Yeni Savaş Konseptine Hayır

Yeni Savaş Konseptine Hayır

Emek ve demokrasi güçlerinin tüm uyarılarına rağmen, AKP hükümetinin ısrarla sürdürdüğü dış politika ülkemizi uçurumun kenarına getirmiştir.

Suruç’ta 31 genci topluca katleden, 100’ün üzerinde insanın yaralanmasına neden olan bombalı saldırının ilk sonuçları ortaya çıkmaya başlamıştır.

İncirlik üssü IŞİD’e yönelik operasyonlarda ABD ve koalisyon güçlerinin kullanımına açılırken askerler ve emniyet güçleri IŞİD ile açık çatışmaya girmeye başlamış, içeride Kürtlere ve devrimci, demokrat kesimlere yönelik operasyonlara hız verilmiştir.

Yaşananlar Erdoğan ve AKP Hükümetinin dış ve dolayısıyla iç politikada yaşadığı çöküşten yeni bir savaş konseptiyle çıkmaya yöneldiğine işaret etmektedir.

AKP hükümeti, yeni bir savaş konseptiyle asıl olarak içerideki muhalefeti ezmenin, sindirmenin ve başta işçi sınıfı olmak üzere tüm hak ve özgürlükleri kısıtlamanın hesapları içindedir.

Helikopter destekli ev baskınları ve operasyonlarda 5000 polisin görev alması, 16 ilde yüzlerce kişinin gözaltına alınmış olması bunun en bariz kanıtıdır. Kelimenin tam anlamıyla bir “cadı avı” başlatılmıştır. Operasyon kapsamında İstanbul Bağcılar’da bir kişi de polis kurşunlarıyla katledilmiştir. Operasyonların hemen ardından açıklama yapan Başbakan Davutoğlu’nun “Kamu düzeni ne pahasına olursa olsun sağlanacak” sözleri, bundan sonra emek, demokrasi ve özgürlük güçlerine yönelik operasyonların artarak süreceğini göstermektedir.

Hükümetin komşu topraklara dönük yeni operasyonları gündeme getirdiği ve iç muhalefeti ezmeyi hedeflediği yeni strateji, Türkiye için bir çıkış olamayacağı gibi daha büyük belaların ve halklar için yeni acıların habercisidir.

Bu çerçevede son Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan “fiziki güvenlik önlemleri” bir çözüm değildir. Çünkü halklar arasına duvar örmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettiği “Her ne pahasına olursa olsun Suriye’nin kuzeyinde bir oluşuma izin vermeyiz” sözleri de burada anlam kazanmaktadır. Buradaki hedefin esas olarak Kürtler ve topraklarını IŞİD’e karşı savunan PYD olduğu son derece açıktır.

“IŞİD’e duvar örüyoruz” sözleri laf-ı güzaftan ibarettir. Çünkü IŞİD esas olarak duvarın Türkiye tarafında mevzilenmiş bulunmaktadır. Türkiye IŞİD’le mücadeleyi esas olarak kendi sınırları içinde yürütmeli ve bugüne kadar IŞİD’e verdiği desteği kesmelidir.

Türkiye, komşu ülkelere dönük askeri operasyonlarda yer almamalıdır. Komşu ülkelerle ilişkiler halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı ilkesi temelinde ele alınmalıdır.

Hükümetin ve devletin içine girdiği yönelim Türkiye’nin dış barışı kadar iç barışını da tehlikeye atmaktadır. Kürt sorununun demokratik çözümünü esas alan “müzakere süreci”ni yeniden işlevli kılacak adımlar derhal atılmalı, tahkim edilmiş bir ateşkes süreci devreye girmelidir. Hükümet başta olmak üzere, herkes yeni çatışmaları körükleyecek tutumlardan uzak durmalıdır.

Son olarak; partimiz Pazar günü İstanbul’da Barış Bloku’nun çağrısıyla düzenlenecek olan büyük barış yürüyüşüne işçi sınıfını, emekçileri ve tüm halkımızı en kitlesel şekilde katılmaya çağırmaktadır. Zira IŞİD barbarlığına ve hükümetin savaştan medet uman politikalarına karşı esas teminat barışın, kardeşliğin ve demokrasinin sesini yükselten halkımız olacaktır.

EMEK PARTİSİ

Genel Merkezi

Paylaş: