Saray iktidarı üretici köylüleri şirketlere ezdirdiği için suçludur!
AKP iktidarı, ne zaman artan gıda fiyatlarına tepkiler yükselse hemen bir operasyon yapıyor. Daha önce soğan, patates, kırmızı et, tavuk vs pek çok üründe benzer operasyonlar yapıldı ama fiyatlar düşmedi.
7 yıl önce “200 bin ton soğan depolarda duruyor” diyerek depolara baskın yaptılar. Tanzim satış çadırları kurup soğan patates sattılar, yine de soğan patates fiyatları düşmedi. “Kırmızı et fiyatlarını manipüle ediyorlar” diye 8 ilde operasyon yaptılar, et fiyatları düşmedi. Tavuk şirketlerine operasyon yaptılar, tavuk fiyatları düşmedi. Şimdi de “41 şirkete dev operasyon” haberleri eşliğinde yaş meyve sebze şirketlerine operasyon yapıyorlar.
Halk pahalılığın sorumlusu olarak AKP değil de şirketleri görsün diye “Ucuza alıp pahalı satmışlar” diyerek bu operasyonları yapıyorlar. Oysa üretici köylü zaten yıllardır bu ucuza alıp pahalı satma durumuna isyan ediyor. Yıllardır tarlada 1 lira markette, pazarda 10 lira diye haberler yapılıyor. O nedenle köylünün ucuza satıp halkın pahalıya yediği bu düzen değiştiremezsek yarında var olacaktır. Onun için “Operasyon yapıldı, bundan sonra gıda fiyatları ucuzlar” diye beklentiye girmek boş hayal.
Şirketler yolsuzluklarıyla suçludur ama gıda ve tarım tekellerinin kârına kâr katan bu düzenin politikalarını belirleyen ve uygulayan AKP iktidarı da suçludur. Köylüyü başta ilaç, gübre ve mazot olmak üzere yüksek girdi maliyetlerine maruz bırakan AKP iktidarı tarım desteklerini azaltarak bu yılın desteğini gelecek yıl kuşa döndükten sonra verdiği için suçludur. Mahsule düşük fiyat açıklayarak aracının, tüccarın, şirketin ucuz fiyat dayatmasına kapı araladığı için suçludur. Girdi maliyetlerini karşılamak ve ürününü değerinde satamadığı için borcu borçla kapatan üretici köylünün ilaç, gübre, tohum için tüccara borçlanmasına yol açarak, aracıya, tüccara, şirkete boyun eğdirdiği için suçludur. Uyguladığı orta vadeli programla hedef enflasyona ulaşmak için tarım ürünleri fiyatını ithalat yoluyla baskılayarak düşürdüğü için suçludur. Artan gıda fiyatları karşısında işçi, emekçi ve emeklinin ücretlere ek zam talebini yok saydığı, “Almazlarsa fiyat da artmaz” diyerek ücret artışlarını düşük tutulan enflasyon hedeflerine endekslediği için suçludur. Köylünün ürettiği ürünün fiyatını aracının, tüccarın, ihracatçının asıl olarak da tarım ve gıda tekellerinin belirlemesine izin verdiği için suçludur. Üretici köylünün ürettiği ürünün fiyatına “serbest piyasa” diyerek taban fiyat açıklamadığı için, taban fiyatın altında fiyat dayatmasını yasaklamadığı için suçludur. 2025’te 120 milyar dolarlık gıda satışının üçte ikisini yapan on binlerce şubeli zincir marketlerin “sözleşmeli üretim” ya da diğer ticari mekanizmalar üzerinden ürünü ucuza alıp istediği fiyattan reyona koymasına göz yumduğu için suçludur.
Asıl sorun ülke tarımsal üretiminin dalgalı yapısıdır. Ne ekeceğini, ne kadar ekeceğini, ne kazanacağını bilemeyen üretici köylünün her yıl fal açar gibi ürün ekmesidir. Üretim desteklenip girdi maliyetleri düşürülerek teşvik edilmediği, üreten değil alıp-satan fiyat belirlediği sürece ülkede şirketler hep kazanacak, üretici köylü ve halk hep kaybedecektir.
Emek Partisi olarak halkımıza çağrımızdır: Okulların açıldığı şu günlerde, çocuğunun beslenme çantasına ne koyacağının derdini yaşayan halkımız insanca yaşayacak bir ücret ve yaşam taleplerini yükseltmeli ve ücretlere ek zam için mücadele etmelidir. Üretici köylüler, ürettikleri tarım ürünleri üzerinde söz söyleme hakkını kazanmak üzere kendi sendikalarında örgütlenerek mücadele etmelidir.
Sedat Başkavak
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı
