Şık Makas İşçileri Meclis’te: Anayasal Haklarımız İçin Neden Direnmek Zorundayız?

Şık Makas İşçileri Meclis’te: Anayasal Haklarımız İçin Neden Direnmek Zorundayız?

Şık Makas İşçileri Meclis’te: Anayasal Haklarımız İçin Neden Direnmek Zorundayız?

EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile görüşmek için Tokat, İstanbul ve Çorlu’dan birleşerek Ankara’ya gelen Şık Makas işçileri Meclis’te basın toplantısı düzenledi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, DEM Parti Milletvekili Özgül Saki’nin de katıldığı basın toplantısında direnişinin 150. gününde olan işçiler de konuştu. 

İşçilerin Emeğiyle Büyüyen Şık Makas İşçilerin Haklarını Vermedi

Patronun üretimi ucuz işçi için Mısır’a taşımasıyla mağdur edilen Şık Makas işçileri direnişlerinin 150. gününde. Tokat, İstanbul ve Çorlu fabrikalarından işçiler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde buluştular. Ardından EMEP Milletvekili Sevda Karaca ile Meclis’te basın toplantısı gerçekleştirdiler. 

Şık Makas’ın binlerce işçinin emeğiyle büyüdüğüne dikkat çeken Karaca fabrikanın ihracat şampiyonu olduğunu ve İSO 500 listesinde yer aldığını hatırlatarak “Ama patron Kolunsağ, sıra işçinin hakkını ödemeye geldiğinde ortada yok. Mısır’a yatırım kararı alındı diye üç kentte binlerce işçi kapının önüne kondu. 12–18 ay taksit dayatıldı. ‘Kabul edersen alırsın’ denildi. Kabul edenlerin taksitleri iki yıl geçmesine rağmen ödenmedi. Kabul etmeyenler ise haksız kodlarla, tazminatsız, hatta çalıştıkları son ayların ücretleri dahi verilmeden işten çıkarıldı.” sözleriyle süreci anlattı ve işçilerin bulunduğu şehirde mücadelelerini sürdürdüğünü belirtti. 

Karaca’dan Erdoğan’a İşçilerle Yanıt

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işçilerle yaptığı iftarda “Emeğin hakkını verdik. Alın teri kurumadan emeğin karşılığını ödedik. İşçiler haklarını en çok AKP iktidarı döneminde kullanabildi.” sözlerine atıf yapan Karaca “Peki Tokat’ta 5 aydır direnen Şık Makas işçiler neden bunları yaşıyor? Şık Makas işçileri tazminatlarını alamazken, haksız kodlarla işten atılırken hangi ‘iş barışı’ndan söz ediliyor? Bugün tekstilde, metalde, belediyelerde binlerce işçi aylarca maaşını, yıllarca kıdem tazminatını bekliyor. Patron taksit dayatıyor, ödeme yapmıyor, iflas ilan edip ortadan kayboluyor. İşçi mahkeme kapısında sürünüyor. Bu mu hakkaniyet?” şeklinde sordu. 

Erdoğan’ın aynı konuşmadaki “Grev hakkını güçlendirdik” sözlerine de yanıt veren Karaca “Grevler bir gecede ‘milli güvenlik’ gerekçesiyle erteleniyor. Fiilen yasaklanıyor. Sendikalaşan işçiler kapının önüne konuyor. Kod sistemi patronun elinde silaha dönüşmüş durumda. ‘Kimsenin hakkının gasbedilmesine göz yummadık’ diyor. İşsizlik Fonu işçinin maaşından kesiliyor ama kaynak patrona teşvik olarak aktarılıyor. Devlet desteğiyle büyüyen şirketler üretimi Mısır’a kaydırıyor, işçiyi ortada bırakıyor. Buna karşı hangi yaptırım uygulandı? ‘Enflasyona ezdirmedik’ diyor. Resmi enflasyonun altında zam alan işçi ve emekli, her ay daha da yoksullaşıyor. Bayram ikramiyesiyle bir haftalık mutfak masrafı bile karşılanamıyor.

“İftar Sofralarında Anlatılan Fabrika Önündeki Gerçeğe Uymuyor”

Emeğin kutsal olduğu söylenirken emeğin hakkının sistematik biçimde gasp edildiğine vurgu yapan Karaca “Yasa var ama işçi için işlemiyor. Fon var ama işçiye değil patrona çalışıyor. Kağıt üstünde hak var ama kullanmak için yıllarca mücadele etmek gerekiyor. İftar sofralarında anlatılan tablo başka, fabrikaların önündeki gerçek başka.” sözlerini kaydetti. 

Yaşananların yalnızca bir şirketin sorunu olmadığına dikkat çeken Karaca, işçilerin taleplerini şu şekilde sıraları

  • Kıdem tazminatı hakkı gerçek anlamda güvenceye alınsın.
  • İşçilerin maaşlarından kesilen fondan patronlara teşvik aktarılmasına son verilsin.
  • İşçinin emeği ve kamu kaynaklarıyla büyüyen sermayenin yurtdışına kaçırılmasına karşı yaptırım uygulansın.
  • İşçiyi suçlu ilan eden kod sistemi değiştirilsin; işçinin beyanı esas alınsın.
  • Patronu değil işçiyi koruyan yasal düzenlemeler yapılsın.

İşçiler Çözüm Bekliyor

Karaca’nın ardından işçiler söz alarak sorunlarını ve taleplerini anlattı. Şık Makas Tokat fabrikasında çalışan Sefa Taştan maaşlarını alamadıkları için anayasal hakları olan iş bırakma eylemine katıldıklarını belirterek haksız kodlarla işten atıldıklarını belirterek “Bunun hesabını kimse korumayacak mı? İşçi haklarının hiçe sayılmasının bir yaptırımı olmayacak mı? Tazminat haklarımız yasal güvence altındayken neden biz 150 gündür savaşmak zorunda bırakılıyoruz?” diye sordu. Aynı mağduriyeti yaşayan Çorlu ve İstanbul’daki işçilerle birlikte direnerek kazanacaklarını vurgusunu yaptı. 

Şık Makas’ta 9 yıl çalışan Mine Ceylan, çocuğunun servis parasını ödeyemez hale geldiğini belirtip bir an önce soruna çözüm bulunmasını talep etti ve mücadeleye devam edeceklerinin altını çizdi. Züleyha Oruç ise eve ekmek götüremez hale geldiklerini, kiralarını ödeyemedikleri için evlerinden çıkarıldıklarını ifade ederek çocukların en basit ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını belirtti. Haklarını isteyen Oruç “Kimseye dilenmiyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz. Yılmayacağız” şeklinde konuştu. 

İstanbul fabrikasında çalışan 8,5 yıllık işçi Raşit Saydan da son 2 yılda ödemelerin gecikmeye başladığını ve işten ayrılırken tazminatlarının 8 takside bölündüğünü belirtirken şubatta ödenmesi gereken 60-70 bin lira yerine hesaplarına 3500 lira yatırıldığını anlatıp “Kredi kartlarımız yüzünden kara listeye girdik. Sesimizi duyan yok. Hepimiz kiradayız, çocuklarımızın yüzüne bakamıyoruz.” diyerek patronlar Ömer ve İsmail Kolunsağ’a seslendi. 

Saki “Tüm Kadın Hareketi Bu Mücadeleye Sahip Çıkmalı”

İşçilerin ardından söz alan DEM Parti Milletvekili Özgül Saki “Şık Makas işçileri örgütlü mücadele ile bu bütün emeğini patronun iki dudağı arasına bırakan, iktidar-patron iş birliğiyle tüm işçileri korkunç koşullarda çalışmak zorunda bırakan sistemin nasıl işlediğini çok defa gösterdi. Bunun için artık adım atılması ve dayanışmanın daha güçlü hale gelmesi gerekiyor. O yüzden de diyoruz ki Şık Makas işçilerinin şahsında tüm işçi sınıfının mücadele ile birleşerek bu hakların kazanılması için mücadeleye destek vermeye söz veriyoruz.” dedi.

8 Mart haftasında olduğumuzu hatırlatan Saki, “Şık Makas’ın kadın işçilerinin bu direnişteki rolü ayrıca konuşulmaya değer. Sermayenin ve iktidarın baskılarına karşı, cinsiyetçi bir şekilde mağdur edilmelerine ve vazgeçirilmeye çalışılmasına rağmen onlar buradalar. Birlikte direnişi örgütleyelim diyorlar. Bu çağrıya kadın hareketi ve feminist hareket sahip çıkmalı. Kadın emeği her yerde değerlidir ve iktidar da bunu görmek zorundadır.” dedi.

Baş “İktidara Güvenen Patronlar İşçi Sınıfının Gücünü Er Ya da Geç Görecek”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş işçilerin anlattıklarının herkesin hikayesi olduğunu belirterek “Bu ülkenin dört bir yanında milyonlarca işçi fabrikalarda, atölyelerde, madenlerde emek verdiği, alın teri döktüğü her yerde aslında aynı muameleyle karşı karşıya kalıyor. Şık Makas işçileri yalnızlık çemberini kırdılar. Örgütlendiler ve bu adaletsizliğe karşı haklarına sahip çıkma iradesi gösterdiler. Şık Makas işçilerinin mücadelesi Türkiye işçi sınıfının mücadelesidir. İşçiler hepimizin yaşadığı haksızlıklara, hukuksuzluklara, adaletsizliklere, anayasa tanımazlığa karşı hepimiz adına kavga ediyorlar. Eğer onlar kazanırsa tüm Türkiye işçi sınıfı kazanacak. Eğer patronlar Şık Makas işçilerine BİRTEK SEN’e diz çöktürmeyi başarırlarsa Türkiye işçi sınıfı her yerde aynı saldırılarla daha ağır biçimde karşı karşıya kalacak. Bu bilinçle bu direnişe yaklaşmak ve işçilerin mücadelesinin sonuna kadar yanında durmak gerekiyor.” dedi.

Patronlara seslenen Baş, “Eğer arkalarındaki o iktidara, paranın gücüne güveniyorlarsa er ya da geç işçi sınıfının ve dostlarının gücünü gösteririz. Bundan hiç kimse tereddüt etmesin. Bu direniş devam ettiği sürece Şık Makas işçilerinin her an ve istedikleri her yerde yanlarında durmaya ve bu mücadeleyi kazanana kadar sürdürmeye bir kez daha tüm kamuoyu önünde söz veriyoruz” dedi. 

Paylaş: