YOKSULLUĞA, ŞİDDETE, SÖMÜRÜYE, SAVAŞA KARŞI MÜCADELEMİZ VAR!
25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Gününü kadınların yoksulluk, işsizlik kıskacında şiddete daha açık hale getirildiği koşullarda karşılıyoruz.
Evde, iş yerlerinde, sokakta, okulda, toplu taşımada, her yerde kadına yönelik şiddet devam ediyor. 2023 yılında şimdiye kadar 335 kadın öldürüldü. Pek çok kadın cinayeti davasında yine haksız tahrik indirimleri uygulandı.
Ancak kadınlar cezasızlık politikalarının karşısına kadın cinayeti ve çocuk istismarı davalarını ısrarla takip ettiler, adaletin sağlanması için mücadele etti. Hiranur Vakfı istismar davası da bunun en önemli örneği, yandaş medyanın kara propagandasına rağmen failler indirimsiz ceza aldı.
Meclis kadın düşmanı partilerle dolu. Üç eşli olan ve bunu açıkça ifade eden milletvekilinin olduğu AKP ve müttefikleri; nafaka hakkına, şiddetten kadınları koruyan 6284 Sayılı Kanun’a saldırı hazırlıkları yapıyor. Kadın kazanımları olan tüm temel yasalar, iktidarın düzenlendiği aile çalıştaylarında, aile şuralarında, seçim beyannamelerinde hedefe konuldu.
Kadınlar, açıldığı ilk gün Meclis koltuklarını doldurdu ve “Kadınların haklarına ve hayatlarına dokunmayın, gözümüz üzerinizde” dediler. “Aile Hukukunun tüm yasal kazanımlarının yok edilerek yeniden düzenlenmesine izin vermeyeceğiz” sesleri yükseldi dört bir yandan.
AKP iktidarı; esnek, güvencesiz, üç kuruşa çalışmayı “aile yaşamı ile iş yaşamının uyumlaştırılması” olarak tanımlıyor. Orta Vadeli Program ve 12. Kalkınma Planında kadın istihdamı bu şekilde yer buldu. “Kadının esas görevi anneliktir” yaklaşımıyla kadınlara statü biçiliyor ve kadınların istihdam biçimi bu çerçevede güvencesizleştiriliyor. İşyerlerinde üretim baskısı, mobbing, taciz ve şiddet giderek artıyor. 2023 yılında 136 kadın iş cinayetinde hayatını kaybetti.
Kadınlar güvencesizlik değil, güvenceli iş, ücretsiz kreş, bakımevi, eşit işe eşit ücret, geçinilebilecek bir ücret, insanca çalışma koşulları talep ediyor. İşyerleri direnişlerinde kadınları hep en önde; Sputnik’te, Cargill’de, Corning’de… Eşit işe eşit ücret mücadelesi uzun yıllardır dünyanın her yerinde sürüyor, Finlandiya’dan İsviçre’ye aynı talebi büyütüyor kadınlar.
“Genç yaşta evlenin, birçok çocuk doğurun, genç nüfusa ihtiyacımız var” diyorlar. Gençlere 150 bin liralık evlilik kredisi yasasını büyük bir hizmet olarak sundular. Oysa ülkenin çeşitli yerlerinden genç intiharı haberleri geliyor. Yurt asansörleri cinayet aleti haline gelmiş durumda. Ne “evlen” dediği gencin geleceğini ne “doğurun” dediği çocuğun yaşamını garanti altına alıyorlar.
KYK yurtlarında aç kalmamak, sağlıksız koşullarda barınmamak ve ölmemek için genç kadınlar seslerini tüm ülkeye duyurdular. Eğitim hakkı çocukların elinden alınmasın, 6 yaşında evlendirilmek kız çocuklarının kaderi olmasın, parasız nitelikli bilimsel anadilinde eğitim tüm çocukların hakkı olsun haykırışları ülkenin dört bir yanında. Okullarda 1 Öğün Ücretsiz Sağlıklı Yemek Her Çocuğun Hakkı kampanyası sürüyor.
Göç yollarına düşmek zorunda kalan, ülkesini, evini, işini, tüm hayatını ardında bırakarak gelen göçmen kadınlar şiddetin, yoksulluğun, ayrımcılığının en yoğun halini yaşıyor. Ucuz işgücü olarak merdiven altı işyerlerinde kayıt dışı çalışmak, tarım işçisi olarak neredeyse karın tokluğuna hayat sürdürmeye çalışmak onların payına düşüyor. Geri Gönderme Merkezleri ise adeta işkence merkezlerine dönüşmüş durumda.
“Göçmen kadınlar kız kardeşlerimiz” diyor kadınlar. Geri gönderilmek istenen kız kardeşlerini yalnız bırakmıyor. El ele omuz omuza işyerlerinde mücadele ediyorlar.
Kürt kadınları şiddetin, işkencenin, siyasi baskıların en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor. AKP iktidarının bölgede uyguladığı politika, kayyımlar atanan belediyeler, kapatılan kadın dernekleri, her gün polis baskını yaşanan kurumlar anlamına geldi. Çok sayıda Kürt kadın siyasetçi halen cezaevinde iken Kürt kadınları giderek ağırlaşan ve derinleşen yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik ile mücadele etmeye çalışıyor.
Kürt kadınları baskılara karşı ana dilinde türkülerini inatla söylemeye devam ediyorlar. Özgürlük ve barışın sesi olmaya inat ve ısrarla sürdürüyorlar.
Emperyalistlerin dünyayı paylaşma ve dizayn etme kavgası Ukrayna’da halen süren bir savaşa neden olmuşken, İsrail barbarlığı, şiddeti, zulmü Filistin topraklarında devam ediyor. Hastanelerin, mülteci kamplarının, evlerin bombalandığı, binlerce kişinin evsiz ve işsiz kaldığı, barınacak bir yer bulamadığı Gazze kadınlar ve çocuklar için cehenneme dönmüş durumda.
Dünyanın dört bir yanından Gazze için Filistin için sesler yükseliyor. Kadınlar barış ve özgürlük talep eden bu eylemlerin en önünde. İşinden olma, sürgün edilme pahasına Avrupa’daki eylemlere katılan milyonlarca kadının kalbi Gazze için atarken barışın nasıl bir ihtiyaç olduğunu tüm dünya bir kez daha görüyor.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Gününde kadınlar hayatın her alanında yürüttüğü mücadeleyle karşılıyor. İşyerlerinde, semtlerde, emekçi mahallelerinde, fabrikalarda kadınların hakları ve hayatları için kurdukları mücadeleyi adım adım örerken AKP iktidarına “elinizi kadınların haklarından çekin” diye sesleniyor.
İktidarın baskıları varsa, sömürü ve yağma düzeni varsa, kazanılmış haklara yönelimi varsa kadınların da mücadelesi var, birliği var. Sokak sokak, atölye atölye, işyeri işyeri, okul okul mücadeleyi birlikte öreceğiz.
Biz kazanacağız. Kadınlar Kazanacak.
EMEK PARTİSİ
Genel Merkezi
