Saray rejiminin yeni ‘Orman Kanunu’ | Saray rejimi ormanları sanayi tekellerinin hizmetine maden tekellerinin yağmasına açıyor
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç geçtiğimiz hafta “Artık gücün kadar konuş dönemi açıldı” diyerek sermayenin orman kanunlarına işaret etmişti. Saray rejimi, “güçlünün güçsüze galebe çaldığı” bu orman düzenine yeni bir halka ekleme niyetinde.
Meclis geçtiğimiz hafta “halktan alıp sermaye ve rantiyeye aktaran” yeni bir peşkeş teklifini görüşmeye başladı. AKP milletvekillerinin imzasını taşıyan “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ormanı karbon ticaretinin unsuru haline getirerek metalaştırırken bugüne kadar orman arazileri üzerinde gerçekleştirilen işgale de yasal güvence sağlamayı hedefliyor.
Yasa teklifinin “genel gerekçe” bölümü, düzenlemelerin kime hizmet edeceğini açık şekilde itiraf ediyor. Geçtiğimiz hafta yapılan görüşmelerde ilk 5 maddesi kabul edilen teklifle kamunun ortak malı kabul edilen orman arazileri karbon ticareti ile sanayi sermayesinin hizmetine sunuluyor. Geçmiş yıllarda yaşanan orman işgallerine de yasal güvence sağlayan teklif maden ve enerji şirketlerinin yeni işgal harekatlarının da önünü açıyor.
‘Toplumun akciğeri’ değil, sermayenin ‘yutak alanı’
Saray düzeni, yasa teklifinin 13. maddesiyle ormanı doğal yaşamın temel unsurlarından biri olmaktan çıkararak metalaştırmakta ve karbon ticareti ile sermayenin çıkarına göre konumlandırmaktadır. Teklifle “karbon yutak alanları” olarak nitelenen “devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda veya sahipli arazilerde tesis edilecek ormanlık alanlar” oluşturulması amaçlanıyor. Bu amaç teklifte “Sektörün ihtiyaç duyacağı karbon sertifikalarının ülkemiz kaynaklarından karşılanması ile birlikte karbon yutak ormanları kurularak verimli orman miktarının artırılmasının sağlanması amaçlanmaktadır” şeklinde belirtiliyor.
Bu ifade, teklifinin kimin için hazırlandığını ortaya koymaktadır. Suyu, havayı, toprağı kirleten sermayeye “karbon yutak alanları” olarak tahsis edilecek ormanlar karbon ticaretinin konusu haline getirilmek istenmektedir. “Verimli orman” nitelemesiyle kastedilen ise ağaç ve mobilya endüstrisine ucuz hammadde temini üzerinden hesaplanan “katma değer”dir.
İşgalcinin ‘mülkiyet hakkı’na yasal güvence
Orman arazilerine ilişkin tasarrufun temeline sermayenin ihtiyaçlarını yerleştiren bu yasa teklifi ile Saray düzeninin rantçı anlayışının bir sonucu olarak ortaya çıkan orman işgallerine de yasal güvence sağlanacak. Teklifin 14. maddesi ile 831 sayılı ‘Orman Kanunu’na ek madde eklenmesi planlanıyor. Bu ek madde ile Orman Kanunu ve Kadastro Kanunu ile OGM ve TKGM gibi farklı Kanun ve Kurum uygulamaları sonucunda Devlet ormanı olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan halen kişiler adına kayıtlı özel mülkiyet haline getirilen taşınmazların mevcut tapu kayıtlarının geçerli kabul edilmesi ya da iptal edilen tapuların iadesi sağlanacak.
Sermayenin, rantiyenin çıkarları doğrultusunda yapılacak bu yağma harekatı yasa teklifinde şöyle gerekçelendiriliyor: “Kanun teklifinin yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen veya tamamen kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde kalan yaklaşık 80 bin tapulu taşınmaz için tapu iptali ve tescili davaları açılması gerekmektedir. Bu tapu iptali davalarının akabinde, taşınmaz maliklerince tazminat davaları açılmakta, açılan tazminat davalarında taşınmazların gerçek rayiç değerinden daha fazla tazminata hükmedilmekte, vekâlet ücreti, icra vekâlet ücreti gibi yargılama giderleri sebebiyle bu miktar daha da artmakta ayrıca şahıslar bu taşınmazları kullanmaya da devam etmektedirler. Bu hususun da Hazine zararına sebebiyet verdiği görülmektedir. Bu doğrultuda, açılacak tapu iptal ve tescil davası ile tazminat davalarının önüne geçilmesi, tapu kayıtları geçerli kabul edilmek suretiyle mülkiyet hakkının korunmasının sağlanması ve yüksek miktarda tazminat bedeli ödenmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.”
Yeni talanın önü açılacak, 129 bin hektar orman yok olacak
Saray rejimi ormanı koruyup ormancılığı güçlendirmek yerine “mali tasarruf” adı altında devletin tazminat ve gider yükünü azaltmayı amaçladığı görüntüsüyle orman arazilerinde bugüne kadar gerçekleştirilen işgale yasal zemin sunmaktadır. Yeniden 2/B uygulaması yapılabilmesinin önünü açan bu düzenleme 1938’den bu yana yapılan tüm kadastro çalışmalarını değersizleştirmekte, yargı kararlarını işlevsizleştirmekte, yeni orman talanının önünü açmaktadır. Türkiye Ormancılar Derneği, teklifin yasalaşması durumunda 129 bin hektar orman alanının gözden çıkarılacağı uyarısında bulunuyor. 129 bin hektar yaklaşık 180 bin futbol sahası büyüklüğünde.
Bu düzenleme Anayasa’nın “Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez” hükmünün yer aldığı 169. maddesine açıkça aykırıdır. Bu teklifin kabul edilmesiyle orman statüsü kesinleşmiş alanların özel mülkiyete devrinin önü açılacak, ormanlara ilişkin anayasal koruma zırhı ise yasa yoluyla delinecektir.
Doğal yaşamın en temel bileşeni olan ormanlar halkındır. Orman arazilerini başta enerji ve maden şirketleri olmak üzere sermayenin ihtiyaçlarına göre düzenleyen, ortak kamu alanları üzerindeki işgale yasal güvence sağlayan ve yeni işgallerin önünü açan düzenlemeler derhal geri çekilmelidir.
Sedat Başkavak
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı
