçilerinin katılımı ve sloganlarla yaşananlara tepki göstermesiydi.
İlhami Şahbaz
Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Başkanı
