‘Süper talan’ yasa teklifi | Sevda Karaca: Yasayla ülkeyi maden savaşlarının taşeronu haline getirmek istiyorlar

‘Süper talan’ yasa teklifi | Sevda Karaca: Yasayla ülkeyi maden savaşlarının taşeronu haline getirmek istiyorlar

‘Süper talan’ yasa teklifi | Sevda Karaca: Yasayla ülkeyi maden savaşlarının taşeronu haline getirmek istiyorlar

‘Süper talan’ yasa teklifi görüşmelerinde konuşan EMEP Milletvekili Karaca, saldırıların sadece yerli sermaye değil emperyalist tekellerin de yönlendirdiği bir talan planı olduğunu söyledi.

AKP’nin meclise sunduğu, maden ve enerji projelerindeki izin süreçlerini kısaltarak enerji ve maden şirketlerinin talanı önündeki engelleri kaldıracak olan ‘süper talan’ yasa teklifi görüşmelerinde Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “Bugün Anadolu’nun dört bir yanında doğaya, emeğe ve yaşam alanlarına karşı yürütülen saldırıların gerisinde, yalnızca yerli sermaye değil, emperyalist madenci şirketlerin yönlendirdiği çokuluslu bir talan planı var. Bu yasayla Emperyalist rekabetin tetiklediği maden savaşlarının taşeronu haline getirmek istiyorsunuz bu ülkeyi” dedi.

Video link: https://twitter.com/i/status/1935902437946151047

Yaklaşık 24 saattir komisyonda yer alan Karaca, şunları kaydetti:

“Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri bugün Limak Holding ve IC İçtaş Holding’in ortak şirketi YK Enerji tarafından işletiliyor. Ne zamandır? 2014’te, yani kamunun malı olan santrallerin özelleştirilip özel sermayeye peşkeş çekildiği tarihten bu yana. O günden bugüne ne oldu?

12 yılda kamudan 12,5 milyar liralık ihale alan Limak Holding, bu ülkenin kaynaklarını cebine akıttı. Talan ettiği köylerdeki halkın, emeğini sömürdüğü işçinin cebinden çıkan vergi bunlara teşvik diye peşkeş çekildi. Aynı şirket, orman köylüsünün geçim kaynağını yok etti, zeytinlikleri söktü, üç köyü tamamen haritadan sildi, sekiz köyü parçalayarak yaşanmaz hale getirdi. Bu köylüleri ekmeğe muhtaç etti, sonra da ekmeğimizi suyumuzu o veriyor diye muhtaçlık ilişkisine soktu halkı. Yetmedi, bu talana itiraz eden halkı “provokatör” ilan etti.Yetmedi, işçilere “bak santral kapanırsa aç kalırsın” diyerek tehditle susturmaya çalıştı.”

Meselenin bir ormanı, bir santrali, bir enerji meselesini konuşmak değil, meselenin emeği ve doğayı karşı karşıya getirip, kazananı hep patron yapan düzenin kendisi olduğunu söyleyen Karaca, şöyle devam etti:

“Ne Akbelen Ormanı Limak’ın malıdır ne de orada çalışan işçiler Limak’ın rehinidir! İşçinin de, köylünün de hakkı sermayeye değil, bu halka aittir.  İkisini karşı karşıya getirmek, sadece sermayenin işine yarar. İşte bu yüzden bölmeye çalışıyorlar. Bakın, yıllardır Yatağan’da, Yeniköy’de, Kemerköy’de hep aynı senaryo yazılıyor. Kömür sahaları genişletiliyor. Zeytinlikler kesiliyor. Köyler boşaltılıyor. Köylüler çaresiz bırakılıyor. Yeni ucuz işçiler birikiyor.”

Hem yaşamı hem emeği savunuyoruz, diyen Karaca diğer konuşmasında da maddelerin sadece yer altı yer üstü kaynaklarını, kültür varlıklarının vahşice talanı değil, sermayenin hukuk katliamını da garanti altına alınan maddeler olduğunun altını çizdi.

Karaca, “Ama daha tehlikelisi ne biliyor musunuz? Bu yasa, bu maddesiyle halkın adalet arayışına doğrudan saldırı içeriyor. Mapeg’de olduğu gibi devletin kurumlarını sömürge madenlerinin kalkanı haline getiriyor.  ÇED süreçleri zaten birer harabeye dönüşmüş durumdaydı, ona bile tahammülünüz yok, beterini istiyor patronlar diye, yazmışsınız yazmışsınız. Hukuki öngörülebilirlik dediğiniz, vahşi madencilere hukuktan azade bir cennet kurmak. Bu maddeyle odalar, dernekler, yurttaşlar artık hangi madene izin verildiğini değil, hangi madene ‘Yanıt verilmediğini’ takip edecek. Peki, başvuruyu kim, nereden ve nasıl görecek? Yanıt yok!” dedi.

“Patronların hukukunu genişletiyor, halkın hukuk yolunu daraltıyorsunuz”

Karaca çevre davası açmak için az 100 bin lira gerektiğini; keşif masraflarının 180 bin TL’ye çıktığını söyleyerek, “Kanal İstanbul gibi büyük projelerde bu rakam 1 milyona yaklaşıyor. Bu ülkenin halkı, dağını, deresini, zeytinliğini savunmak için mahkemeye gidemez hale getiriliyor. Bu ülkede toprağını savunan köylünün emekli maaşı haczedildi emekli maaşı. Buna rağmen halk bu adalet mücadelesini verdi. Adalet aradı. Sadece doğaya değil, hukuku da kazma kürek dalıyorsunuz.  Ama yetmemiş. Patronların hukukunu genişletiyor, halkın hukuk yolunu daraltıyorsunuz” dedi.

Karaca itirazlarını belirterek, “Yani bu sadece bir süper talan düzenlemesi değil, süper bir adalet gaspıdır! Bu ülkede artık adalet yalnızca parası olanın ulaşabildiği bir ayrıcalıktır. İdare ve şirketlerle izinlere dair ihtilaf çıkınca aman ha yargıya gitmeyin, aman ha holdingler zaman kaybetmesin, cebinden para çıkmasın, tatlı tatlı halledelim diye bir kurul uydurulmuş. Kurulda halk yok, ama her şey sermaye için diyen bakanlar var.  Şirketler kazanıyor, halk hem doğasını kaybediyor, hem de adalet arayışı tümüyle ortadan kaldırılıyor. İşte biz buna itiraz ediyoruz! Burada milletin vekili olarak değil, çoğu bu alanda iş yapan patronlar olarak çıkarıyorsunuz bu yasayı. Bu yasa geri çekilmeli. Çevre davaları kamu davası sayılmalı. Keşif ve bilirkişi masrafları halkın değil, kamunun sorumluluğu olmalı. Bu memlekette hiçbir yurttaşın evi, bahçesi, zeytinliği, deresi, dağı; Cengiz’in, LİMAK’ın, Koç’un, Sabancı’nın kazancı için feda edilemez!” diye konuştu.

Paylaş: